İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Tahran'ın ABD'den Kasım başında yapılacak ara seçimlerden önce mutabakat muhtırasına (MoU) geri dönmesini istediğini açıkladı. Pezeşkiyan'ın bu çağrısı, İran'ın nükleer programına yönelik müzakerelerde zamanın daraldığına işaret ediyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın 2018'de anlaşmadan çekilmesinin ardından taraflar arasındaki güven bunalımı sürüyor.
İran'ın talebi ve arka planı
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin ABD'den mutabakat muhtırasına (Memorandum of Understanding - MoU) geri dönmesini beklediğini, bunun için de Kasım başındaki ABD ara seçimlerini işaret etti. Pezeşkiyan'a göre, Tahran Washington'dan somut adım bekliyor ve bu adımın seçim öncesi atılması, görüşmelerin geleceği açısından kritik.
Mutabakat muhtırası, taraflar arasında bağlayıcı olmayan ancak niyet beyanı niteliği taşıyan bir belge. İran, 2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) çerçevesinde ABD ile doğrudan müzakereler yürütmüştü. Ancak 2018'de dönemin ABD Başkanı Donald Trump'ın anlaşmadan çekilmesi ve yeniden yaptırımları devreye sokmasıyla süreç raydan çıktı.
İran, anlaşmadan beklediği ekonomik faydayı göremeyince uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırdı ve denetimlerin kapsamını daralttı. Tahran yönetimi, özellikle Pezeşkiyan'ın göreve gelmesiyle birlikte Batı ile ilişkileri onarma sinyali vermişti. Ancak İran'ın nükleer tesislerine yönelik İsrail ve ABD kaynaklı olduğu iddia edilen saldırılar, süreci yeniden gerginleştirdi. Pezeşkiyan'ın son açıklaması, İran'ın diplomasi kapısını tamamen kapatmadığını, ancak ABD'den önce adım beklediğini gösteriyor.
Uzmanlara göre, ABD yönetimi içinde İran ile yeni bir anlaşma yapılmasına karşı direnç var. Özellikle Kongre'deki Cumhuriyetçiler, İran'a yönelik yaptırımların hafifletilmesine karşı çıkıyor. Bu nedenle Pezeşkiyan'ın çağrısı, ABD'de seçim takvimiyle de yakından ilişkili. Kasım başındaki ara seçimler, Biden yönetiminin İran politikasını şekillendirecek önemli bir eşik olarak görülüyor.
İran tarafı, mutabakat muhtırasının imzalanması halinde nükleer programında daha şeffaf adımlar atabileceğini ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile işbirliğini artırabileceğini belirtiyor. Ancak Tahran, önce ABD'nin yaptırımları askıya almasını ve mevcut anlaşma çerçevesine dönmesini istiyor. Bu talep, İran'ın "önce adım atma" politikasının bir yansıması.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın nükleer programı, Orta Doğu'da güç dengesini doğrudan etkiliyor. İsrail, İran'ın nükleer silah edinmesini kırmızı çizgi olarak görüyor ve askeri seçeneği masada tutuyor. Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri de İran'ın nükleer kapasitesini yakından izliyor. ABD'nin İran ile yeni bir anlaşma yapması, bölgesel güvenlik mimarisini yeniden şekillendirebilir.
Rusya ve Çin, İran'a yönelik yaptırımların kaldırılmasını destekliyor. Her iki ülke de İran ile ekonomik ilişkilerini genişletmek istiyor. Bu durum, ABD'nin İran politikasını belirlerken küresel rekabeti de hesaba katmasını gerektiriyor. Avrupa Birliği ise JCPOA'yı canlandırmak için diplomatik çabalarını sürdürüyor, ancak ABD'nin katılımı olmadan bu çabalar sınırlı kalıyor.
İran'ın çağrısı, aynı zamanda ülke içindeki ekonomik sıkıntılarla da ilgili. Yaptırımlar nedeniyle İran ekonomisi ciddi baskı altında; enflasyon yüksek, işsizlik artıyor. Pezeşkiyan, yaptırımların kaldırılması halinde ekonomik rahatlama sağlanacağını ve halkın refahının artacağını savunuyor. Bu nedenle Tahran, ABD'den gelecek olumlu bir adımı iç politikada da koz olarak kullanmayı hedefliyor.
Ancak ABD'de seçim atmosferi, İran ile anlaşma yapılmasını zorlaştırıyor. Başkan Biden, Cumhuriyetçilerin eleştirilerine maruz kalmamak için temkinli davranıyor. İran'ın talebi, ABD yönetimini zor bir denkleme sokuyor: ya seçim öncesi cesur bir adım atacak ya da süreç belirsizliğe sürüklenecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran ile ABD arasındaki nükleer müzakereler, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, komşusu İran ile ticari ve enerji ilişkilerini sürdürürken, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarına da uymak zorunda kalıyor. Olası bir anlaşma, İran'a uygulanan yaptırımların kalkmasıyla Türkiye-İran ticaretini canlandırabilir ve bölgesel gerilimi azaltabilir. Ayrıca Türkiye, İran'ın nükleer programının barışçıl olduğunu ve diplomasiyle çözülmesi gerektiğini savunuyor. ABD'nin mutabakat muhtırasına dönmesi, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü de güçlendirebilir. Ancak sürecin tıkanması, bölgede yeni bir askeri krize yol açabilir; bu da Türkiye'nin güvenliği için risk oluşturur.