İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Orta Doğu'da devam eden çatışmaların çevre üzerindeki yıkıcı etkilerini 'ekokırım' olarak tanımladı. Pezeşkiyan, bölgesel savaşların yol açtığı çevresel tahribatın uluslararası düzeyde ele alınması gerektiğini vurgulayarak, bu durumun sadece savaşın yaşandığı ülkeleri değil, tüm bölgeyi ve dünyayı tehdit ettiğini belirtti. Açıklama, Middle East Eye'ın canlı blog güncellemesinde yer aldı.
Çevresel Yıkımın Boyutları ve Pezeşkiyan'ın Çağrısı
Pezeşkiyan, yaptığı açıklamada, bölgedeki savaşların su kaynakları, toprak ve hava kalitesi üzerinde geri dönüşü olmayan hasarlara yol açtığını ifade etti. Özellikle Gazze, Lübnan, Suriye, Yemen ve Irak gibi çatışma bölgelerinde altyapının çökmesi, kimyasal ve ağır metal kirliliği, ormansızlaşma ve biyolojik çeşitliliğin yok olması gibi sorunların altını çizdi. İran Cumhurbaşkanı, bu tahribatın 'ekokırım' (ekolojik soykırım) olarak nitelendirilmesi gerektiğini söyleyerek, uluslararası hukukta yeni bir suç tanımı yapılması çağrısında bulundu.
Uzmanlar, bölgesel savaşların çevresel etkilerini uzun süredir dile getiriyor. Örneğin, Suriye iç savaşında petrol rafinerilerinin bombalanması ve kimyasal silah kullanımı geniş çaplı toprak ve su kirliliğine neden oldu. Yemen'de Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun hava saldırıları, tarım arazilerini ve su altyapısını tahrip etti. Gazze'de ise İsrail'in yoğun bombardımanı, hava, su ve toprak kirliliğini had safhaya çıkardı; BM raporları, Gazze'nin büyük bölümünün yaşanmaz hale geldiğini gösteriyor. Pezeşkiyan'ın açıklamaları, bu tür ekolojik yıkımların sistematik bir şekilde ele alınması gerektiğini vurguluyor.
İran Cumhurbaşkanı ayrıca, çevresel tahribatın savaş sonrası yeniden yapılanma süreçlerinde göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti. Pezeşkiyan, bölgesel işbirliği ve uluslararası fonlar aracılığıyla çevresel restorasyon projelerinin desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Ancak, İran'ın kendisi de çevresel sorunlarla boğuşuyor; ülkede su kıtlığı, hava kirliliği ve kuraklık ciddi boyutlarda. Bu nedenle, Pezeşkiyan'ın çağrısı, İran'ın kendi çevre politikalarıyla da tutarlılık göstermesi açısından dikkat çekici.
Bölgesel ve Küresel Yankılar
Pezeşkiyan'ın 'ekokırım' vurgusu, Orta Doğu'da çevresel adaletin giderek daha fazla konuşulduğu bir döneme denk geliyor. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), silahlı çatışmaların çevresel etkilerine dair raporlarında, savaşların ekosistemler üzerindeki uzun vadeli yıkımına dikkat çekiyor. Ancak, 'ekokırım' terimi henüz uluslararası hukukta bağlayıcı bir suç olarak tanınmış değil. Roma Statüsü'ne eklenmesi yönünde çabalar sürüyor; bazı ülkeler ulusal mevzuatlarında ekokırım suçuna yer veriyor. Pezeşkiyan'ın bu çağrısı, gelecekteki olası bir uluslararası anlaşmaya zemin hazırlayabilir.
Bölgesel aktörlerin tepkileri henüz netleşmiş değil. İsrail, Pezeşkiyan'ın açıklamalarını İran'ın kendi çevre sicilini gölgeleme çabası olarak görebilir. Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri ise çevresel taahhütlerini artırma yönünde adımlar atabilir. ABD ve Avrupa Birliği, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri nedeniyle İran ile ilişkilerinde mesafeli dursa da, çevresel konularda işbirliği kanalları açık tutulabilir. Çin ve Rusya ise, İran ile yakın ilişkileri çerçevesinde çevresel restorasyon projelerine finansman sağlayabilir.
Pezeşkiyan'ın açıklaması, İran'ın dış politika söyleminde çevresel diplomasiyi öne çıkarma çabası olarak da yorumlanabilir. İran, uzun süredir uluslararası yaptırımlar altında ve ekonomik olarak zor durumda. Çevre konuları, İran'ın uluslararası toplumla diyalog kurabileceği nadir alanlardan biri. Bu tür açıklamalar, İran'ın bölgesel liderlik iddiasını güçlendirmeye ve uluslararası arenada meşruiyet kazanmaya yönelik bir hamle olarak görülebilir. Ancak, İran'ın kendi çevre sorunlarına (örneğin, Urmiye Gölü'nün kuruması, hava kirliliği) yönelik eleştiriler, bu tür girişimlerin inandırıcılığını sorgulatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Orta Doğu'daki çatışmaların çevresel etkilerinden doğrudan etkilenen ülkeler arasında. Sınır komşusu Suriye ve Irak'taki savaşlar, Türkiye'nin su kaynakları ve hava kalitesi üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor; Fırat ve Dicle nehirlerindeki kirlilik ve azalma, Türkiye'nin güneydoğusundaki tarımı tehdit ediyor. Pezeşkiyan'ın 'ekokırım' çağrısı, Türkiye'nin bölgesel çevre diplomasisinde aktif rol alması için bir fırsat olabilir. Türkiye, İran ile sınırlı da olsa çevre işbirliğini geliştirebilir ve bölgesel çevresel restorasyon projelerinde arabuluculuk yapabilir. Ayrıca, Türkiye'nin kendi çevre sorunları (iklim değişikliği, su kıtlığı) göz önüne alındığında, bu tür girişimler Ankara'nın uluslararası iklim müzakerelerindeki konumunu güçlendirebilir. Ancak, İran ile ilişkilerdeki mevcut gerginlikler (Suriye ve Irak'taki etki alanı rekabeti) işbirliğini zorlaştırabilir.