İran, Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin 19 Mayıs 2024'teki helikopter kazasında hayatını kaybetmesinin ardından düzenlenen cenaze törenlerinde, yabancı devlet adamlarına hediye edilen Kur'an-ı Kerim ayetleriyle dikkat çeken bir diplomatik manevraya imza attı. Tahran yönetimi, üst düzey katılımcılara farklı surelerin yer aldığı özel baskı Kur'an nüshaları sunarak hem müttefiklerini hem de rakiplerini hiyerarşik bir sıraya koydu ve Suudi Arabistan'a doğrudan bir mesaj gönderdi. Bu uygulama, İran'ın geleneksel "cenaze diplomasisi" anlayışının en somut örneklerinden biri olarak kayıtlara geçti.
Gelişmenin arka planı: Kim hangi ayeti aldı?
İran devlet televizyonu ve resmi ajansların aktardığına göre, Reisi'nin memleketi Meşhed'deki İmam Rıza Türbesi'nde düzenlenen anma töreninde, yabancı heyet başkanlarına bizzat dini lider Ayetullah Ali Hamaney'in talimatıyla hazırlanan Kur'an nüshaları takdim edildi. Her ülkeye verilen ayet, o ülkeyle ilişkilerin niteliğine göre özenle seçilmişti.
En üst düzey muamele, İran'ın en yakın müttefiki sayılan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'a yapıldı. Esad'a hediye edilen nüshada, İsra Suresi'nin 81. ayeti yer alıyordu: "De ki: Hak geldi, batıl yok oldu. Zaten batıl yok olmaya mahkumdur." Bu ayet, İran'ın bölgede 'direniş ekseni' olarak adlandırdığı ittifakın ideolojik zeminini pekiştiren bir mesaj olarak yorumlandı.
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani'ye ise Fetih Suresi'nin 1-3. ayetleri hediye edildi. "Biz sana apaçık bir fetih verdik" diye başlayan bu ayetler, İran'ın Irak'taki nüfuzunu ve iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı vurgulamak için seçildi. Lübnan Hizbullah hareketinin temsilcisi Naim Kasım'a da benzer şekilde "zafer" temalı ayetler sunuldu.
Dikkat çeken bir diğer isim ise Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed es-Sani oldu. Emir'e, İhlas Suresi hediye edilerek Katar'ın İran'la olan pragmatik ilişkisine işaret edildi. İhlas Suresi'nin tevhit vurgusu, iki ülke arasındaki mezhepsel farklılıklara rağmen iş birliği mesajını güçlendirdi.
Bölgesel veya küresel boyut: Suudi Arabistan'a gönderilen mesaj
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman adına törene katılan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan'a sunulan Kur'an nüshası, İran'ın diplomatik sinyalini en net şekilde ortaya koydu. Suudi heyete, Al-i İmran Suresi'nin 103. ayeti hediye edildi: "Hepiniz Allah'ın ipine sımsıkı sarılın, parçalanmayın." Bu ayet, İran'ın Suudi Arabistan'la son dönemde başlayan normalleşme sürecine vurgu yaparken, bölgesel ihtilaflara karşı "birlik" çağrısı olarak okundu. Uzmanlara göre, Tahran yönetimi bu seçimle Riyad'a "geçmişi geride bırakma" mesajı verirken, aynı zamanda Çin arabuluculuğunda imzalanan anlaşmanın ardından ilişkilerin istikrarlı bir şekilde ilerlemesi gerektiğini hatırlattı.
Öte yandan, Batılı ülkelerin temsilcilerine daha kısa ve daha az sembolik ayetlerin seçilmesi dikkatlerden kaçmadı. Örneğin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in temsilcisine verilen nüshada Nasr Suresi yer alırken, Avrupa Birliği temsilcisine ise tarafsız bir mesaj içeren Felak Suresi takdim edildi. Bu da Tahran'ın Batı'yla ilişkilerde henüz sıcak bir adım atmadığını gösterdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın bu diplomatik hamlesi, Türkiye'nin bölgedeki konumunu doğrudan etkileyebilecek bir mahiyet taşıyor. Suudi Arabistan'la normalleşme sürecini hızlandıran Tahran, bu sayede Riyad'ın Ankara'yla olan rekabetini dengelemeye çalışıyor. Türkiye açısından endişe verici olan, İran'ın Suriye ve Irak'taki nüfuzunu Kur'an ayetleriyle meşrulaştırma çabasıdır. Bu durum, Suriye'de siyasi çözüm arayan Türkiye'nin elini zayıflatabilir. Ayrıca, Katar'a İhlas Suresi hediye edilmesi, Doha-Tahran yakınlaşmasının Ankara'nın Körfez politikalarını nasıl etkileyeceği sorusunu akıllara getiriyor. Türkiye, İran'ın cenaze diplomasisinde kullandığı dini referansların bölgesel rekabette bir araç haline gelmesine karşı kendi diplomatik dilini güçlendirmek zorunda kalabilir.