İran, uluslararası alanda birlik ve beraberlik mesajı verirken, iç politikada muhalefete yönelik baskıları yoğunlaştırıyor. Tahran yönetimi, son haftalarda ülke genelinde gösteri ve protestoları bastırmak için güvenlik güçlerini harekete geçirdi. İnsan hakları örgütleri, 2024 yılı başından bu yana yüzlerce kişinin gözaltına alındığını ve ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamaların arttığını rapor ediyor. Bu durum, İran'ın bölgesel ve küresel sahnede sergilediği güçlü duruşun içteki kırılganlıkları gizleme çabası olarak yorumlanıyor.
Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası baskı dalgası
12 Haziran 2024'te erken seçimle göreve gelen Cumhurbaşkanı Muhammed Mukim'in zafer konuşmasında 'ulusal diyalog' ve 'toplumsal barış' vurgusu yapmasına rağmen, sahada durum farklı. Reformist kanadın kazanmasıyla başlangıçta bir rahatlama beklenirken, muhafazakâr kesim ve Devrim Muhafızları'nın etkisiyle güvenlik politikaları gevşemedi. Aksine, özellikle Kürt ve Beluç bölgelerinde etnik milliyetçi hareketlerin bastırılması için operasyonlar arttı. İran İnsan Hakları Merkezi'ne göre, seçimlerden bu yana en az 14 idam gerçekleştirildi ve 200'den fazla siyasi tutuklu bulunuyor.
İran'da ekonomik krizin derinleşmesi, yaptırımların etkisi ve artan işsizlik, toplumsal huzursuzluğu körüklüyor. Genç nüfus arasında yaygınlaşan 'Hayır, yeter' protestoları, rejimin temel dinamiklerini sorgulamaya başladı. Hükümet, bu durumu 'dış mihrakların oyunu' olarak nitelendirirken, güvenlik güçleri göstericilere karşı sert müdahalede bulunuyor. 2024 Ağustos'unda başkent Tahran'da düzenlenen bir gösteride 3 kişinin hayatını kaybetmesi, uluslararası kamuoyunda tepki çekti. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, İran'ı 'orantısız güç kullanımı' konusunda uyardı.
Dış politikada meydan okuma, içte kırılganlık
İran yönetimi, dış politikada özellikle ABD ve İsrail'e karşı sert söylemini sürdürüyor. Devrim Muhafızları'nın nükleer program ve bölgesel vekil güçler üzerindeki kontrolü, Tahran'ın uluslararası alandaki pazarlık gücünü artırıyor. Ancak içerideki baskıcı politikalar, rejimin meşruiyetini aşındırıyor. İranlı siyaset bilimci Dr. Ali Rıza Nevai'ye göre, 'Rejim, dış tehditleri abartarak iç muhalefeti bastırmak için bir bahane yaratıyor. Bu strateji kısa vadede işe yarasa da uzun vadede toplumsal patlamaya yol açabilir.'
İran'da kadın hakları savunucuları, öğrenci grupları ve işçi sendikaları, hükümetin 'birleşik cephe' söylemine rağmen seslerini yükseltmeye devam ediyor. Özellikle 'Örtü Devriyesi' uygulamalarına karşı başlatılan kampanyalar, sosyal medyada geniş yankı buluyor. Bu durum, rejimin kendi tabanında bile sorgulanmasına neden oluyor. Dini lider Hamaney'in son konuşmasında 'iç düşmanlara' karşı uyarıda bulunması, rejimin endişesini ele veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki iç siyasi gelişmeler, Türkiye için yakından izlenmesi gereken bir konu. İran'da yaşanacak istikrarsızlık, başta enerji ithalatı ve sınır güvenliği olmak üzere Türkiye'yi doğrudan etkileyebilir. Özellikle Irak ve Suriye'deki İran varlığı, Ankara ile Tahran arasında zaman zaman gerilim yaratıyor. Ayrıca, İran'da demokratik taleplerin artması, bölgedeki diğer otoriter rejimleri de etkileyebilir. Türkiye, İran'daki insan hakları ihlallerine karşı temkinli bir duruş sergilerken, ekonomik çıkarlarını da korumaya çalışıyor. İran'la ticaret hacminin artırılması hedefi, siyasi baskılar nedeniyle sekteye uğrayabilir. Ankara'nın, Tahran'daki gelişmeleri diplomatik kanallarla yönetmesi bölgesel denge açısından kritik öneme sahip.