ABD yönetimi, İsrail'in İranlı üst düzey yetkililere suikast düzenleme olasılığına karşı Tahran'ı uyardı. Amerikalı yetkililere göre, Washington özellikle İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin hedef alınabileceğinden endişe ediyor. Bu gelişme, İran ile Batı arasında nükleer müzakerelerin yeniden başlamasına yönelik çabaların sürdüğü bir dönemde ortaya çıktı. ABD, İsrail'in olası bir saldırısının bölgede geniş çaplı bir çatışmayı tetikleyebileceği konusunda uyarıda bulunurken, İranlı yetkililer de benzer endişeleri dile getiriyor. Olay, Orta Doğu'daki hassas dengeleri bir kez daha gözler önüne seriyor.
Gelişmenin arka planı
ABD istihbarat birimleri, İsrail'in İran'ın nükleer programına yönelik artan endişeleri nedeniyle İranlı siyasi figürleri hedef alabileceği yönünde raporlar hazırladı. Özellikle İran'ın nükleer müzakerelerdeki kilit isimleri olan Galibaf ve Arakçi'nin suikast listesinde olduğu belirtiliyor. İsrail, uzun süredir İran'ın nükleer faaliyetlerini engellemek için istihbarat operasyonları ve suikastler düzenlemekle biliniyor. 2020 yılında İranlı nükleer bilim insanı Muhsin Fahrizade'nin öldürülmesi, bu tür eylemlerin en bilinen örneklerinden biri. ABD'nin uyarısı, İran'la nükleer anlaşmaya geri dönme çabalarını baltalamamak ve bölgesel bir savaşı önlemek amacı taşıyor. Beyaz Saray, İsrail'e bu tür operasyonların kabul edilemez olduğunu ve ABD'nin desteğini alamayacağını iletti.
İran tarafı ise bu uyarıları ciddiye aldığını belirterek, herhangi bir saldırıya misilleme yapılacağını duyurdu. Tahran yönetimi, BM Güvenlik Konseyi'ne bir şikâyet mektubu göndererek İsrail'in olası saldırılarına karşı uluslararası toplumu uyardı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, “Müzakerecilerimiz uluslararası hukuk tarafından korunmaktadır. Onlara yönelik herhangi bir saldırı, savaş suçu teşkil eder” dedi. Öte yandan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran'ın nükleer silah üretme kapasitesine sahip olmasına izin vermeyeceklerini yineleyerek, “İran'ın nükleer programını durdurmak için her türlü seçeneğin masada olduğunu” söyledi.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu gerilim, İran ile Batı arasında nükleer müzakerelerin yeniden başlamasına yönelik çabaların sürdüğü bir dönemde yaşanıyor. ABD, eski Başkan Donald Trump döneminde tek taraflı olarak çekildiği nükleer anlaşmaya geri dönmek istiyor. Ancak İran, anlaşmanın yeniden canlandırılması için öncelikle yaptırımların kaldırılmasını şart koşuyor. İsrail ise anlaşmayı “kötü bir anlaşma” olarak nitelendiriyor ve İran'ın nükleer programını tamamen durdurmasını talep ediyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkeleri de İran'ın nükleer faaliyetlerinden endişe duyuyor. ABD'nin uyarısı, bölgede daha geniş çaplı bir çatışmayı önlemeyi amaçlarken, İran'ın nükleer krizi çözme çabalarına da ivme kazandırabilir. Uzmanlar, İsrail'in olası bir suikast girişiminin İran'ı nükleer programını daha da hızlandırmaya itebileceğini belirtiyor.
Öte yandan, bu gelişme, ABD-İsrail ilişkilerinde de bir gerilime neden olabilir. Biden yönetimi, İsrail'in bağımsız askeri operasyonlarına genellikle yeşil ışık yakmamakla birlikte, İran konusunda İsrail'in endişelerini anlıyor. Ancak, doğrudan bir saldırı durumunda ABD'nin bölgeden çekilmesiyle sonuçlanabilecek bir kriz senaryosu da masada. Rusya ve Çin, İran'ı desteklerken, Avrupa Birliği ise tansiyonun düşürülmesi çağrısı yapıyor. İran, son dönemde Rus yapımı hava savunma sistemleri alarak savunma kapasitesini artırmaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu olması ve iki ülke arasında son dönemde artan ticari ilişkiler nedeniyle bu gelişmeden doğrudan etkilenecektir. Olası bir çatışma Türkiye'nin güneydoğu sınırında istikrarsızlık yaratabilir. Ayrıca, Türkiye İran'a yönelik yaptırımlara uymamakta ve enerji ithalatında İran'a bağımlıdır. Ankara, nükleer müzakerelerin barışçıl yollarla çözülmesini desteklemekte ve bölgesel savaşa karşı çıkmaktadır. Türkiye'nin İran ile Irak ve Suriye'deki güvenlik iş birliği de bu gerilimden etkilenebilir. Dolayısıyla, Türkiye'nin hem ABD hem de İran ile diyalog kanallarını açık tutarak çatışmayı önlemeye çalışması beklenir.