İran, İsrail'in Beyrut'a düzenlediği hava saldırısının, Tahran ile Washington arasında yürütülen kritik bir anlaşmayı raydan çıkarabileceği uyarısında bulundu. Pazar günü İsrail'in kuzeyine yönelik bir insansız hava aracı saldırısı, bir dizi misillemeyi tetikledi: İsrail, Lübnan'ın başkenti Beyrut'taki Hizbullah hedeflerini vurdu ve İran şimdi karşı saldırı tehdidinde bulunuyor. Bu gelişme, ABD ile İran arasında uzun süredir devam eden ve bölgesel istikrarı sağlamayı amaçlayan müzakerelerin tam ortasında gerçekleşti. Uzmanlar, tırmanan bu gerilimin, her iki tarafın da masadan kalkmasına yol açabileceğini belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı: Saldırılar ve Misillemeler
Pazar sabahı erken saatlerde, kimliği belirsiz bir insansız hava aracı, İsrail'in kuzeyindeki bir askeri noktayı hedef aldı. Saldırıda can kaybı yaşanmazken, İsrail hükümeti hemen Hizbullah'ı sorumlu tuttu ve misilleme yapma kararı aldı. İsrail savaş uçakları, birkaç saat sonra Beyrut'un güney banliyösünde bulunan Hizbullah'a ait olduğu belirtilen bir binayı vurdu. Bu bölge, Hizbullah'ın kalbinin attığı yer olarak biliniyor ve daha önce de İsrail saldırılarına hedef olmuştu. Saldırıda üç kişi yaşamını yitirdi, en az 20 kişi yaralandı. Hizbullah, misilleme için hazırlıkların yapıldığını duyurdu.
İran Dışişleri Bakanlığı ise bir açıklama yaparak, Beyrut saldırısının kabul edilemez olduğunu ve bu tür eylemlerin, ABD ile yürütülen nükleer anlaşma müzakerelerini ciddi şekilde tehlikeye attığını bildirdi. İranlı yetkililere göre, İsrail'in bu hamlesi, Tahran'ın müzakere masasına olan güvenini sarstı. Washington ise henüz resmi bir açıklama yapmadı ancak ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan ismi açıklanmayan bir yetkili, durumu yakından izlediklerini söyledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Anlaşmanın Geleceği Tehlikede
ABD ile İran arasında aylardır süren müzakereler, İran'ın nükleer programının sınırlandırılması karşılığında yaptırımların kaldırılmasını hedefliyordu. Bu anlaşma, Ortadoğu'da istikrarın anahtarı olarak görülüyor ve Körfez ülkeleri başta olmak üzere bölgesel aktörler tarafından yakından takip ediliyordu. Ancak Beyrut saldırısı, müzakerelerin tümden çökme riskini beraberinde getirdi. İsrail, uzun süredir İran'la yapılacak herhangi bir anlaşmaya karşı çıkıyor ve bu tür bir anlaşmanın kendi güvenliğini tehdit edeceğini savunuyor. Nitekim İsrail Başbakanı, daha önce yaptığı açıklamalarda, "İran'ın nükleer silah elde etmesine izin vermeyeceğiz" demişti.
Analistlere göre, bu saldırı İsrail'in müzakereleri sabote etme stratejisinin bir parçası olabilir. Öte yandan, Hizbullah'ın İran'a yakınlığı ve bölgedeki askeri kapasitesi, tırmanan gerilimin kısa sürede geniş çaplı bir çatışmaya dönüşme potansiyelini artırıyor. Lübnan, zaten ağır bir ekonomik krizle boğuşurken bu tür bir çatışma ülkeyi tamamen felç edebilir. BM Lübnan Özel Temsilcisi, tüm tarafları itidal çağrısında bulundu ve barışçıl çözüm için diyaloğun önemine vurgu yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail ile gergin ilişkilerini normalleştirme çabasında olduğu bir dönemde, Beyrut'taki bu saldırı Ankara için de riskler taşıyor. Türkiye, hem İran hem de Hizbullah ile doğrudan veya dolaylı temasları olan bir ülke. Bölgede tırmanan bir çatışma, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askeri varlığını etkileyebilir, ayrıca enerji nakil hatları ve ticaret yolları üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. ABD-İran anlaşması ise Türkiye'nin enerji ithalatı ve bölgesel dengeler açısından önem taşıyor. Anlaşmanın başarısızlığa uğraması, İran yaptırımlarının devamı anlamına geleceğinden, Türkiye'nin İran'dan doğalgaz ve petrol alımını sınırlandırabilir. Ankara, bu krizde arabulucu rolü üstlenebilir mi sorusu ise cevapsız kalıyor.