ABD Başkanı Donald Trump, Pazar günü yaptığı açıklamada İsrail ve İran'ı, Lübnan'da devam eden saldırılar arasında şekillenmekte olan bir barış anlaşmasının sonuçlanmasını 'baltalamamaları' konusunda uyardı. Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, 'Lübnan da dahil olmak üzere bölgeye barış getirecek bir anlaşmaya çok yakınız ve tüm taraflar geri durmalı' ifadelerini kullandı. Açıklama, İsrail'in Lübnan'daki Hizbullah hedeflerine yönelik saldırılarının yoğunlaştığı bir dönemde geldi. Trump, daha önce yaptığı bir açıklamada da benzer bir mesaj vermiş ve anlaşmanın tamamlanmak üzere olduğunu ima etmişti. Beyaz Saray'dan konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmazken, bölgedeki diplomatik kaynaklar ABD'nin arabuluculuk çabalarını yoğunlaştırdığını belirtiyor.
Gelişmenin arka planı
Lübnan, son haftalarda İsrail ile Hizbullah arasında artan çatışmalara sahne oluyor. İsrail, İran destekli Hizbullah'ın askeri altyapısını hedef alan saldırılar düzenlerken, Hizbullah da kuzey İsrail'e roketler fırlatıyor. Bu çatışmalar, 2006 savaşından bu yana en ciddi gerilimi oluşturuyor. ABD, hem İsrail'in güvenliğini sağlamak hem de bölgesel bir savaşı önlemek için diplomatik çözüm arayışında. Trump'ın 'anlaşma' olarak nitelendirdiği sürecin, Lübnan-İsrail deniz sınırının belirlenmesi ve Hizbullah'ın silahsızlandırılması gibi unsurları içerdiği iddia ediliyor. Ancak Hizbullah, silahlı kanadını korumakta ısrarcı görünüyor. İran ise Trump'ın uyarılarına henüz resmi bir yanıt vermedi. Analistler, Trump'ın bu çıkışını, 2024 seçimleri öncesinde dış politikada bir başarı gösterme çabası olarak yorumluyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Lübnan'daki gerilim, sadece İsrail ve Hizbullah arasında değil, aynı zamanda bölgesel güçler arasında da bir nüfuz mücadelesine dönüşmüş durumda. İran, Hizbullah üzerinden Lübnan'da önemli bir askeri ve siyasi varlığa sahip. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri ise İran'ın nüfuzunun sınırlandırılmasını istiyor. ABD, İsrail'in yanı sıra Suudi Arabistan ve BAE ile normalleşme sürecini de göz önünde bulunduruyor. Trump'ın anlaşma vurgusu, İbrahim Anlaşmaları'na benzer bir başarı elde etme arzusunu yansıtıyor. Ancak Hizbullah'ın İran'dan bağımsız hareket etmesi zor görünüyor. Bölgedeki kaynaklar, anlaşmanın sadece Lübnan-İsrail sınırını değil, aynı zamanda İran'ın nükleer programını da kapsayabilecek geniş bir paket olabileceğini öne sürüyor. Bu durum, küresel enerji piyasalarını da etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki gelişmeleri yakından takip ediyor. Ankara, bölgede istikrarı desteklerken, Hizbullah'ın silahlı varlığına mesafeli yaklaşıyor. Türkiye, İsrail ile son dönemde normalleşme adımları atmış olsa da, Filistin davasına verdiği destek nedeniyle İsrail'in Lübnan'daki operasyonlarını eleştiriyor. Bu anlaşma, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji çıkarlarını da etkileyebilir. Lübnan-İsrail deniz sınırı anlaşması, Doğu Akdeniz'deki doğalgaz kaynaklarının paylaşımını yeniden şekillendirebilir. Türkiye, kendi kıta sahanlığında hak iddia ederken, bölgesel dengelerin değişmesi Ankara'nın dış politikasını doğrudan ilgilendiriyor. Bu nedenle, Türkiye'nin sürece dahil olma ve kendi çıkarlarını koruma çabası içinde olması bekleniyor.