İran'ın, Basra Körfezi'nde denizaltından geçen haberleşme kablolarına yönelik ayrıntılı saldırı planları hazırladığı öne sürüldü. Batılı istihbarat yetkililerine dayandırılan haberlere göre, Tahran yönetimi, ABD ile diplomatik müzakerelerin başarısız olması ve bölgede yeniden çatışma çıkması durumunda bu kritik altyapıyı hedef almayı planlıyor. İranlı yetkililerin son haftalarda yaptığı açıklamalar, bölgedeki denizaltı kablolarının olası bir savaşta hedef olabileceği yönünde uyarılar içeriyordu. Bu açıklamalar, Washington ile nükleer anlaşma ve bölgesel güvenlik konularında yürütülen dolaylı görüşmelerin tıkandığı bir dönemde geldi.
Kritik altyapıya yönelik tehdit
Basra Körfezi'ndeki denizaltı kabloları, bölge ülkeleri arasında ve dünya genelinde veri iletişiminin can damarı konumunda. Bu kablolar, Körfez ülkeleri ile Asya, Avrupa ve Amerika kıtaları arasındaki internet trafiğinin önemli bir bölümünü taşıyor. Petrol ve gaz tesislerinin yanı sıra finansal kurumlar, hava yolları ve askeri iletişim sistemleri de bu kablolara bağımlı. İran'ın böyle bir saldırıyı gerçekleştirme kapasitesi, denizaltı sabotajı ve siber yetenekler de dahil olmak üzere çeşitli yöntemlerle mümkün görünüyor. Ancak uzmanlar, böyle bir eylemin uluslararası hukuk açısından ağır sonuçları olacağına ve bölgesel istikrarı ciddi şekilde sarsacağına dikkat çekiyor.
İran'ın bu tür planları, daha önce de gündeme gelmişti. 2021 yılında İran'a bağlı olduğu iddia edilen bir gemi, Basra Körfezi'nde bir kabloya zarar vermekle suçlanmıştı. Ancak bu kez söz konusu planların daha kapsamlı ve sistematik olduğu belirtiliyor. Batılı kaynaklar, İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı deniz birimlerinin bu tür operasyonlar için özel eğitim aldığını iddia ediyor. Tahran yönetimi ise suçlamaları reddediyor ve kablolara yönelik herhangi bir saldırı planını kamuoyu önünde kabul etmiyor.
Diplomatik gerilim ve bölgesel dengeler
İran'ın bu tehdidi, ABD ile İran arasında nükleer program ve yaptırımlar konusunda yürütülen müzakerelerin çıkmaza girmesiyle yakından ilgili. Washington, İran'a yönelik yaptırımları sürdürürken, Tahran da bölgedeki askeri varlığını ve dolaylı etkisini artırıyor. Son aylarda Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gerginlikler, iki ülke arasında yanlış anlaşılmalara dayalı bir çatışma riskini artırmış durumda. İran'ın denizaltı kablolarına yönelik tehdidi, bir tür caydırıcılık stratejisi olarak da yorumlanıyor: Tahran, ekonomik ve askeri baskı altında olduğu bir dönemde, elindeki asimetrik yetenekleri masaya koyarak pazarlık gücünü artırmaya çalışıyor.
Bölgedeki diğer ülkeler, özellikle Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar, bu tür bir saldırıdan en çok etkilenecek ülkeler arasında. Bu ülkelerin ekonomileri, kesintisiz veri akışına büyük ölçüde bağımlı. Aynı zamanda ABD'nin bölgedeki askeri üsleri de iletişim için bu kablolara ihtiyaç duyuyor. Dolayısıyla İran'ın böyle bir eylemi, yalnızca bölgesel değil küresel ölçekte de yankı uyandırabilir. NATO ve Batılı müttefikler, denizaltı altyapısının korunması konusunda artan bir endişe dile getiriyor. Son yıllarda Kuzey Avrupa'da da benzer sabotaj vakaları yaşanmış, bu da kritik denizaltı altyapısının güvenliğini uluslararası gündeme taşımıştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Basra Körfezi'ndeki denizaltı kablolarına yönelik olası bir İran saldırısı, Türkiye'yi doğrudan hedef almasa da bölgesel istikrar ve enerji güvenliği açısından ciddi sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Körfez ülkeleriyle ticaret ve yatırım ilişkilerini derinleştirirken, aynı zamanda İran ile diplomatik kanalları açık tutmaya çalışıyor. Böyle bir kriz, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir ve bölgesel ticaret yollarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, denizaltı altyapısına yönelik saldırılar, NATO'nun güney kanadında yeni güvenlik tartışmaları başlatabilir. Türkiye'nin hem İran hem de Batı ile dengeli ilişkiler yürütme çabası, bu tür gelişmeler karşısında daha da hassas hale geliyor.