İran'la nükleer bir anlaşmadan kapsamlı bir barış anlaşmasına geçiş, uluslararası diplomasinin en karmaşık dosyalarından biri olmaya devam ediyor. NPR'ın sorularını yanıtlayan Uluslararası Kriz Grubu İran Projesi Direktörü Ali Vaez, ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptının (MoU) bir başlangıç olduğunu, ancak kalıcı bir barış için çok daha fazlasına ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
Anlaşmanın temel ayakları ve zorluklar
Vaez'e göre, mevcut mutabakat zaptı tarafların iyi niyetini gösterse de, asıl mesele 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (JCPOA) yeniden canlandırılması ve ötesine geçilmesi. İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin sınırlandırılması, uluslararası denetimlerin kapsamı ve yaptırımların kademeli olarak kaldırılması başlıca başlıkları oluşturuyor. Vaez, ABD'nin İran'ın bölgesel nüfuzunu ve balistik füze programını da masaya getirmesi gerektiğini, ancak bunun Tahran için kırmızı çizgi olduğunu vurguluyor. 'İran, savunma kapasitesi olarak gördüğü füze programını ve bölgesel müttefiklerini (Hizbullah, Husiler, Suriye, Irak'taki milis gruplar) asla müzakere etmeyecek,' diyen Vaez, bu konuların barış anlaşmasının dışında bırakılmasının daha gerçekçi olduğunu söylüyor.
Bölgesel yansımaları ve Körfez ülkeleriyle ilişkiler
İran'la varılacak bir barış anlaşması, Ortadoğu'nun güvenlik mimarisini kökten değiştirebilir. Suudi Arabistan, BAE ve İsrail gibi aktörler, anlaşmanın şartlarını yakından izliyor. Vaez, 'Bu anlaşma sadece nükleer dosyayı çözmeyecek; aynı zamanda Yemen, Suriye ve diğer çatışma bölgelerinde tansiyonun düşürülmesine de katkı sağlayacak,' diyor. Ancak İran'ın bölgesel politikalarının değişmesi için Tahran'ın ekonomik rahatlamanın faydalarını görmesi gerektiğinin altını çiziyor. Anlaşmanın Körfez ülkeleri tarafından memnuniyetle karşılanacağı, ancak İsrail'in özellikle füze programı konusunda endişelerini sürdüreceği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la hem komşuluk hem de enerji bağımlılığı ilişkisi nedeniyle bu anlaşmayı yakından takip ediyor. Tahran'la istikrarlı bir barış, Ankara'nın Suriye, Irak ve Kafkaslar'daki politikalarını doğrudan etkileyebilir. Yaptırımların hafiflemesi, Türkiye'nin İran'dan doğalgaz ithalatını kolaylaştırabilir ve Güney Gaz Koridoru'na alternatif oluşturabilir. Ayrıca, bölgesel gerginliklerin azalması, Türkiye'nin Ortadoğu'daki ticari ve diplomatik manevra alanını genişletebilir. Ancak İran'ın nüfuz alanını korumaya çalışması, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki çıkarlarıyla zaman zaman çatışabilir. Ankara'nın, anlaşma sürecinde aktif rol alması ve kendi güvenlik endişelerini gündeme taşıması bekleniyor.