Gazze'de devam eden savaş, aileleri birbirinden koparıyor. 43 yaşındaki Wijdan Abu Matar, Kasım 2023'te sekiz çocuğuyla birlikte tıbbi tedavi için Gazze'den ayrılmak zorunda kaldı. Yaralı eşi Hatem ise geride kaldı. Çift, aylardır birbirini göremiyor. Bu hikaye, savaşın ortasında hayatta kalma mücadelesi veren ve aynı zamanda sevdiklerinden ayrı düşen binlerce ailenin sadece bir örneği.
Savaşın Böldüğü Hayatlar
Wijdan Abu Matar, Gazze'deki evlerinden ayrıldığında yanında sekiz çocuğu vardı. Tıbbi tedavi görmesi gerekiyordu ve Gazze'deki sağlık sistemi çökmüş durumdaydı. Ancak eşi Hatem, yaralı olduğu için hareket edemiyordu ve Gazze'de kalmak zorunda kaldı. Çift, o günden beri sadece telefon görüşmeleriyle iletişim kurabiliyor. Wijdan, "Tüm bunları tek başıma taşıyamam" diyerek çaresizliğini dile getiriyor.
Gazze'deki savaş, sadece fiziksel yıkıma değil, aynı zamanda sosyal dokunun da paramparça olmasına yol açtı. Birçok aile, farklı bölgelere dağılmak zorunda kaldı. Babalar çocuklarından ayrı düştü, çiftler evlenmeyi beklerken birleşemiyor. Sınırların kapanması ve güvenlik sorunları nedeniyle aile birleşimi neredeyse imkansız hale geldi.
Birleşmiş Milletler ve insani yardım kuruluşları, Gazze'deki ailelerin durumuna dikkat çekiyor. Ancak savaşın şiddeti ve erişim kısıtlamaları nedeniyle yardımlar yetersiz kalıyor. Özellikle yaralıların tahliyesi ve aile birleşimi konusunda ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Mısır üzerinden yapılan tahliyeler sınırlı sayıda ve bürokratik engellerle dolu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze'deki insani kriz, Orta Doğu'nun istikrarını tehdit eden bir unsur haline geldi. Savaş, sadece Filistinlileri değil, bölgedeki tüm ülkeleri etkiliyor. Mısır, Ürdün ve Lübnan gibi komşu ülkeler, mülteci akını ve güvenlik endişeleriyle karşı karşıya. Ayrıca, savaşın uzaması, bölgede radikal grupların güç kazanmasına zemin hazırlayabilir.
Uluslararası toplum, Gazze'de acil ateşkes çağrılarını sürdürüyor. Ancak taraflar arasındaki derin güvensizlik ve siyasi çıkmaz, çözümü zorlaştırıyor. ABD ve Avrupa ülkeleri, İsrail'e destek verirken, insani yardımların artırılması ve sivil kayıpların önlenmesi konusunda baskı yapıyor. BM Genel Sekreteri, Gazze'deki durumu "insanlık dramı" olarak nitelendiriyor ve derhal ateşkes çağrısında bulunuyor.
Savaşın aileler üzerindeki etkisi, psikolojik travmaları da beraberinde getiriyor. Ayrı düşen eşler, çocuklarını tek başına büyütmeye çalışan ebeveynler ve geleceğini kaybetmiş gençler, savaşın en ağır yükünü taşıyor. Uzmanlar, bu travmaların nesiller boyu süreceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki savaş ve ailelerin yaşadığı dram, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından önemli sonuçlar doğuruyor. Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bölgede etkin bir aktör olma çabasını sürdürüyor. Ancak savaşın uzaması, Türkiye'nin insani yardım koridorlarının açılması ve ateşkes sağlanması yönündeki diplomatik girişimlerini zorlaştırıyor. Ayrıca, bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin güvenlik ve ekonomi çıkarlarını da olumsuz etkiliyor. Mülteci akını ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, Türkiye için risk oluşturuyor. Türkiye'nin Gazze'de kalıcı barış için daha fazla inisiyatif alması ve uluslararası toplumu harekete geçirmesi bekleniyor.