İran, yurtdışındaki muhaliflere yönelik baskı ve şiddet politikalarını sürdürüyor. Avrupa’da yaşayan İranlı muhalifler, hükümetlerin Tahran’dan gelen tehditleri ciddiye almadığını ve korunma taleplerinin yanıtsız kaldığını söylüyor. Son yıllarda İran’ın Avrupa topraklarında muhaliflere yönelik suikast, kaçırma ve tehdit girişimleri arttı. Özellikle İran devletine yakın kaynakların sızma operasyonları, sürgündeki gazetecileri, aktivistleri ve siyasi figürleri hedef alıyor. Avrupa istihbarat servisleri bu tür faaliyetleri tespit etse de, diplomatik kriz endişesiyle yeterli önlemi almadığı belirtiliyor.
Gelişmenin Arka Planı
İran, 1979 devriminden bu yana yurtdışındaki muhaliflere yönelik operasyonlar yürütüyor. Ancak son yıllarda bu faaliyetler Avrupa’da daha görünür hale geldi. 2020’de Hollanda’da bir İranlı muhalifin suikasta uğraması, 2021’de Almanya’da İranlı bir aktivistin kaçırılma girişimi bunun örnekleri. Avrupa polis teşkilatı Europol, İran’ın Avrupa’daki casusluk ve sabotaj ağlarını genişlettiğine dair raporlar yayınlıyor. İran yönetimi, sürgündeki muhalefeti “terörist” olarak tanımlayarak bu operasyonları meşrulaştırmaya çalışıyor. Ancak bu durum, Avrupa ülkeleri ile İran arasında diplomatik gerilime yol açıyor.
İran’ın nükleer programı ve bölgesel politikaları zaten Batı ile gerginliğe neden olurken, muhaliflere yönelik tehditler ilişkileri daha da karmaşık hale getiriyor. Avrupa Birliği, İran’a yaptırımlar uygulasa da, bu yaptırımların istihbarat faaliyetlerini engellemekte yetersiz kaldığı ifade ediliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran’ın Avrupa’daki tehditleri sadece muhalifleri değil, aynı zamanda Batı ile işbirliği yapan İran vatandaşlarını da hedef alıyor. Bu durum, Tahran’ın uluslararası hukuku ihlal ettiğine işaret ediyor. Uzmanlar, İran’ın bu operasyonlarla sürgündeki muhalefeti susturmayı ve ülke içindeki rejim muhaliflerini caydırmayı amaçladığını belirtiyor. Ancak bu yöntem, İran’ın uluslararası alanda daha da izole olmasına neden olabilir.
Avrupa ülkeleri, İran’ın nükleer anlaşma müzakerelerinde esneklik sağlamak için bu tür eylemleri tolere ediyor olabilir. Ancak insan hakları örgütleri, bu yaklaşımın tehlikeli olduğunu ve İran’a cesaret verdiğini savunuyor. ABD, İran’ın yurtdışı operasyonlarına karşı daha sert önlemler alınması çağrısında bulunurken, Avrupa ülkeleri temkinli davranıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran’la komşu bir ülke olarak Tahran’ın bölgesel politikalarından doğrudan etkileniyor. İran’ın muhaliflere yönelik tehditleri Türkiye’yi de ilgilendiriyor; zira Türkiye’de İranlı muhaliflerin bulunduğu biliniyor. Ayrıca İran’ın PKK’ya yönelik tutumu ve Suriye’deki varlığı, Türkiye’nin güvenlik endişelerini artırıyor. Avrupa’da İran tehdidinin artması, Türkiye’yi bu ülkelerle istihbarat paylaşımına itebilir. Ancak Ankara’nın Tahran’la ekonomik ilişkileri, sert önlemler almasını zorlaştırıyor. Türkiye, bölgesel istikrar için İran’la diyaloğu sürdürürken, kendi topraklarındaki İranlı muhaliflerin güvenliğini de garanti altına almak zorunda. Bu gelişme, Türkiye’nin hem Batı hem de İran arasında denge politikası izlemesini gerektiren bir boyut taşıyor.