ABD'nin Boston kentinde bir yargıç, İran asıllı bir mühendisi, 2024 yılında Ürdün'deki bir ABD askeri üssüne düzenlenen ve üç Amerikan askerinin hayatını kaybettiği insansız hava aracı (İHA) saldırısıyla bağlantılı suçlamalarla ilgili davada, duruşma öncesinde kefaletle serbest bıraktı. Massachusetts Bölge Mahkemesi Yargıcı Julia E. Kobick, 11 Haziran 2025 tarihli kararında, Mohammad Hossein Aghai'nin kaçma riski taşımadığını ve toplum için bir tehdit oluşturmadığını belirterek, 500 bin dolar kefalet ve elektronik kelepçe takılması şartıyla tahliyesine hükmetti. Aghai, 31 Mart 2025'te New York'ta gözaltına alınmış ve 28 Ocak 2024'te Ürdün'ün kuzeydoğusundaki Tower 22 üssüne düzenlenen İHA saldırısıyla ilgili olarak ABD'ye silah ve mühimmat sağlamakla suçlanmıştı.
Gelişmenin arka planı
51 yaşındaki Aghai, California'da yaşayan bir makine mühendisi olarak, İran'da eğitim görmüş ve İran devrim muhafızlarına bağlı milislerle bağlantılı olduğu iddia edilen bir şebekeye İHA motorları ve diğer kritik bileşenleri tedarik etmekle itham ediliyor. İddianameye göre, Aghai, ABD ihracat kontrol yasalarını ihlal ederek, İran'ın insansız hava aracı programına lojistik destek sağladı ve bu parçaların Irak ve Suriye'deki İran destekli milislere ulaştırılmasına aracılık etti. Saldırı, İslami Direniş Irak Grubu adlı bir koalisyon tarafından üstlenilmiş ve ABD, İran'ın devrim muhafızlarına bağlı Kudüs Gücü'nün bu saldırının arkasında olduğunu duyurmuştu. Aghai'nin avukatları, müvekkillerinin masum olduğunu ve suçlamaların siyasi amaçlı olduğunu savunuyor. Duruşma, 19 Haziran 2025'te Boston'da başlayacak ve dava, ABD-İran gerginliğinin yeni bir boyut kazanmasına neden olabilir.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu dava, ABD'nin İran'a yönelik yaptırım ve ihracat kontrol politikalarının ne kadar sıkı uygulandığını gözler önüne seriyor. Tower 22 saldırısı, Gazze savaşının bölgeye yayılmasının bir sonucu olarak değerlendiriliyor; İran destekli gruplar, İsrail'in Gazze operasyonlarına misilleme olarak Ürdün ve Irak'taki ABD hedeflerini vuruyor. ABD, saldırının hemen ardından Suriye ve Irak'taki İran hedeflerine hava saldırıları düzenlemiş, ancak doğrudan İran topraklarını hedef almamıştı. Aghai'nin davası, ABD yargısının İran'ın askeri tedarik zincirini kırmaya yönelik çabalarının bir parçası. Uzmanlar, bu tür davaların İran'ın İHA teknolojisini geliştirmesini engellemekte sınırlı kaldığını, ancak uluslararası toplumda caydırıcılık oluşturduğunu belirtiyor. Ayrıca, dava sırasında ABD'nin müttefikleriyle işbirliği ve istihbarat paylaşımının önemi bir kez daha vurgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu dava, Türkiye'nin güvenlik politikaları açısından yakından izlenmelidir. İran destekli milislerin ABD üslerine yönelik saldırıları, bölgedeki istikrarsızlığı artırmakta ve Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askeri varlığını doğrudan etkilemektedir. Ayrıca, ABD'nin İran'a yönelik teknoloji ambargosunu sıkılaştırması, İHA teknolojisi transferinde Türkiye gibi ülkeleri hedef alabilir. Türkiye, kendi İHA programlarıyla bu alanda güçlü bir aktörken, İran'ın benzer teknolojilere erişiminin kısıtlanması Ankara'nın savunma sanayi ihracatında rekabet avantajını artırabilir. Ancak, ABD yaptırımlarının kapsamı genişlerse, Türkiye'nin İran'la ticari ilişkileri de gözden geçirilmek zorunda kalabilir.