İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinli aileleri evlerinden zorla çıkararak bu evleri askeri karakol ve gözetleme noktası olarak kullanmaya başladı. Middle East Eye'ın haberine göre, özellikle Hebron ve Nablus çevresindeki yerleşim birimlerinde uygulanan bu yöntem, uluslararası insancıl hukukun açık ihlali olarak değerlendiriliyor. Filistinli sivil toplum kuruluşları, 2023 yılından bu yana en az 15 evin bu şekilde işgal edildiğini belirtiyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail ordusu, söz konusu uygulamayı 'güvenlik gerekçeleri' ile savunurken, Filistinli yetkililer bunun etnik temizlik ve toprak gasbının bir parçası olduğunu söylüyor. Ev sahipleri, kendilerine genellikle sadece birkaç saat içinde evlerini boşaltmaları yönünde sözlü uyarı yapıldığını, ardından askerlerin evlere el koyduğunu aktarıyor. Bazı aileler ise evlerine dönmeye çalıştıklarında fiziksel şiddetle karşılaştıklarını ifade ediyor.
Bu uygulamanın en yaygın örneklerinden biri, Hebron kırsalındaki Masafer Yatta bölgesinde yaşanıyor. Burada 2019'dan bu yana 12 Filistinli aile, evlerinin İsrail askerleri tarafından işgal edildiğini rapor etti. İsrail, bölgeyi 'kapalı askeri bölge' ilan ederek sivil girişini yasaklamıştı. Uluslararası Kızılhaç Komitesi, yaptığı açıklamada bu tür uygulamaların 1949 Cenevre Sözleşmeleri'nin 49. maddesine aykırı olduğunu vurguladı.
Bölgesel veya küresel boyut
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi, İsrail'in bu politikasını 'savaş suçu' olarak nitelendiren raporlar yayımladı. ABD ve Avrupa Birliği'nden ise konuya ilişkin sınırlı tepki gelirken, Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı sert kınamalarda bulundu. Filistin Yönetimi, konuyu Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne taşıma hazırlığı yapıyor. Bu gelişme, İsrail-Filistin çatışmasının temel meselelerinden biri olan toprak işgali ve yerleşim politikalarını yeniden gündeme taşıdı. Bölgedeki gerilim, özellikle ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte artma potansiyeli taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel olarak Filistin davasına güçlü destek veren bir ülke konumunda. Bu haber, Ankara'nın İsrail'e yönelik eleştirilerini haklı çıkaracak somut bir ihlal örneği sunuyor. Türkiye, Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde Filistin topraklarının işgaline karşı diplomatik girişimlerini yoğunlaştırabilir. Ayrıca, bu tür haberler Türk kamuoyunda Filistin'e yönelik duyarlılığı artırarak, hükümetin dış politikasında daha aktif bir rol oynamasını teşvik edebilir. Doğrudan bir ekonomik veya güvenlik etkisi olmasa da, bu gelişme Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir gerginlik unsuru oluşturabilir.