İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Arap ülkelerinin dışişleri bakanlarının pazartesi günü Umman'ın başkenti Maskat'ta bir araya gelerek İran ile Umman arasında Hürmüz Boğazı'nda ortak bir gemi rotası oluşturulmasını öngören anlaşmayı imzalayacağını duyurdu. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre Pezeşkiyan, "Bu hafta, pazartesi günü, Arap ülkelerinin dışişleri bakanları..." ifadeleriyle anlaşmanın takvimini kamuoyuna açıkladı. Söz konusu anlaşma, Basra Körfezi ile Umman Denizi'ni birbirine bağlayan ve dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı'nda seyir güvenliğini ve gemi trafiğinin düzenlenmesini hedefliyor.
Anlaşmanın Arka Planı ve Kapsamı
Hürmüz Boğazı, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar ve İran gibi bölge ülkelerinin petrol ve doğal gaz ihracatının neredeyse tamamının geçtiği kritik bir su yolu. İran ile Umman arasında paylaşılan bu boğazda, uzun süredir seyir serbestisi ve güvenlik konusunda taraflar arasında zaman zaman gerilimler yaşanıyor. Özellikle son yıllarda bölgede artan tanker saldırıları, İran'ın ele geçirdiği ticari gemiler ve karşılıklı suçlamalar, uluslararası deniz ticareti için ciddi risk oluşturuyordu. Bu anlaşma, söz konusu gerilimi azaltmayı ve bölgede iş birliğine dayalı bir mekanizma kurmayı amaçlıyor.
İran ve Umman arasındaki ilişkiler, bölgedeki diğer Körfez ülkelerine kıyasla daha istikrarlı bir seyir izliyor. Umman, tarihsel olarak İran ile Batı arasında arabuluculuk rolü üstlenmiş, 2015 nükleer anlaşması sürecinde de kolaylaştırıcı olmuştu. Şimdi ise Maskat, Arap ülkeleri ile İran arasında ortak bir deniz rotası projesine ev sahipliği yaparak diplomatik açılımını sürdürüyor. Anlaşmanın ayrıntıları henüz netleşmemiş olsa da, ortak gemi rotasının ticari gemilerin izleyeceği güzergâhı, denetim mekanizmalarını ve olası ihlallerde izlenecek yolları kapsaması bekleniyor.
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın açıklaması, Tahran'ın bölgesel izolasyonu kırma ve komşularıyla iş birliğini artırma yönündeki diplomatik çabalarının bir parçası olarak okunuyor. Yeni reformist hükümet, Suudi Arabistan ile ilişkilerin normalleşmesi sürecini desteklemiş ve Körfez ülkeleriyle diyalog kanallarını güçlendirmeye çalışmıştı. Bu anlaşma, İran'ın Körfez İşbirliği Konseyi üyeleriyle doğrudan temas kurma ve bölgesel güvenlik mimarisinde söz sahibi olma arzusunun somut bir göstergesi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'nda istikrar, yalnızca bölge ülkeleri için değil, küresel enerji piyasaları için de hayati önem taşıyor. Günlük yaklaşık 20-21 milyon varil petrol ve petrol ürünü bu boğazdan geçiyor; bu da dünya deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık üçte birine denk geliyor. Katar'ın sıvılaştırılmış doğal gazının (LNG) neredeyse tamamı da yine bu güzergâhı kullanıyor. Dolayısıyla boğazda yaşanabilecek herhangi bir kesinti veya güvenlik krizi, küresel enerji fiyatlarında ani sıçramalara ve tedarik zincirlerinde aksamalara yol açabilir.
ABD, Çin, Hindistan, Japonya ve Avrupa ülkeleri gibi büyük ekonomiler, Hürmüz'deki seyrüsefer serbestisine doğrudan bağımlı. Bu nedenle İran ile Arap ülkeleri arasında varılacak bir mutabakat, uluslararası aktörler tarafından da yakından takip ediliyor. Anlaşmanın, bölgedeki ABD askeri varlığı ve Beşinci Filo'nun operasyonlarıyla nasıl uyumlu olacağı ise belirsizliğini koruyor. İran daha önce defalarca Hürmüz'ü kapatma tehdidinde bulunmuş, ABD ise boğazın açık kalmasının kırmızı çizgisi olduğunu vurgulamıştı. Yeni mekanizmanın, bu hassas dengede nasıl bir rol oynayacağı önümüzdeki günlerde netleşecek.
Öte yandan, anlaşmanın bölgesel güvenlik mimarisine etkisi de tartışılıyor. İran ve Umman öncülüğünde atılan bu adım, Körfez'de dış güçlerin müdahalesini azaltmayı ve bölge ülkelerinin kendi güvenliklerini kendilerinin sağlaması fikrini güçlendirebilir. Ancak Suudi Arabistan ve BAE gibi aktörlerin sürece ne ölçüde dahil olacağı, anlaşmanın kapsayıcılığı açısından belirleyici olacak. Zira İran'ın bölgesel politikalarına yönelik kuşkular, bazı Arap başkentlerinde henüz tam anlamıyla giderilmiş değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarı doğrudan ilgilendiren bir aktör. Enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran ve Körfez ülkelerinden karşılayan Türkiye, boğazda yaşanacak bir krizden olumsuz etkilenir. Ayrıca, İran ile Umman arasındaki bu iş birliği, Türkiye'nin bölgesel diplomasi açılımlarına da örnek teşkil edebilir. Son dönemde Türkiye, İran ve Suudi Arabistan ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde. Bu anlaşma, Ankara'nın bölgede artan gerilimi düşürme ve ekonomik iş birliğini güçlendirme hedefleriyle örtüşüyor. Türk dış politikası açısından, Hürmüz'de sağlanacak istikrar, enerji arz güvenliği ve ticaret yollarının açık kalması bakımından kritik. Ancak anlaşmanın İran'ın bölgesel nüfuzunu artırıp artırmayacağı, Türkiye'nin denge politikası açısından dikkatle izlenmeli.