Eritre Dışişleri Bakanı Osman Salih, Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Afrika kıtasında izlediği liman yatırımları politikasını "liman emperyalizmi" olarak tanımladı. Middle East Eye'a özel bir mülakatta konuşan Salih, BAE'nin özellikle Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz hattında artan askeri ve ticari varlığının bölge ülkelerinin egemenliği açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu savundu. Salih'in bu sözleri, Körfez ülkelerinin Afrika'daki nüfuz mücadelesine dair en üst düzey eleştirilerden biri olarak kayda geçti.
BAE'nin Afrika'daki Liman Ağı ve Askeri Üs Stratejisi
Birleşik Arap Emirlikleri, son on yılda Afrika kıtasında liman işletmeciliği, lojistik merkezler ve askeri üsler aracılığıyla hızlı bir genişleme politikası yürütüyor. Bu kapsamda BAE, Eritre'nin Assab limanında askeri bir üs kurmuş, ayrıca Somali'nin Berbera ve Bosaso limanlarında, Sudan'ın Sevakin adasında ve Mısır'ın Kızıldeniz kıyılarında yatırımlar yapmıştı. BP'nin de ortak olduğu bu projeler, bölgedeki ticaret yollarını ve askeri dengeleri doğrudan etkiliyor. Salih, BAE'nin bu limanları yalnızca ekonomik amaçlarla değil, aynı zamanda askeri üs ve istihbarat toplama merkezi olarak kullandığını iddia etti. Eritreli bakan, "BAE, limanları satın alarak veya işleterek Afrika ülkelerinin iç işlerine müdahale ediyor ve egemenliklerini gasp ediyor" ifadelerini kullandı.
Eritre hükümeti, uzun süredir BAE ile ilişkilerini denge politikası içinde yürütüyordu. Ancak Salih'in açıklamaları, Asmara'nın Abu Dabi'ye karşı mesafesini netleştirmesi açısından bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. BAE'nin Eritre'deki Assab üssü, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun Yemen operasyonlarında lojistik destek sağlamak amacıyla kullanılmıştı. Eritre, bu işbirliğinden ekonomik ve askeri fayda sağlasa da, son dönemde BAE'nin bölgedeki artan etkisinden rahatsız olduğu sinyalleri veriyor.
Kızıldeniz'de Güç Mücadelesi ve Bölgesel Yansımalar
Kızıldeniz, son yıllarda küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12'sinin geçtiği kritik bir su yolu haline geldi. BAE'nin bu hatta yaptığı liman yatırımları, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi, Türkiye'nin Sudan ve Somali'deki askeri varlığı ve Rusya'nın Sudan'daki üs arayışlarıyla iç içe geçmiş durumda. Eritre Dışişleri Bakanı'nın sözleri, Afrika Boynuzu'nda vekalet savaşlarının arttığı bir dönemde Körfez ülkelerinin emperyal politikalarına yönelik en sert eleştiri olarak öne çıkıyor. BAE, bu eleştirilere henüz resmi bir yanıt vermedi. Ancak Abu Dabi yönetimi, geçmişte liman yatırımlarının "karşılıklı ekonomik kalkınma" amacı taşıdığını savunmuştu.
Uzmanlar, Eritre'nin açıklamalarının yalnızca BAE'ye yönelik olmadığını, aynı zamanda bölgedeki diğer aktörlere karşı bir denge mesajı olduğunu belirtiyor. Eritre, son aylarda Etiyopya ile ilişkilerini normalleştirme ve Sudan'daki geçiş hükümetiyle işbirliğini artırma yönünde adımlar atmıştı. Salih'in sözleri, Asmara'nın dış politikada çok kutuplu bir yaklaşım benimsediğini gösteriyor. Afrika Birliği ve Birleşmiş Milletler'den konuya ilişkin henüz bir açıklama gelmedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika Boynuzu'nda son yıllarda etkinliğini artıran bir aktör olarak BAE'nin liman emperyalizmi eleştirisini yakından takip etmeli. Ankara, Somali'deki askeri üssü, TİKA ve Kızılay üzerinden yürüttüğü insani yardımlar ve Sudan'daki yatırımlarıyla bölgede farklı bir model sunuyor. Eritre'nin BAE karşıtı söylemi, Türkiye'nin Kızıldeniz'deki stratejik ortaklıklarını güçlendirmesi için bir fırsat olabilir. Ancak Türkiye'nin de bölgede artan askeri varlığı, benzer eleştirilere maruz kalmaması için dikkatli bir diplomasi yürütmesini gerektiriyor. BAE ile Türkiye arasındaki normalleşme süreci göz önüne alındığında, Ankara'nın denge politikası kritik önem taşıyor.