Tahran ve Riyad yönetimleri, Yemen'de çatışmaların yeniden şiddetlenmesi üzerine bölgesel güvenlik konusunda istişarelerde bulundu. İran'ın Yemen'deki Husi hareketine verdiği askeri ve mali destek, Suudi Arabistan'ın bölgedeki güvenlik endişelerini artırıyor. Husiler, 10 Eylül'de stratejik Kızıldeniz liman kenti Mocha'yı ele geçirerek yıllardır kontrol altında tuttukları kuzey bölgelerine bir yenisini ekledi. Bu gelişme, Yemen'deki iç savaşın seyrini değiştirebilecek nitelikte.
Yemen'de Çatışmaların Arka Planı
Yemen, 2014 yılından bu yana İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun desteklediği Yemen hükümeti arasında şiddetli bir iç savaşa sahne oluyor. Husiler, 2014'te başkent Sana'yı ele geçirmesinin ardından ülkenin kuzeyinin büyük bölümünü kontrol altına aldı. Suudi Arabistan, 2015'te Husilerin ilerleyişini durdurmak ve Yemen hükümetini yeniden iktidara getirmek amacıyla askeri müdahale başlattı. Ancak yıllar süren çatışmalar, büyük bir insani krize yol açtı; binlerce sivil hayatını kaybetti, milyonlarca kişi yerinden edildi ve ülke açlık sınırında.
Son dönemde Husiler, askeri kapasitelerini artırarak stratejik noktalara yöneldi. 10 Eylül'de gerçekleşen Mocha operasyonu, Husilerin Kızıldeniz kıyısındaki önemli bir limanı ele geçirmesi anlamına geliyor. Mocha, hem insani yardımların ulaştırılması hem de askeri ikmal açısından kritik bir konumda. Limanın kaybı, Yemen hükümeti ve Suudi koalisyonu için büyük bir darbe olarak değerlendiriliyor. Husilerin bu başarısı, İran'ın bölgedeki etkisini artırma çabalarının bir parçası olarak görülüyor.
İran, Husilere silah, insansız hava araçları ve balistik füze teknolojisi sağlamakla suçlanıyor. Tahran yönetimi bu suçlamaları reddetse de, Birleşmiş Milletler uzman raporları İran'ın Husilere yönelik askeri desteğini belgeledi. Suudi Arabistan ise İran'ın bu müdahalesini kendi güvenliğine doğrudan tehdit olarak algılıyor ve sık sık İran'ı bölgesel istikrarsızlığın kaynağı olarak gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran ve Suudi Arabistan arasındaki gerilim, yalnızca Yemen'le sınırlı değil; iki ülke, Suriye, Irak, Lübnan ve Bahreyn gibi birçok bölgesel meselede karşı karşıya geliyor. Yemen, bu rekabetin en kanlı sahnelerinden biri haline gelmiş durumda. Suudi Arabistan, İran'ın Yemen üzerinden Kızıldeniz ve Bab-el Mendeb Boğazı'ndaki deniz ticaret yollarını tehdit edebileceğinden endişe ediyor. Mocha'nın düşmesi, bu endişeleri daha da artırmış durumda.
Uluslararası toplum, Yemen'deki insani krizin derinleşmesinden endişe duyuyor. Birleşmiş Milletler, çatışmanın taraflarına ateşkes çağrısı yaparken, insani yardım kuruluşları artan ihtiyaçlara dikkat çekiyor. ABD ve Batılı ülkeler, Suudi Arabistan'ı desteklemekle birlikte, İran'ın bölgedeki yayılmacı politikalarına karşı ortak bir tutum sergiliyor. Ancak son yıllarda ABD'nin Suudi Arabistan'a verdiği desteğin sorgulanması, Riyad'ın alternatif müttefikler arayışına girmesine neden oldu. Çin'in bölgede artan ekonomik ve diplomatik etkisi de denklemi değiştiriyor.
İran ve Suudi Arabistan arasındaki doğrudan görüşmeler, 2023'te Çin'in arabuluculuğuyla yeniden başlamıştı. Ancak Yemen'deki son gelişmeler, bu diyaloğun ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. İki ülke arasındaki güvensizlik, Yemen'deki savaşın sona ermesini zorlaştırıyor. Bölgesel güç dengeleri açısından Yemen, İran'ın Arap Yarımadası'ndaki nüfuzunu artırma potansiyeli taşıyor; Suudi Arabistan ise kendi güney sınırında İran yanlısı bir yapının güçlenmesini engellemeye çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmayı yakından izliyor. İran ve Suudi Arabistan arasındaki gerilim, Türkiye'nin bölgesel dengelerdeki konumunu etkiliyor. Türkiye, Suudi Arabistan ile ilişkilerini son yıllarda düzeltme çabasında ve İran ile de karmaşık bir rekabet-ilişki içinde. Yemen'deki istikrarsızlık, Kızıldeniz'deki ticaret yollarının güvenliğini tehdit ederek Türkiye'nin ekonomik çıkarlarını da etkileyebilir. Ayrıca, insani krizin derinleşmesi, Türkiye'nin bölgesel insani yardım politikalarını zorlayabilir. Türkiye, Yemen'de siyasi çözüm için uluslararası çabaları desteklemekle birlikte, İran'ın Husiler üzerinden bölgede artan etkisini kendi güvenliği açısından dikkatle takip ediyor.