Beyaz Saray'da beklenmedik bir kriz patlak verdi: İran ile yürütülen nükleer müzakerelere ilişkin gizli belgelerin basına sızması, Başkan Donald Trump'ı öfkelendirdi. Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Tahran yönetimiyle bir anlaşmaya çok yaklaştıklarını ve bunun bu hafta sonu imzalanabileceğini duyururken, sızdırılan belgeler pazarlık sürecinin kamuoyuna yansıtılandan çok daha karmaşık olduğunu gösteriyor. The Hill'in savunma ve güvenlik bülteninde yer alan habere göre, sızdırılan belgelerde anlaşmanın bazı maddelerinin Trump yönetiminin daha önce reddettiği koşulları içerdiği iddia ediliyor. Bu gelişme, ABD'de hem siyasi hem de diplomatik açıdan yeni bir tartışma başlattı.
Belgeler neyi ortaya koyuyor?
Sızdırılan belgelere göre, İran ile yapılması planlanan anlaşma, uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin belirli bir seviyede sınırlandırılmasını ve uluslararası denetimlerin artırılmasını öngörüyor. Ancak Trump'ın daha önce 'kötü anlaşma' olarak nitelediği 2015 nükleer anlaşmasına kıyasla, yeni metnin Tahran'a bazı yaptırımların kaldırılması konusunda daha esnek bir takvim sunduğu görülüyor. Özellikle İran'ın balistik füze programına ilişkin maddelerin yumuşatıldığı, bunun da İsrail ve Suudi Arabistan başta olmak üzere bölgesel müttefikleri rahatsız ettiği belirtiliyor. Beyaz Saray sözcüsü, sızıntıyı 'sorumluluktan uzak' olarak nitelendirirken, konunun istihbari bir soruşturmaya yol açtığı ifade ediliyor.
Trump yönetiminin bu anlaşmaya neden sıcak baktığı ise merak konusu. Başkan'ın seçim öncesi bir dış politika başarısı aradığı, ayrıca İran'ı Çin ve Rusya ile aynı blokta tutmak istemediği yorumları yapılıyor. Ancak sızıntı, anlaşmanın Kongre'de onaylanmasını zorlaştırabilir. Cumhuriyetçi senatörler, belgelerin tam olarak açıklanmasını talep ederken, Demokratlar da sürecin şeffaflığını sorguluyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İran anlaşması, sadece ABD-İran ilişkilerini değil, tüm Orta Doğu dengelerini etkileme potansiyeli taşıyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, daha önce yaptığı açıklamada 'İran'ın nükleer silah sahibi olmasına izin vermeyeceklerini' vurgulamıştı. Sızdırılan belgelerin İran'ın füze kapasitesine dair endişeleri gidermediği görülüyor. Suudi Arabistan da benzer kaygılar taşıyor. Öte yandan, Avrupa Birliği anlaşmayı desteklerken, Rusya ve Çin'in sürece dahil olması dikkat çekiyor. Uzmanlar, sızıntının İran'ın elini güçlendirebileceğini, çünkü Tahran'ın kamuoyu önünde yeni tavizler vermekte zorlanacağını belirtiyor. Eğer anlaşma başarısız olursa, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırması ve bölgesel gerilimin tırmanması beklenebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la komşu olması ve enerji ithalatında Tahran'a bağımlılığı nedeniyle bu gelişmeyi yakından izliyor. Anlaşmanın sağlanması, Türkiye'nin enerji maliyetlerini düşürebilir ve İran'la ticaretin önünü açabilir. Ancak sürecin tıkanması, bölgede yeni bir krize yol açarak Türkiye'yi göç ve güvenlik boyutunda etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin İran politikasındaki değişim, Türkiye'nin NATO müttefiki olarak denge politikasını zorlayabilir. Ankara, hem Batı ittifakıyla ilişkilerini korumak hem de İran'la işbirliğini sürdürmek arasında bir denge arayışında olacaktır.