Avrupa Merkez Bankası (ECB) Yönetim Kurulu üyesi Pierre Wunsch, olası bir İran nükleer anlaşmasının bile ECB'nin faiz artırma planını rayından çıkarmayacağını söyledi. Wunsch, enflasyonun hedefin oldukça üzerinde seyrettiği bir ortamda, önümüzdeki hafta yapılacak toplantıda 25 baz puanlık bir faiz artışını desteklediğinin sinyalini verdi.
Gelişmenin arka planı
ECB, son bir yıldır tarihinin en agresif faiz artırım döngüsünü uyguluyor. Mart 2023’te 50 baz puanlık artışın ardından, piyasalarda bir yavaşlama bekleniyordu. Ancak Wunsch’un açıklamaları, ECB’nin henüz işinin bitmediğini gösteriyor.
İran ile yürütülen nükleer müzakereler, küresel petrol arzını etkileyebilecek bir anlaşmayla sonuçlanabilir. Dolayısıyla enerji fiyatları üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşabilir. Bu da enflasyonu düşürücü bir etki yaratabilir. Ancak Wunsch, bu gelişmelerin ECB’nin sıkılaştırma politikasını durdurmak için yeterli olmayacağını vurguluyor.
“İran anlaşması enerji fiyatlarını bir miktar düşürebilir, ancak çekirdek enflasyon hâlâ çok yüksek. Bu nedenle faiz artışlarına devam etmeliyiz” diyen Wunsch, para politikasında gevşemeye gitmenin henüz erken olduğunu ifade etti.
Bölgesel ve küresel boyut
ECB’nin kararları yalnızca Euro Bölgesi’ni değil, küresel ekonomi üzerinde de önemli etkiler yaratıyor. Artan faizler, küresel talep üzerinde baskı oluştururken, gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışlarını hızlandırabilir. İran anlaşmasının sağlanması durumunda ise petrol arzına yönelik endişelerin azalması, ham petrol fiyatlarında düşüşe yol açabilir. Bu da enflasyonist baskıları hafifletse de, ECB’nin temel odak noktası hizmet sektörü ve ücretlerden kaynaklanan fiyat artışları olmaya devam ediyor.
Uzmanlar, ECB’nin bu yılın son çeyreğine kadar faiz artırmaya devam edeceği, ardından bir duraklama dönemine girebileceği görüşünde. Ancak Wunsch’un açıklamaları, duraklamanın henüz gündemde olmadığını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ithalatında yüksek oranda dışa bağımlı bir ülke olarak, küresel petrol fiyatlarındaki değişimlerden doğrudan etkileniyor. İran anlaşmasının sağlanması, petrol fiyatlarını düşürebilir ve bu da Türkiye’nin cari açığı ve enflasyonu üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Ancak ECB’nin faiz artışları, gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışına yol açarak TL üzerinde baskı oluşturabilir. Dolayısıyla Türkiye, enerji fiyatlarındaki olası düşüş ile sermaye akımlarındaki daralma arasında bir denge kurmak zorunda kalabilir. Bu gelişme, TCMB’nin para politikasını şekillendirirken küresel koşulları daha yakından izlemesi gerektiğini ortaya koyuyor.