Eski ABD Dışişleri Bakanlığı danışmanı ve Johns Hopkins Üniversitesi Ortadoğu çalışmaları profesörü Vali Nasr, FRANCE 24'e verdiği röportajda İran ile varılan anlaşmanın ABD için önemli bir stratejik gerileme olduğunu belirtti. Nasr, "Savaş İran'ın lehine sonuçlanıyor ve sonuç kesinlikle İsrail için olumlu değil" dedi. Uzun süredir devam eden müzakerelerin ardından imzalanan anlaşma, İran'ın nükleer programına karşılık yaptırımların kaldırılmasını öngörüyor. Ancak Nasr'a göre bu durum, ABD'nin bölgedeki geleneksel müttefiklerini zayıflatırken, İran'ı güçlendiriyor.
Anlaşmanın arka planı ve tarafların tutumu
İran ile P5+1 ülkeleri (ABD, Rusya, Çin, Fransa, İngiltere ve Almanya) arasında yıllardır süren müzakereler, nihayet kapsamlı bir nükleer anlaşmayla sonuçlandı. Anlaşmaya göre İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlandıracak ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na (UAEA) denetim yetkisi verecek. Buna karşılık, ABD ve Avrupa Birliği, İran'a uygulanan ekonomik yaptırımları kademeli olarak kaldıracak. Nasr, anlaşmanın uygulanmasının İran ekonomisini canlandıracağını ve Tahran'ın bölgesel nüfuzunu artıracağını öngörüyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, anlaşmayı "tarihi bir hata" olarak nitelendirirken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri de endişelerini dile getirdi. Nasr'a göre bu ittifaklar, ABD'nin bölgedeki liderlik rolünün sorgulanmasına yol açıyor. "ABD, İran'ı dizginlemek yerine ona meşruiyet kazandırdı" diyen Nasr, anlaşmanın bölgesel dengeleri altüst ettiğini savunuyor.
Bölgesel yansımalar ve küresel boyut
Anlaşma, Ortadoğu'daki güç dengelerini yeniden şekillendiriyor. İran, yaptırımların kalkmasıyla birlikte petrol ihracatını artırabilir ve Suriye, Yemen, Lübnan'daki vekil güçlerine daha fazla kaynak aktarabilir. Bu durum, İsrail ve Suudi Arabistan'ı doğrudan tehdit ediyor. Nasr, "İran'ın bölgesel hegemonya arayışı artık daha belirgin hale geldi" diyor. Öte yandan, Avrupa ülkeleri anlaşmayı diplomatik bir zafer olarak görse de ABD içinde Kongre'de anlaşmaya yönelik güçlü bir muhalefet var. Eski Başkan Donald Trump'ın anlaşmadan çekilmesinin ardından yeni yönetim, diplomasiyi yeniden ön plana çıkardı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran anlaşmasını yakından takip ediyor. Ankara, İran'la ekonomik ilişkilerini geliştirmek isterken, aynı zamanda bölgesel nüfuz mücadelesinde Tahran'ın güçlenmesinden çekiniyor. Anlaşma, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini olumlu etkileyebilir; zira İran'ın doğal gaz ve petrol ihracatının artması, alternatif kaynak sağlayabilir. Ancak İran'ın Suriye ve Irak'taki varlığının güçlenmesi, Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırabilir. PKK ve diğer terör örgütleriyle mücadelede iş birliği yapılan İran'la dengeli bir ilişki sürdürmek, Türk dış politikası için kritik önem taşıyor.