Tahran yönetimi, ABD'nin İran'a yönelik yeni bir saldırı dalgası planladığına dair istihbarat elde ettiğini duyurarak Washington'a açık bir uyarı yaptı. İranlı yetkililer, herhangi bir saldırıya "sınırsız" karşılık verileceğini belirtti. Aynı gün Yemen'de şiddetli çatışmalar yaşandığı bildirildi. (Tahran/Washington, 2025)
Arka Plan: Artan Gerilimin Nedenleri
İran'ın açıklaması, son haftalarda bölgede artan tansiyonun son halkası oldu. ABD'nin bölgedeki askeri varlığını güçlendirmesi ve İran'a yönelik yaptırım tehditlerini yenilemesi, Tahran'ın sert tepkisine yol açtı. İran Devrim Muhafızları'na bağlı kaynaklar, ABD uçak gemisi gruplarının Basra Körfezi'ne yönlendirildiğini ve bölgedeki üslerde alarm seviyesinin yükseltildiğini iddia etti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, "ABD'nin herhangi bir saldırısı, coğrafi sınır tanımayan bir karşılıkla cevaplandırılacaktır" dedi. Bu ifade, İran'ın daha önceki açıklamalarında sıkça kullandığı "sınırsız misilleme" doktrinini yansıtıyor.
Uzmanlar, İran'ın bu söylemi iç kamuoyunu konsolide etmek ve bölgesel müttefiklerine caydırıcılık mesajı vermek için kullandığını belirtiyor. Ancak Tahran'ın elindeki vekil güçler aracılığıyla Yemen, Irak, Suriye ve Lübnan'da geniş bir etki ağı bulunuyor. Bu durum, olası bir çatışmanın hızla bölgesel bir savaşa dönüşme riskini artırıyor.
Yemen'de Şiddetlenen Çatışmalar
Öte yandan Yemen'de Husiler ile Suudi Arabistan destekli hükümet güçleri arasındaki çatışmalar şiddetlendi. Husiler, Marib ve Cevf cephelerinde ilerleme kaydettiklerini duyurdu. Suudi koalisyonu ise Husi mevzilerine hava saldırıları düzenledi. Yemen'deki savaş, İran ve Suudi Arabistan arasındaki vekalet savaşının en kanlı cephesi olmayı sürdürüyor. İran, Husileri desteklemekle suçlanırken, Tahran bu iddiaları reddediyor. BM verilerine göre, Yemen'de yedi yılı aşkın süredir devam eden çatışmalarda yüz binlerce kişi hayatını kaybetti, milyonlarca kişi yerinden edildi.
İran'ın üst düzey askeri yetkilileri, Yemen'deki gelişmelerin "ABD ve müttefiklerinin bölgedeki yayılmacı politikalarının bir sonucu" olduğunu savunuyor. ABD ise İran'ı bölgede istikrarsızlık yaratmakla suçluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran-ABD gerilimi, yalnızca ikili bir mesele olmaktan çıkıp küresel enerji güvenliğini de tehdit ediyor. Basra Körfezi'ndeki herhangi bir çatışma, dünya petrol arzının yaklaşık üçte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nı riske atabilir. Bu durum, petrol fiyatlarında ani sıçramalara ve küresel ekonomide dalgalanmalara yol açabilir. Ayrıca, İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin askıya alınması, diplomatik çözüm umutlarını zayıflatıyor. Rusya ve Çin, taraflara itidal çağrısı yaparken, Avrupa Birliği ise endişeyle gelişmeleri izliyor. NATO, İran'ın olası bir saldırısına karşı bölgedeki müttefiklerini koruma taahhüdünü yineledi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD geriliminin tırmanması, Türkiye'nin güvenlik ve enerji çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, İran ile uzun bir sınırı paylaşıyor ve iki ülke arasında önemli ticari ilişkiler mevcut. Olası bir savaş, Türkiye'nin doğu sınırında istikrarsızlık yaratabilir, mülteci akınını tetikleyebilir ve enerji tedarikinde aksamalara yol açabilir. Ayrıca Türkiye, bölgesel denge politikası çerçevesinde hem ABD hem de İran ile diyalog kanallarını açık tutmaya çalışıyor. Yemen'deki çatışmalar ise Türkiye'nin insani yardım ve barış girişimlerini zorlaştırıyor. Ankara'nın, gerilimin düşürülmesi için diplomatik çabalarını yoğunlaştırması bekleniyor.