DUBAİ — İran'ın yarı resmi Tasnim haber ajansının Perşembe günü bildirdiğine göre, bu hafta ABD saldırılarında hayatını kaybeden İran askeri personeli sayısı en az 13'e yükseldi. Ajans, altı askerin daha ölümünü doğrulayarak daha önce açıklanan yedi kaybın üzerine ekledi. Ölenlerin kimlikleri ve görev yerlerine ilişkin ayrıntılar henüz paylaşılmadı. Olay, ABD ile İran arasında son aylarda artan gerilimin en son halkası olarak kaydedildi.
Saldırıların arka planı ve İran'ın açıklamaları
Tasnim'in haberine göre, ölen askerlerin tamamı bu hafta içinde gerçekleşen ABD operasyonlarında hayatını kaybetti. İran makamları, saldırıların ülkenin egemenlik alanına yönelik ihlal olduğunu savunuyor. Şu ana kadar saldırıların hangi bölgelerde düzenlendiğine dair resmi bir açıklama yapılmadı; ancak bölgesel kaynaklar, hedeflerin İran'ın Suriye ve Irak'taki askeri varlığıyla bağlantılı olabileceğine işaret ediyor.
ABD yönetimi ise saldırılarla ilgili doğrudan bir açıklama yapmadı. Ancak son haftalarda ABD Savunma Bakanlığı, Orta Doğu'daki güçlerine yönelik artan tehditlere karşı "gerekli önlemleri alma hakkını saklı tuttuğunu" belirtmişti. İran'ın nükleer programı ve bölgesel milis gruplara verdiği destek, Washington'un başlıca gerekçeleri arasında gösteriliyor.
İran'da yayımlanan haber, ülke içinde tepkilere yol açtı. Bazı milletvekilleri, hükümeti daha sert bir karşılık vermeye çağırırken, Dışişleri Bakanlığı'nın önümüzdeki günlerde konuyu uluslararası platformlara taşıması bekleniyor. Tasnim, ölen askerlerin ailelerine başsağlığı mesajı yayımlarken, saldırıların "ABD'nin bölgedeki istikrarsızlaştırıcı politikalarının kanıtı" olduğunu öne sürdü.
Bölgesel ve küresel boyut
Olay, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan güvenlik dengelerini daha da gerginleştirdi. Son aylarda İran ile ABD arasında Irak, Suriye ve Yemen üzerinden vekalet çatışmaları yoğunlaşmıştı. Hürmüz Boğazı'ndaki petrol sevkiyatı ve Basra Körfezi'ndeki askeri hareketlilik, küresel enerji piyasaları tarafından yakından izleniyor. Uzmanlar, taraflar arasında doğrudan bir çatışma riskinin arttığını, ancak her iki tarafın da topyekûn bir savaştan kaçınmak için geri adım atmaya çalıştığını belirtiyor.
Bölgedeki diğer aktörler de gelişmeleri izliyor. Suudi Arabistan ve BAE, son dönemde İran ile diplomatik ilişkilerini onarma çabasındaydı; bu tür saldırılar, yumuşama sürecini sekteye uğratabilir. Rusya ve Çin ise ABD'nin askeri müdahalelerine karşı çıkarak, sorunun diyalog yoluyla çözülmesi çağrısı yapabilir. Avrupa Birliği'nden henüz resmi bir açıklama gelmedi.
Uluslararası kamuoyu, İran'ın olası misilleme adımlarını merak ediyor. Tahran'ın, bölgedeki vekil güçleri aracılığıyla ABD üslerine veya müttefiklerine yönelik saldırıları artırabileceği değerlendiriliyor. Ayrıca İran'ın nükleer programında uranyum zenginleştirme seviyesini daha da yükseltmesi, Batı ile yürütülen dolaylı müzakereleri çıkmaza sokabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu olması ve bölgesel istikrarı doğrudan etkileyen gelişmeler nedeniyle bu olaydan önemli ölçüde etkileniyor. ABD-İran geriliminin tırmanması, Türkiye'nin enerji güvenliği ve sınır güvenliği açısından risk oluşturuyor. Türkiye, hem İran hem de ABD ile dengeli ilişkiler yürütmeye çalışırken, olası bir çatışma ortamında arabuluculuk rolü üstlenebilir. Ayrıca İran'daki gelişmeler, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askeri varlığını da dolaylı olarak etkileyebilir. Ankara'nın, tansiyonun düşürülmesi için diplomatik girişimlerde bulunması bekleniyor.