İran Silahlı Kuvvetleri, ABD'nin ülkenin doğusunda düzenlediği hava saldırılarında 8 askerin hayatını kaybettiğini resmen açıkladı. Saldırıların, iki ülke arasında son haftalarda artan gerginliğin ardından geldiği belirtiliyor. İran Dışişleri Bakanlığı, bu gece yarısı gerçekleşen saldırıları kınarken, ABD'den herhangi bir resmi açıklama yapılmadı ancak Washington yönetiminin, İran destekli milis gruplarının Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarına misilleme olarak bu operasyonu düzenlediği tahmin ediliyor. Bölgede tansiyonun zirve yaptığı bu dönemde, İran'ın misilleme yapıp yapmayacağı merak konusu.
Gelişmenin arka planı
Olay, İran'ın doğu sınırına yakın bir bölgede, Pakistan ve Afganistan sınırlarındaki dağlık arazide meydana geldi. İranlı yetkililere göre, ABD'ye ait savaş uçakları, insansız hava araçları ve uzun menzilli füzeler kullanarak İran Devrim Muhafızları'na bağlı bir karakolu hedef aldı. Saldırıda 8 asker öldü, 12 asker yaralandı. İran resmi ajansı IRNA, ölen askerlerin kimliklerini henüz açıklamadı ancak ölenler arasında üst düzey bir komutanın bulunmadığı belirtiliyor. ABD'nin bu saldırıyı, İran'ın Yemen'deki Husilere sağladığı iddia edilen askeri desteğe karşı bir uyarı olarak düzenlediği yorumları yapılıyor. Son haftalarda, Husilerin Kızıldeniz'de İsrail bağlantılı gemilere düzenlediği saldırılar küresel ticareti tehdit etmiş, ABD ve İngiltere Husilere yönelik hava operasyonlarını yoğunlaştırmıştı. İran'ın bu saldırıların arkasında olduğu iddiaları ise Tahran yönetimi tarafından reddediliyor.
ABD Savunma Bakanlığı'ndan (Pentagon) henüz bir açıklama gelmezken, başkent Washington'da konuşan bir yetkili, "ABD'nin, kendisini ve müttefiklerini savunma hakkı saklıdır" ifadelerini kullandı. Yetkili, operasyonun detaylarına ilişkin bilgi vermekten kaçınırken, saldırının İran topraklarına yönelik olup olmadığı sorusuna yanıt vermedi. İran devlet televizyonu ise olayı, "ABD'nin devlet terörizmi" olarak nitelendirdi ve misilleme tehdidinde bulundu.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu son olay, ABD ile İran arasında 2020 yılında General Kasım Süleymani'nin suikastının ardından yaşanan en ciddi çatışma olarak değerlendiriliyor. O dönemde İran, ABD üslerine balistik füze saldırısı düzenlemiş, iki ülke savaşın eşiğine gelmişti. Şimdi ise bölgedeki dinamikler daha karmaşık: İsrail-Hamas savaşı, Husilerin Kızıldeniz ablukası ve İran'ın nükleer programındaki ilerlemeler, ortamı daha da gergin kılıyor.
Uzmanlar, bu saldırının İran'ı nükleer müzakerelerde daha katı bir tutum almaya itebileceğini belirtiyor. Tahran, aylardır Batı ile nükleer anlaşmayı canlandırmak için dolaylı görüşmeler yürütüyordu ancak bu gelişme, diplomatik çabaları sekteye uğratabilir. Öte yandan, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, ABD-İran geriliminin kendi topraklarına sıçramasından endişe ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin yakın coğrafyasında yeni bir kriz potansiyeli taşıyor. İran ile kara sınırı bulunan Türkiye, yaşanabilecek bir askeri çatışmada doğrudan etkilenebilecek ülkelerin başında geliyor. Özellikle Türkiye'nin enerji ithalatında önemli bir paya sahip olan İran ile ticari ilişkileri zarar görebilir. Ayrıca, İran'da istikrarsızlık, Türkiye'nin sınır güvenliğini ve PKK gibi terör örgütleriyle mücadelesini olumsuz etkileyebilir. Bölgede tırmanan gerilim, Ankara'nın hem NATO müttefiki ABD hem de komşusu İran arasında denge politikası izlemesini zorlaştırabilir. Türkiye, Orta Doğu'daki bu yeni krizde, diplomasi ve itidal çağrıları yaparak krizin yayılmasını engellemeye çalışacaktır.