İran, İsrail'in Lübnan'ın başkenti Beyrut'a düzenlediği hava saldırılarına tepki olarak Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile yürüttüğü nükleer müzakereleri askıya aldığını duyurdu. Tahran yönetimi, İsrail'in Lübnan topraklarına yönelik son saldırılarının bölgesel istikrarı tehdit ettiğini belirterek, diplomatik sürecin bu koşullarda devam edemeyeceğini bildirdi. İsrail ise saldırıların Hizbullah'ın askeri altyapısına yönelik olduğunu açıkladı.
Müzakerelerin askıya alınması ve bölgesel etkiler
İran ile ABD arasında, 2015 tarihli nükleer anlaşmanın (Kapsamlı Ortak Eylem Planı) yeniden canlandırılması amacıyla aylardır dolaylı görüşmeler sürüyordu. Umman Körfezi'ndeki müzakereler, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlandırması ve ABD'nin bazı yaptırımları kaldırması olasılığını içeriyordu. Ancak İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının müzakerelerin devamına izin vermediğini söyledi. Kenani, "Bu saldırılar bölgede yeni bir çatışma dalgası yaratırken, müzakere masasında oturmak anlamsız hale gelmiştir," dedi. İsrail, Hizbullah'ın Beyrut'un güneyindeki bir konut binasında düzenlediği iddia edilen bir saldırıya misilleme olarak 10 askeri hedefi vurduğunu açıkladı. Hizbullah ise İsrail saldırılarında sivil kayıplar olduğunu belirterek misilleme tehdidinde bulundu. Bölgedeki tansiyonun yükselmesi, İran'ın Yemen'deki müttefiki Husileri de harekete geçirebilir. Husiler, daha önce İsrail ve ABD çıkarlarına yönelik saldırılar düzenlemişti.
Bab el-Mendep Boğazı kritik eşikte
Eğer Husiler çatışmada yeni bir cephe açarsa, en olası hedef Yemen kıyılarındaki Bab el-Mendep Boğazı olacak. Bu dar su yolu, Kızıldeniz'i Aden Körfezi'ne bağlıyor ve Süveyş Kanalı'na giden deniz trafiğini kontrol ediyor. Dünyanın en önemli enerji ticaret yollarından biri olan boğazdan günde yaklaşık 6 milyon varil petrol geçiyor. Husiler, 2023'te İsrail-Hamas savaşı sırasında İsrail'e giden gemilere saldırmış ve boğazı tehdit etmişti. Uzmanlar, Husilerin İran'ın desteğiyle bu kez daha organize bir saldırı düzenleyebileceğini belirtiyor. Olası bir Husî saldırısı, küresel petrol fiyatlarını yükseltebilir ve tedarik zincirlerini bozabilir. Mısır, Süveyş Kanalı'ndan elde ettiği gelirin önemli bir kısmını kaybederken, Körfez ülkeleri de enerji ihracatında aksamalar yaşayabilir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Husilerin füze ve insansız hava aracı (İHA) menzilinde olduğu için alarm durumunda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran ile ABD arasındaki müzakerelerin askıya alınması, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını dolaylı olarak etkileme potansiyeli taşıyor. Türkiye, hem İran hem de ABD ile dengeli ilişkiler sürdürmeye çalışırken, olası bir İsrail-Hizbullah-İran hattında tırmanma, Türkiye'nin güney sınırındaki istikrarı tehdit edebilir. Ayrıca Bab el-Mendep Boğazı'ndaki olası bir kriz, Türkiye'nin enerji ithalatında kullandığı deniz yollarını etkileyebilir. Türkiye, İran yaptırımlarına uyum konusunda ABD ile zaman zaman gerilim yaşarken, bu gelişme Ankara'nın diplomatik manevra alanını daraltabilir. Bölgesel gerilimin Türkiye'nin Suriye ve Irak politikalarına da yansıması beklenebilir.