İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 11 Ekim 2024 Cuma günü Türkmenistan'da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya gelerek, İran ile ABD arasında müzakere sürecine ilişkin yeni önerilerin teati edildiğini bildirdi. Pezeşkiyan, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, "İran ve ABD, müzakerelerin yeniden başlaması için yeni öneriler sundu" dedi. İki lider, ayrıca enerji, tarım, ulaştırma ve ticaret alanlarında ortak projelerin ilerletilmesi konusunda mutabık kaldı.
Görüşmenin Arka Planı ve Bölgesel Zirve
Pezeşkiyan ve Putin, Türkmenistan'ın başkenti Aşkabat'ta düzenlenen "Uluslararası Barış ve Güven Yılı" temalı bir zirvede bir araya geldi. Zirve, bölgesel iş birliği ve diyalog mekanizmalarını güçlendirmeyi amaçlıyordu. Görüşmede, İran'ın nükleer programı ve ABD ile ilişkileri ele alındı. Pezeşkiyan, İran'ın müzakere masasına dönmeye hazır olduğunu ancak ön koşulların karşılanması gerektiğini vurguladı. Putin ise Rusya'nın İran ile stratejik ortaklığını sürdüreceğini ve sürece destek vereceğini ifade etti.
İran ve ABD arasındaki müzakereler, 2015 nükleer anlaşmasının (JCPOA) ardından 2018'de ABD'nin anlaşmadan çekilmesiyle kesintiye uğramıştı. 2021'den bu yana Viyana'da dolaylı görüşmeler yapılsa da somut bir sonuç alınamamıştı. Pezeşkiyan'ın açıklaması, diplomasi trafiğinin yeniden canlandığını gösteriyor. İran, yaptırımların kaldırılmasını ve ekonomik ilişkilerin normalleşmesini talep ederken, ABD nükleer programın sınırlandırılması ve bölgesel faaliyetlerin kısıtlanması konusunda ısrarcı.
Görüşmede ayrıca İran ile Rusya arasındaki ekonomik iş birliği masaya yatırıldı. İki ülke, enerji sektöründe ortak yatırımlar, tarım ürünleri ticareti, ulaştırma koridorları (özellikle Kuzey-Güney Ulaşım Koridoru) ve ticaret hacminin artırılması konularında anlaşmaya vardı. Putin, "İran ile ilişkilerimiz stratejik düzeyde ve her alanda gelişiyor" dedi. Pezeşkiyan ise "Rusya ile ortak projelerimiz bölgesel istikrara katkı sağlayacak" ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran ve ABD arasındaki olası bir müzakere süreci, Orta Doğu'nun jeopolitik dengelerini doğrudan etkileyebilir. İran'ın nükleer programı, İsrail ve Suudi Arabistan başta olmak üzere bölge ülkeleri tarafından yakından takip ediliyor. ABD yönetimi, İran'ın nükleer silah edinmesini engellemek için diplomatik ve askeri seçenekleri masada tutuyor. Öte yandan Rusya, İran ile askeri ve teknik iş birliğini derinleştirerek Orta Doğu'daki etkisini artırmayı hedefliyor. Bu durum, ABD'nin bölgedeki müttefikleriyle ilişkilerinde yeni hesaplamalar yapmasına yol açabilir.
Enerji alanında İran ve Rusya, doğal gaz ve petrol üretiminde iş birliği yaparak küresel piyasalarda ortak hareket etme potansiyeline sahip. Bu durum, OPEC+ içindeki dengeleri ve küresel enerji fiyatlarını etkileyebilir. Ulaştırma koridorları ise Asya ile Avrupa arasındaki ticaret yollarını çeşitlendirerek Süveyş Kanalı'na bağımlılığı azaltabilir. Kuzey-Güney Ulaşım Koridoru, Rusya ve İran üzerinden Hindistan'a uzanan bir güzergah olup, Türkiye'yi de kapsayan Orta Koridor ile rekabet halinde.
ABD'nin İran ile müzakereye sıcak bakması, Biden yönetiminin Orta Doğu'da gerilimi düşürme ve kaynaklarını Asya-Pasifik'e kaydırma stratejisiyle uyumlu. Ancak İran'ın Rusya ile yakınlaşması, Batı'nın İran'a yönelik yaptırım rejimini zayıflatabilir. İran'ın Şanghay İşbirliği Örgütü'ne üyeliği ve BRICS'e katılma süreci, Batı dışı aktörlerle entegrasyonunu hızlandırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran ve ABD arasındaki yeni müzakere önerileri, Türkiye'nin bölgesel konumunu doğrudan etkiliyor. Türkiye, İran ile ticari ve enerji ilişkilerini sürdürürken Batı ile de uyumlu bir politika izlemeye çalışıyor. Olası bir anlaşma, İran'a yönelik yaptırımların kalkmasıyla Türkiye-İran ticaret hacmini artırabilir. Ancak İran-Rusya iş birliğinin derinleşmesi, Güney Kafkasya ve Suriye'deki dengeleri değiştirerek Türkiye'nin manevra alanını sınırlayabilir. Ayrıca Kuzey-Güney Koridoru'nun canlanması, Türkiye'nin Orta Koridor projesine alternatif oluşturarak transit gelirlerini azaltabilir. Türkiye, denge politikasıyla hem Batı hem de bölgesel aktörlerle ilişkilerini yönetmek durumunda.