İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında imzalanan mutabakat zaptı (MoU), Körfez bölgesindeki ekonomik ilişkilerin seyrini değiştirme potansiyeli taşıyor. Anlaşma, özellikle İran'ın nükleer programı etrafındaki gerilimlerin hafifletilmesi ve bölgesel ticaretin önündeki engellerin kaldırılması hedefleniyor. Uzmanlar, bu adımın Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi Körfez ülkelerinin İran'la ekonomik bağlarını yeniden değerlendirmesine yol açabileceğini belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Mutabakat zaptı, Mart 2025'te Umman'ın arabuluculuğunda gerçekleşen müzakerelerin ardından imzalandı. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ve ABD'nin İran Özel Temsilcisi Abrams'ın imzaladığı belge, öncelikle enerji ve finans sektörlerini kapsıyor. İran, uluslararası yaptırımlar nedeniyle petrol ihracatında ciddi düşüş yaşarken, ABD ise Körfez'deki askeri varlığını azaltma sinyali veriyor. Anlaşma, taraflar arasında doğrudan bir ticaret anlaşması olmamakla birlikte, üçüncü ülkeler üzerinden dolaylı ticareti teşvik ediyor.
Körfez ülkeleri, özellikle Suudi Arabistan ve BAE, İran'la ticari ilişkilerini uzun süredir dondurmuş durumdaydı. 2019'da Suudi petrol tesislerine yapılan saldırılar ve 2020'de ABD'nin İranlı general Kasım Süleymani'yi öldürmesi, bölgedeki gerilimi tırmandırmıştı. Ancak son yıllarda Çin'in arabuluculuğunda Suudi-İran normalleşmesi, bu yeni mutabakatın zeminini hazırladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Mutabakat, sadece İran-ABD ilişkilerini değil, aynı zamanda Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyelerinin dış politika stratejilerini de etkiliyor. Katar, Umman ve Kuveyt gibi ülkeler, İran'la doğrudan ticaret yapma konusunda daha istekli görünürken, Suudi Arabistan ve BAE temkinli bir yaklaşım sergiliyor. Özellikle Suudi Arabistan, İran'ın Yemen'deki Husi milislerine verdiği desteği sona erdirmesini ticari normalleşmenin ön koşulu olarak görüyor.
Küresel enerji piyasalarında, bu anlaşma petrol ve doğalgaz fiyatları üzerinde aşağı yönlü bir baskı yaratabilir. İran'ın günlük 2.5 milyon varil petrol ihracatının önündeki yaptırım engellerinin kalkması, arz fazlasına yol açarak OPEC+ politikalarını zorlayabilir. Ayrıca İran, doğalgaz ihracatını artırarak Avrupa'nın Rusya'ya bağımlılığını azaltma çabalarına alternatif sunabilir.
ABD açısından ise bu mutabakat, Biden yönetiminin nükleer anlaşma (Kapsamlı Ortak Eylem Planı) müzakerelerinde ilerleme kaydetme çabasının bir parçası. Ancak İran'ın balistik füze programı ve bölgesel milis güçleri konusunda henüz bir uzlaşma sağlanmış değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ve ABD arasındaki bu mutabakatı yakından izliyor. Ankara, İran'a uygulanan yaptırımlar nedeniyle ikili ticaretinde sıkıntı yaşarken, anlaşmanın doğalgaz ve petrol ticaretini kolaylaştırması bekleniyor. Türkiye'nin enerji arzını çeşitlendirme stratejisi kapsamında İran doğalgazı önemli bir alternatif oluşturuyor. Ayrıca, Körfez ülkeleriyle son dönemde geliştirilen ilişkiler, Türkiye'nin bölgedeki ticari ve diplomatik ağını güçlendiriyor. Ancak ABD'nin Türkiye'ye yönelik CAATSA yaptırımları ve İran bağlantılı bankacılık işlemlerindeki riskler göz önünde bulundurulduğunda, Ankara'nın bu mutabakatı ihtiyatla karşıladığı söylenebilir.