Fransa'da aşırı sağcı lider Marine Le Pen, Avrupa Birliği fonlarını kötüye kullanma suçlamasıyla yargılandığı davada önemli bir hukuki süreci geride bıraktı. Paris Temyiz Mahkemesi, 31 Mart 2025 tarihli kararında Le Pen'in mahkumiyetini onarken, bir önceki kararla getirilen kamu görevinden men cezasının süresini kısalttı. Bu karar, teorik olarak Le Pen'in 2027 Fransa cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmasının önünü açıyor. Mahkeme, Le Pen'e üç yıl hapis cezası verirken, iki yılının ertelendiğini, kalan bir yılın ise ev hapsi şeklinde elektronik kelepçe ile infaz edileceğini duyurdu. Le Pen'in avukatları kararı temyiz edeceklerini açıkladı.
Kararın arka planı ve siyasi yankıları
Marine Le Pen, partisi Ulusal Birlik'in (Rassemblement National) Avrupa Parlamentosu'ndaki milletvekillerine yönelik olarak, AB fonlarını parti çalışanlarına maaş olarak kullandırdığı iddiasıyla yargılanıyordu. İlk derece mahkemesi, Eylül 2024'te Le Pen'i 4 yıl hapis cezasına çarptırmış ve 5 yıl süreyle kamu görevinden men cezası vermişti. Bu karar, Le Pen'in 2027 seçimlerine katılmasını engelleyecek nitelikteydi ve büyük tartışma yaratmıştı. Temyiz mahkemesi, hapis cezasını 3 yıla indirirken, kamu görevinden men cezasını da kısalttı. Mahkeme, Le Pen'in cezasının bir kısmını elektronik kelepçe ile ev hapsi olarak çekmesine hükmetti. Karar, Fransız siyasetinde ikiye bölünmüş bir tablo ortaya çıkardı. Le Pen ve partisi, kararı 'siyasi bir komplo' olarak nitelendirirken, iktidar bloku 'hukukun üstünlüğünün zaferi' olarak yorumladı.
Avrupa ve Batı siyasetinde yankıları
Le Pen'in Fransa'da aday olabilme ihtimali, yalnızca Fransız siyasetini değil, tüm Avrupa siyasetini yakından ilgilendiriyor. Fransa, Avrupa Birliği'nin kurucu üyesi ve nükleer silaha sahip tek AB ülkesi olarak kıtanın güvenlik ve dış politika mimarisinde kilit role sahip. Le Pen'in 2027 seçimlerini kazanması halinde Avrupa-Atlantik ittifakında köklü değişiklikler bekleniyor. Le Pen, seçim kampanyasında Fransa'nın NATO'nun entegre askeri komuta yapısından çekilmesini, AB ile ilişkilerin yeniden müzakere edilmesini ve Rusya'ya yönelik yaptırımların hafifletilmesini savunuyor. Le Pen'in iktidara gelmesi, Avrupa'da yükselen aşırı sağ dalganın en büyük başarısı olacak ve AB'nin bütünlüğüne yönelik en ciddi tehdidi oluşturacak. ABD'de ise Trump yönetiminin Fransa'da aşırı sağcı bir lidere sıcak bakmadığı biliniyor; ancak Le Pen'in Rusya'ya yönelik tutumu Washington'da endişe yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'da aşırı sağın iktidara yürümesi, Türkiye açısından doğrudan ve dolaylı etkiler doğurabilir. Le Pen'in seçimleri kazanması halinde, Fransa'nın Türkiye'ye yönelik tutumunun sertleşmesi beklenebilir. Le Pen, geçmişte yaptığı açıklamalarda Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkmış, sığınmacı politikalarını eleştirmiş ve Doğu Akdeniz'de Türkiye'ye karşı Yunanistan'ı desteklemiştir. Ayrıca, Le Pen'in Rusya'ya yakın durması, Ukrayna savaşı bağlamında Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zora sokabilir. Öte yandan, Le Pen'in AB karşıtı söylemleri, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde yeni bir dönemin kapısını aralayabilir; zira AB'nin zayıflaması Ankara'nın elini güçlendirebilir. Ancak genel olarak, aşırı sağın Avrupa'da güç kazanması, Türkiye'nin Batı ittifakı içindeki konumunu zora sokan bir gelişme olarak değerlendirilmelidir.