Gazze Şeridi'nde yerlerinden edilmiş Filistinli çiftçiler, İsrail saldırıları sonucu tarım arazilerinin büyük ölçüde tahrip olması nedeniyle çadırlarının yakınındaki sınırlı toprak parçalarında ürün yetiştirmeye çalışıyor. İsrail'in geçen yıl başlattığı hava ve kara saldırıları sonucunda Gazze'deki tarım alanlarının yaklaşık yüzde 95'inin kullanılamaz hale geldiği bildiriliyor. Uzmanlar, bu durumun bölgede yapay bir kıtlık yarattığı ve Filistinlileri dış yardıma bağımlı hale getirdiği konusunda uyarılarda bulunuyor.
Tarımın çöküşü ve gıda güvencesizliği
Gazze'de 7 Ekim 2023'te başlayan çatışmaların ardından İsrail ordusu, kuzeyden güneye birçok bölgeyi hedef aldı. Tarım alanları, seralar, su kuyuları ve sulama sistemleri yoğun şekilde tahrip edildi. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'ne (FAO) göre, Gazze'deki ekilebilir arazilerin neredeyse tamamı zarar gördü. Zeytin ağaçları, narenciye bahçeleri ve sebze tarlaları bombardımanlarla yok oldu. Çiftçiler, hayatta kalabilmek için enkaz altından kalan tohumları toplamaya ve küçük parsellerde üretime devam etmeye çabalıyor.
Yerinden edilmiş çiftçiler, özellikle Refah ve Han Yunus bölgelerinde çadırlarının hemen yanında oluşturdukları minik bahçelerde domates, salatalık ve yeşillik yetiştirmeye çalışıyor. Ancak temiz suya erişim ciddi bir sorun. İsrail'in su altyapısını hedef alması nedeniyle kuyular kurudu, deniz suyu arıtma tesisleri çalışamaz hale geldi. Çiftçiler, ürünlerini sulamak için tuzlu su kullanmak zorunda kalıyor, bu da verimi düşürüyor ve toprağın tuzlanmasına yol açıyor.
Küresel boyut: Gıda silah olarak kullanılıyor
Uluslararası hukukta sivillerin temel ihtiyaçlara erişiminin engellenmesi savaş suçu sayılırken, uzmanlar İsrail'in Gazze'de gıda ve suyu bir silah olarak kullandığını savunuyor. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), Gazze nüfusunun yüzde 85'inin şiddetli gıda güvensizliği ile karşı karşıya olduğunu bildiriyor. Dünya Gıda Programı, bölgede kıtlık tehlikesi olduğu uyarısında bulunurken, yardım konvoylarının geçişine izin verilmemesi durumu daha da kötüleştiriyor.
İnsani yardım kuruluşları, Gazze'deki tarımın yeniden canlandırılması için acil bir ateşkes ve uluslararası müdahalenin şart olduğunu vurguluyor. Bu, sadece Filistinlilerin hayatta kalması için değil, aynı zamanda bölgesel istikrar için de kritik önem taşıyor. Mısır, Ürdün ve Lübnan gibi komşu ülkeler, kitlesel göç dalgaları ve kıtlık kaynaklı istikrarsızlık endişesi taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki tarım alanlarının yok edilmesi ve yapay kıtlığa yol açılması, Türkiye'nin Filistin politikası açısından doğrudan ilgili bir gelişmedir. Ankara, uluslararası platformlarda Filistinlilerin insani koşullarının iyileştirilmesi için çaba göstermekte, insani yardımlar göndermektedir. Türk Kızılayı ve AFAD, Gazze'ye gıda, su ve tıbbi malzeme ulaştırmaya çalışmaktadır. Bununla birlikte, bölgede kalıcı bir çözüm için ateşkes ve iki devletli çözüm vizyonu Türkiye'nin dış politikasının merkezinde yer almaktadır. Gazze'de yaşanan gıda krizinin derinleşmesi, Türkiye'nin insani yardım kanallarını artırmasına ve BM ile koordinasyon içinde hareket etmesine neden olabilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki istikrarın bozulması, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel ticaret rotaları açısından da risk oluşturmaktadır.