İran ile ABD arasında, nükleer programa ilişkin bir ön mutabakat zaptına (MOA) ulaşma çabaları kapsamında yürütülen dolaylı mesaj trafiği en az birkaç gündür durmuş durumda. Yarı resmi Fars Haber Ajansı’nın Salı günü yayımladığı habere göre, iki ülke arasındaki mesajlaşmalar, son dönemde bazı Batılı yetkililerin medyaya yansıyan açıklamaları ve haberlerin ardından kesintiye uğradı. Haberde, bu durumun geçici mi yoksa daha kalıcı bir tıkanıklığa mı işaret ettiği konusunda net bir bilgi yer almazken, İranlı kaynaklar müzakerelerin durma noktasına gelmesinden Batılı tarafları sorumlu tutuyor.
Ön mutabakat zaptı çabaları ve son durum
İran ile ABD arasında, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın (KOEP) yeniden canlandırılmasına yönelik dolaylı görüşmeler aylardır Umman ve Katar arabuluculuğunda devam ediyordu. Tarafların, özellikle uranyum zenginleştirme seviyesi ve yaptırımların kaldırılması konularında bir ön mutabakat zaptı üzerinde çalıştığı belirtiliyor. Ancak Fars News’e konuşan kaynak, “Son günlerde medyada çıkan haberler ve bazı Batılı ülkelerin yetkililerinin açıklamaları, müzakerelerin havasını olumsuz etkiledi. Bu nedenle mesaj alışverişi en az birkaç gündür durduruldu” ifadelerini kullandı.
İranlı diplomatik kaynaklara göre, ABD’nin bölgedeki müttefikleriyle koordineli bir şekilde yaptığı açıklamalar, Tahran’da güven sorununa yol açtı. Özellikle, İsrail’in İran’ın nükleer tesislerine yönelik olası bir askeri operasyon sinyalleri ve ABD’nin bu konuda net bir tavır almaması, İran tarafında müzakerelerin bir oyalama taktiği olarak kullanıldığı şüphesini güçlendirdi.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, Ortadoğu’da zaten kırılgan olan dengeleri daha da hassas bir noktaya taşıyor. İran’ın nükleer programı, Batılı ülkelerin İran’a yönelik yaptırımlarının devam etmesi ve İsrail’in tehditkâr söylemleri, bölgede gerilimi artırıyor. Uzmanlar, İran ile ABD arasındaki mesaj trafiğinin durmasının, Körfez ülkeleri ve Türkiye gibi bölgesel aktörlerin pozisyonlarını da etkileyebileceğini belirtiyor. Ayrıca, İran’ın Rusya’ya insansız hava araçları tedariki ve Ukrayna savaşındaki rolü, ABD ile İran arasındaki herhangi bir anlaşmayı daha karmaşık hale getiriyor. Öte yandan, Çin’in İran ile olan stratejik ilişkisi ve Körfez’deki enerji güvenliği endişeleri, nükleer müzakerelerin akıbetini küresel bir mesele haline getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşuluk ilişkisi ve enerji ithalatı nedeniyle nükleer müzakerelerin sonucundan doğrudan etkileniyor. İran’a yönelik yaptırımların hafiflemesi, Türkiye’nin doğalgaz ve petrol alımında maliyet avantajı sağlayabilir. Ancak mesaj trafiğinin durması, bölgede yeni bir kriz potansiyelini artırıyor. Ankara, bir yandan Tahran’la ticari ve diplomatik ilişkilerini sürdürürken, diğer yandan Batı ittifakı içindeki konumunu korumak zorunda. İran-ABD geriliminin tırmanması, Türkiye’nin sınır güvenliği ve Suriye’deki İran varlığına yönelik politikalarını da doğrudan etkileyebilir.