İran Cumhurbaşkanı, ülkesinin Amerika Birleşik Devletleri ile "topyekün savaş" halinde olduğunu duyurdu. Bu açıklama, Washington'un İran genelinde hava saldırılarını genişletmesi ve bir nükleer santralin bulunduğu kenti de hedef alması üzerine geldi. "Gerçek şu ki bugün İran İslam Cumhuriyeti topyekün bir savaşın içindedir" diyen Cumhurbaşkanı, saldırıların yoğunlaştığını ve ülkenin her yerinde devam ettiğini belirtti. ABD'nin son 48 saat içinde İran'da en az 15 noktayı vurduğu, bunların arasında askeri üsler, lojistik merkezler ve kritik altyapı tesislerinin bulunduğu bildirildi. En dikkat çekici saldırı, İran'ın güneybatısındaki Buşehr kentine yapıldı; bu kent, ülkenin tek işletmedeki nükleer santraline ev sahipliği yapıyor. Saldırıda santralin hedef alınmadığı ancak yakın çevresindeki askeri tesislerin vurulduğu ifade ediliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Gerilim, ABD'nin geçen hafta İran destekli Husilere ait olduğu iddia edilen bir insansız hava aracının Amerikan üssüne saldırması sonrasında tırmanmıştı. Washington, İran'ı Yemen'deki Husilere silah ve istihbarat desteği sağlamakla suçluyor. Pentagondan yapılan açıklamada, İran'ın saldırganlığına karşı koymak için "orantılı ve hedefli" askeri operasyonlar düzenlendiği belirtildi. Ancak İran yönetimi, bu eylemleri "savaş ilanı" olarak nitelendiriyor ve misilleme yapma tehdidinde bulunuyor. İran Dışişleri Bakanı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni acilen toplantıya çağırarak ABD'nin saldırılarını kınadı ve uluslararası topluma müdahale çağrısı yaptı. Uzmanlar, bu gelişmelerin 2020'de General Kasım Süleymani'nin öldürülmesinden bu yana İran ile ABD arasındaki en ciddi askeri karşılaşma olduğunu vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu çatışma, tüm Ortadoğu'yu etkileme potansiyeline sahip. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ABD müttefiki ülkeler, İran'ın misilleme saldırılarına karşı hava savunmalarını güçlendirirken, Rusya ve Çin diplomatik çözüm çağrısında bulundu. Rusya Dışişleri Bakanlığı, "tarafları itidal ve sağduyuya davet ediyoruz" açıklaması yaptı. Çin ise Birleşmiş Milletler'de acil bir oturum talep etti. Ekonomik cephede, petrol fiyatları varil başına 5 doların üzerinde yükselerek 95 doları aştı; analistler, gerginliğin devam etmesi halinde petrolün 100 doların üzerine çıkabileceği uyarısında bulunuyor. Hürmüz Boğazı'nda güvenlik endişeleri artarken, İran'ın bu stratejik geçidi kapatma tehdidi küresel enerji piyasalarında tedirginlik yaratıyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran'ın nükleer tesislerinin güvenliği konusunda endişelerini dile getirerek, Buşehr santrali çevresindeki durumu yakından izlediğini duyurdu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türkiye için doğrudan güvenlik riski oluşturuyor. İran ile sınır komşusu olan Türkiye, çatışmanın kendi sınırlarına sıçramasından endişe duyuyor. Ayrıca, Türkiye'nin enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran ve Irak'tan sağlaması, olası bir bölgesel savaşta enerji arz güvenliğini tehdit edebilir. Ticari ilişkiler de zarar görebilir; İran'a yapılan ihracat ve transit taşımacılık faaliyetleri aksayabilir. Diplomatik açıdan, Türkiye'nin NATO üyesi olarak ABD ile ittifakı ile İran'la olan ekonomik ve siyasi bağları arasında denge kurması gerekecek. Ankara, muhtemelen hem Washington hem de Tahran'la diyaloğu sürdürerek arabulucu rolü oynamaya çalışacaktır.