İran Dışişleri Bakanlığı, ABD ile bir mutabakat zaptı imzalanacağı yönündeki haberleri yalanlayarak, Pazar günü herhangi bir anlaşma imzalanmayacağını duyurdu. Tahran yönetimi, iki ülke arasında doğrudan bir diplomatik belge imzalanmasının söz konusu olmadığını vurguladı. Bu açıklama, özellikle son günlerde Washington ile Tahran arasında nükleer müzakerelerin yeniden başlayabileceğine dair spekülasyonların arttığı bir dönemde geldi.
Gelişmenin arka planı
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “ABD ile mutabakat zaptı imzalanması söz konusu değildir. Pazar günü böyle bir imza töreni olmayacaktır” ifadelerini kullandı. Bakan, bazı medya kuruluşlarında çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığını belirtti. Haberlerde, İran ile ABD arasında nükleer müzakereleri yeniden başlatmak üzere bir mutabakat zaptı imzalanacağı iddia ediliyordu. Ancak Tahran, bu iddiaları kesin bir dille reddetti.
İran’ın bu açıklaması, daha önce İran Dini Lideri Ali Hamaney’in “ABD ile müzakere akıllıca değil” şeklindeki söylemleriyle uyumlu. Hamaney, ABD’nin İran üzerindeki yaptırımlarını kaldırmadığı sürece müzakerelere sıcak bakmadıklarını defalarca dile getirmişti. Öte yandan, İran’ın nükleer programıyla ilgili endişeler devam ediyor. Son olarak Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırdığını raporlamıştı.
İran’ın bu hamlesi, aynı zamanda ülke içindeki siyasi dengelerle de ilgili. Emir Abdullahiyan’ın açıklaması, muhafazakar kanadın ABD ile herhangi bir anlaşmaya karşı olduğu bir dönemde geldi. Bu durum, İran’ın dış politikasında bir değişiklik olmadığını gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran-ABD ilişkilerindeki bu son gelişme, özellikle Orta Doğu’daki dengeler açısından kritik. ABD’nin bölgedeki müttefikleri, özellikle Suudi Arabistan ve İsrail, İran’ın nükleer programından endişe duyuyor. İran’ın ABD ile herhangi bir mutabakatı reddetmesi, bu ülkeler tarafından “olumlu bir işaret” olarak değerlendirilebilir. Ancak Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa Birliği (AB), Tahran’ın nükleer faaliyetlerine yönelik baskıyı sürdürmeye hazırlanıyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “İran’ın müzakerelere hazır olduğuna dair henüz somut bir işaret yok” denildi. Washington yönetimi, Tahran’ın nükleer anlaşmaya (JCPOA) geri dönmesi için yaptırımların kaldırılması konusunda isteksiz. Bu durum, iki ülke arasındaki gerginliğin devam edeceğine işaret ediyor.
Öte yandan, Çin ve Rusya’nın İran ile ilişkileri, ABD’nin bölgedeki etkisini sınırlamak için önemli. Pekin ve Moskova, Tahran’a diplomatik ve ekonomik destek sağlarken, İran da bu desteği ABD’ye karşı bir koz olarak kullanıyor. Ancak İran’ın ABD ile anlaşma konusundaki isteksizliği, bu iki ülkenin de hesaplarını etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD arasındaki bu gerginlik, Türkiye için iki önemli sonuç doğuruyor. Birincisi, İran ile doğrudan sınır komşusu olan Türkiye, iki ülke arasındaki tansiyonun yükselmesi durumunda güvenlik riskleriyle karşı karşıya kalabilir. Özellikle sınır bölgelerinde terör ve kaçakçılık faaliyetleri artabilir. İkincisi, Türkiye’nin enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran’dan karşılaması nedeniyle, yaptırımların derinleşmesi enerji arz güvenliğini tehdit edebilir. Ayrıca, Türkiye’nin İran ile geliştirdiği ekonomik ilişkiler (doğalgaz ve petrol ticareti) ABD yaptırımları nedeniyle risk altında. Türkiye, hem Washington hem de Tahran ile dengeli bir ilişki sürdürmeye çalışırken, bu son gelişme Ankara’nın diplomatik manevra alanını daraltabilir.