İran'ın başkenti Tahran'da yetkililer, ABD'nin Hürmüz Boğazı'na ilişkin sunduğu teklifi şu anda 'inceleme altında' tutuyor. Konuya yakın kaynaklara göre, ABD yönetimi geçtiğimiz günlerde Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimi düşürmeye yönelik bir dizi öneri iletti. İran Dışişleri Bakanlığı'ndan henüz resmi bir açıklama gelmezken, üst düzey bir yetkili, teklifin 'kapsamlı bir şekilde değerlendirildiğini' belirtti. Bu gelişme, Washington ile Tahran arasında aylardır süren dolaylı görüşmelerin bir parçası olarak görülüyor.
Gelişmenin arka planı
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir su yolu. Son yıllarda bölgede artan askeri varlık ve karşılıklı restleşmeler, küresel enerji güvenliğini tehdit eder hale gelmişti. ABD, özellikle 2018'de İran nükleer anlaşmasından çekilmesinin ardından Tahran'a yönelik yaptırımları sıkılaştırmış, İran ise zaman zaman boğazı kapatma tehdidinde bulunmuştu. Son aylarda ise taraflar arasında Umman ve Katar'ın arabuluculuğuyla dolaylı temasların yoğunlaştığı biliniyor. ABD'nin son teklifi, bu diplomasi trafiğinin somut bir çıktısı olarak yorumlanıyor.
Teklifin içeriğine dair ayrıntılar kamuoyuna yansımadı. Ancak bölgesel uzmanlar, metinde İran'ın boğazdaki askeri faaliyetlerinin sınırlandırılması, ABD donanmasının bölgedeki varlığının gözden geçirilmesi ve karşılıklı güven artırıcı önlemlerin yer alabileceğini öne sürüyor. İran tarafı ise geçmişte olduğu gibi egemenlik haklarından taviz verilmeyeceğini vurguluyor. Tahran'ın yanıtı, İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in onayına sunulacak nihai bir değerlendirme sürecinden geçebilir.
Bu arada, ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, 'İran'ın bölgedeki yıkıcı faaliyetlerini sonlandırması ve Hürmüz'de serbest geçişi garanti etmesi gerektiğini' yinelemişti. İran ise ABD'yi bölgede istikrarsızlık yaratmakla suçluyor. Karşılıklı suçlamalar, müzakerelerin kırılganlığını gözler önüne seriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı'ndaki istikrar, yalnızca bölge ülkeleri için değil, küresel ekonomi için de hayati önem taşıyor. Boğazdan günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz geçiyor. Herhangi bir kesinti, petrol fiyatlarında ani sıçramalara ve küresel resesyona yol açabilir. Bu nedenle ABD'nin teklifi, başta Çin, Hindistan, Japonya ve Avrupa Birliği olmak üzere büyük ekonomiler tarafından da yakından izleniyor. Çin, İran'ın en büyük petrol alıcısı konumunda ve boğazdaki istikrar Pekin'in enerji güvenliği için kritik. Rusya ise bölgede artan etkinliğiyle denklemin bir diğer önemli aktörü.
Öte yandan, İran'ın nükleer programına ilişkin müzakereler de bu süreçle iç içe geçmiş durumda. Viyana görüşmelerinde ilerleme kaydedilememesi, Hürmüz'deki gerilimi doğrudan etkiliyor. ABD'nin teklifi, nükleer müzakerelerde bir çıkmazın aşılması için bir arka kanal işlevi görebilir. Ancak İran'ın iç siyasetindeki sertlik yanlısı kanadın muhalefeti, Tahran'ın manevra alanını daraltıyor.
Bölgesel aktörlerden Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Hürmüz'deki istikrarsızlıktan en çok etkilenecek ülkeler arasında. Riyad ve Abu Dabi, son yıllarda İran ile ilişkilerini yumuşatma arayışında olsa da, boğazdaki gerilim onların ekonomik çıkarlarını tehdit ediyor. İsrail ise İran'ın boğazdaki herhangi bir kazanımını kendi güvenliğine tehdit olarak görüyor ve ABD'nin taviz vermemesi gerektiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimin azalmasını kendi enerji güvenliği ve bölgesel istikrar açısından yakından takip ediyor. İran, Türkiye'nin doğal gaz ve petrol tedarikinde önemli bir kaynak; boğazdaki bir kriz, Türkiye'nin enerji ithalatını doğrudan etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, İran ile Batı arasında arabuluculuk potansiyeline sahip nadir ülkelerden biri. Tahran'ın teklife vereceği olumlu yanıt, bölgesel tansiyonu düşürerek Türkiye'nin ekonomik ve güvenlik çıkarlarına hizmet eder. Ancak olası bir anlaşma, İran'ın bölgedeki etkinliğini artırabilir; bu da Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki dengeleri açısından dikkatle yönetilmesi gereken bir süreçtir.