ABD Başkanı Donald Trump, İran yönetiminin kendilerine "her şeyi vermeye" hazır olduğunu iddia ederken, Amerikan Senatosu Başkan'ın İran'a yönelik askeri harekâtını kısıtlama yolunda önemli bir adım attı. İran Dışişleri Bakanlığı ise, Tahran'ın denetimleri kabul ettiği yönündeki haberleri yalanlayarak "abartılara" karşı uyarıda bulundu. Gelişme, iki ülke arasında son haftalarda tırmanan gerilimin yeni bir safhaya girdiğine işaret ediyor.
Gelişmenin arka planı: Trump’ın açıklamaları ve Senato kararı
Trump, Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada, İran ile müzakerelerin ilerlediğini ve Tahran'ın Washington'un taleplerini kabul etmeye yakın olduğunu öne sürdü. "İran bize her şeyi vermeye hazır. Anlaşmaya varmak üzereyiz" diyen ABD Başkanı, ayrıntı vermekten kaçındı. Ancak İran tarafı bu iddiayı sert bir dille reddetti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatipzade, "Herhangi bir yeni denetim veya taviz söz konusu değildir. Bu tür abartılı açıklamalar gerçeği yansıtmamaktadır" ifadelerini kullandı.
Öte yandan ABD Senatosu, Trump'ın İran'a karşı askeri güç kullanmasını sınırlayan bir kararı 55'e karşı 45 oyla kabul etti. Karar, Başkan'ın İran'a yönelik bir savaş başlatması için Kongre'nin onayını almasını şart koşuyor. Trump kararı veto edeceğini açıklasa da, Senato'daki bu adım iki partili desteğin sınırlı olduğunu ve yasama organının savaş yetkisini korumak istediğini gösteriyor. Karara, Cumhuriyetçi senatörlerin bir kısmı da destek verdi.
Bölgesel ve küresel boyut: İran-ABD geriliminde yeni denklem
Bu gelişmeler, İran ve ABD arasında uzun süredir devam eden nükleer müzakerelerin çıkmaza girmesi ve bölgesel vekalet savaşlarının tırmanmasıyla aynı döneme denk geliyor. Trump yönetimi, Ocak 2020'de İranlı general Kasım Süleymani'yi öldürdükten sonra Tahran'ı azami baskı politikasıyla köşeye sıkıştırmaya çalışıyor. İran ise uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırarak ve bölgedeki milis güçleri aracılığıyla ABD çıkarlarını hedef alarak karşılık veriyor.
Senato kararı, ABD'nin askeri müdahale konusunda bölünmüş olduğunu ortaya koyarken, uluslararası toplum da diplomasi çağrılarını yineliyor. Avrupa Birliği, iki tarafı müzakere masasına dönmeye davet ederken, Rusya ve Çin ise ABD'yi tek taraflı eylemlerden kaçınmaya çağırıyor. Bu tablo, Orta Doğu'da yeni bir çatışma riskini azaltmıyor; aksine, Trump'ın son açıklamaları ve Senato'nun hamlesi, ABD'nin İran politikasında bir belirsizlik dönemine girildiğine işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD geriliminin derinleşmesi, Türkiye’nin güney sınırlarındaki istikrarı doğrudan etkilemektedir. İran ile Irak ve Suriye bağlantılı gelişmeler, Ankara’nın terörle mücadele ve göç gibi hassas konularda manevra alanını daraltabilir. Türkiye, hem Washington hem de Tahran ile diyaloğunu sürdürmek zorunda olan nadir ülkelerdendir. Senato kararı, ABD’nin askeri maceracılığa sıcak bakmadığını gösterse de, Trump’ın veto tehdidi ve Tahran’ın uzlaşmaz tutumu, bölgede yeni bir kriz potansiyelini canlı tutmaktadır. Bu durum, Türkiye’nin enerji güvenliği ve Kuzey Irak’taki varlığı açısından risk oluşturabileceği gibi, diplomatik girişimler için de bir fırsat penceresi yaratabilir.