İran ve ABD, yaklaşık bir aylık sakinlik döneminin ardından ilk kez doğrudan bir çatışma yaşadı. İki ülke arasındaki gerilim, son haftalarda nispeten düşük seyrederken, tarafların karşılıklı ateş açması bölgede yeniden tırmanma endişelerini artırdı. Olayın detayları henüz netlik kazanmazken, ilk belirlemelere göre çatışma, Basra Körfezi'nde devriye görevi yürüten ABD donanma unsurları ile İran'a ait sürat tekneleri arasında yaşandı. ABD merkezli haber kaynakları, İran teknelerinin ABD savaş gemilerine yaklaşarak tacizde bulunduğunu, buna karşılık ABD gemilerinin uyarı ateşi açtığını öne sürdü. İran tarafından yapılan açıklamada ise ABD'nin tahrikkar bir tutum sergilediği ve İran'ın meşru müdafaa hakkını kullandığı ifade edildi.
Gerilimin arka planı
İran ile ABD arasındaki düşmanlık, özellikle 2018 yılında dönemin ABD Başkanı Donald Trump'ın nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çekilmesi ve İran'a yönelik "maksimum baskı" politikasını başlatmasıyla zirveye ulaşmıştı. Anlaşmanın çökmesinin ardından İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırmış, bölgedeki vekil güçler üzerinden ABD ve müttefiklerine yönelik saldırıları artırmıştı. Ocak 2020'de ABD'nin Bağdat'ta İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'yi öldürmesi, iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmişti. Ardından İran'ın Irak'taki Ayn el-Esed üssüne düzenlediği füze saldırıları, gerilimde yeni bir sayfa açmıştı. 2023 yılından itibaren ise İran ile ABD arasında dolaylı görüşmeler ve bölgesel gerilimi azaltma çabaları gündeme gelmişti. Özellikle Katar ve Umman'ın arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerde, İran'ın nükleer programının kısıtlanması karşılığında ekonomik yaptırımların hafifletilmesi masaya yatırılmıştı. Son bir aylık sakinlik dönemi, bu diplomatik çabaların bir sonucu olarak değerlendiriliyordu. Ancak bugün yaşanan çatışma, taraflar arasındaki güven ortamının ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha gösterdi.
Çatışmanın ardından ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'ndan (CENTCOM) yapılan yazılı açıklamada, İran'a ait üç sürat teknesinin, uluslararası sularda seyreden bir ABD savaş gemisine tehlikeli biçimde yaklaştığı, ABD personelinin önce telsizle uyarıda bulunduğu, ardından da uyarı ateşi açtığı belirtildi. Açıklamada, "Bu olay, İran'ın bölgedeki provokatif davranışlarının son örneğidir. ABD güçleri, kendilerini ve müttefiklerini savunma hakkına sahiptir" ifadelerine yer verildi. İran tarafından ise Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri'ne yakın kaynaklar, ABD gemilerinin İran kıyılarına yaklaştığını, İran teknelerinin ise bölgedeki egemenlik haklarını korumak amacıyla hareket ettiğini öne sürdü. İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan kısa açıklamada ise "ABD'nin provokasyonları bölgesel istikrarı tehdit etmektedir. İran, toprak bütünlüğüne ve ulusal güvenliğine yönelik her türlü tehdide kararlılıkla karşılık verecektir" denildi.
Bölgesel ve küresel boyut
Basra Körfezi'ndeki bu tür karşılaşmalar, bölgesel güç dengesi açısından kritik öneme sahip. Körfez, dünya petrol arzının yaklaşık üçte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'na ev sahipliği yapıyor. İran'ın bu boğazı kapatma tehdidi, küresel enerji piyasalarında fiyat şoklarına yol açabiliyor. Nitekim bugün yaşanan çatışma haberi sonrası Brent petrol fiyatlarında %2'nin üzerinde bir artış kaydedildi. Piyasa analistleri, gerilimin daha da tırmanması durumunda fiyatların varil başına 100 doların üzerine çıkabileceği uyarısında bulunuyor.
Bölge ülkeleri ve uluslararası toplum, yaşanan gelişmeyi endişeyle izliyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi Körfez ülkeleri, İran ile ABD arasında doğrudan bir çatışmanın kendi topraklarını da etkileyebileceğinin farkındalar. Bu ülkeler, son dönemde İran ile ilişkilerini normalleştirmek için adımlar atmış, özellikle Çin'in arabuluculuğunda Suudi-İran anlaşması imzalanmıştı. Ancak bugün yaşanan çatışma, bu normalleşme sürecinin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. İsrail ise İran'ın nükleer programına yönelik tehdit algısını sürekli yüksek tutuyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, daha önce yaptığı açıklamalarda, İran'ın nükleer silah elde etmesini önlemek için her türlü seçeneğin masada olduğunu belirtmişti. ABD ile İran arasındaki gerginlik, İsrail'in İran'a yönelik olası bir saldırı planlarını da hızlandırabilir.
Uzmanlar, bu tür çatışmaların genellikle kontrollü bir şekilde sona erdiğini ancak her zaman bir yanlış hesaplama riskinin bulunduğunu vurguluyor. Geçmişte 2016 yılında ABD donanmasına ait iki gemi, İran tarafından alıkonulmuş ve mürettebat kısa süre sonra serbest bırakılmıştı. 2021'de ise İran'a ait bir petrol tankeri Güney Kore açıklarında alıkonulmuş, olay diplomasiyle çözülmüştü. Ancak bugün yaşanan olay, iki ülke arasındaki iletişim kanallarının ne kadar zayıf olduğunu ve bir kazara çatışma riskinin her an mevcut olduğunu ortaya koyuyor. ABD Başkanı'nın Orta Doğu özel temsilcisi ile İran Dışişleri Bakanı arasında son dönemde yapılan görüşmelerin bile bu tür olayları önlemeye yetmediği görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin komşusu olduğu İran ile stratejik ortağı olduğu ABD arasındaki gerilimi yeniden gündeme getirmesi açısından kritik öneme sahip. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran'dan karşılıyor; ayrıca İran'la ticaret hacmi 5 milyar doları aşıyor. Bu nedenle İran'a yönelik yaptırımlar ve bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin ekonomik çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Öte yandan Türkiye, ABD ile ilişkilerinde zaman zaman zorluklar yaşasa da NATO müttefiki olarak savunma ve güvenlik alanlarında işbirliğini sürdürüyor. İki ülke arasındaki bir çatışma, Türkiye'yi bölgede askeri gerilimin içine çekebilir. Türk Dışişleri, bölgesel istikrarın korunması için taraflara itidal çağrısı yapması bekleniyor. Türkiye'nin, hem İran hem ABD ile diyalog kanallarını açık tutarak olası bir krizde arabulucu rolü üstlenmesi mümkün görünüyor. AK Parti hükümetinin "komşularla sıfır sorun" politikası bu tür krizlerde devreye girebilir.