İran ile ABD arasında varılan kırılgan ateşkes, tarafların birbirini 'güvenilir müzakere ortağı' olarak görmemesi nedeniyle hızla çöküşe sürükleniyor. Uluslararası Kriz Grubu'ndan kıdemli analist Ali Vaez'e göre, iki ülke arasındaki derin güvensizlik ve stratejik çıkar çatışmaları, ateşkesin sürdürülebilirliğini imkansız kılıyor. Tahran ve Washington arasında son haftalarda yaşanan askeri gerilim, diplomatik kanalların tıkanmasıyla birleşince, bölgesel bir çatışma riskini yeniden gündeme taşıdı.
Güvensizlik sarmalı
Vaez, ateşkesin başlangıçta taraflar arasında bir diyalog zemini yaratabileceğini, ancak her iki tarafın da taahhütlerini yerine getirmekte isteksiz olduğunu vurguluyor. 'İran yönetimi, ABD'nin önceki anlaşmalardan tek taraflı olarak çekilmesini hafızasından silmiş değil. Washington ise Tahran'ın bölgesel milisler aracılığıyla nüfuzunu artırmasından rahatsız,' diyen Vaez, bu durumun karşılıklı şüpheleri körüklediğini ifade ediyor. Son olarak, ABD'nin İran'a yönelik yeni yaptırımları ve İran'ın nükleer programını hızlandırması, ateşkesin temel taşlarını sarsmış durumda.
Uzmanlar, Tahran'ın özellikle Yemen'deki Husiler ve Lübnan'daki Hizbullah üzerinden yürüttüğü vekalet savaşlarını, ABD ile doğrudan bir çatışmaya girmeden güç dengesini değiştirmek için kullandığını belirtiyor. Öte yandan, Washington yönetimi, İran'ın nükleer silah geliştirme potansiyelini sıfır noktasına indirmeden yaptırımları hafifletmeye yanaşmıyor. Bu kısır döngü, her iki tarafın da müzakere masasından uzaklaşmasına neden oluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran-ABD ateşkesinin çöküşü, sadece ikili ilişkileri değil, tüm Ortadoğu'yu etkiliyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, olası bir çatışma durumunda enerji fiyatlarının yükseleceği endişesiyle temkinli bir pozisyon alırken, İsrail ise İran'ın nükleer programını askeri yollarla durdurmayı gündeminde tutuyor. Rusya ve Çin, İran'a siyasi ve ekonomik destek vererek ABD'nin Ortadoğu'daki hegemonyasına meydan okuyor. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA), İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesini artırdığını doğrularken, bu durum nükleer silahlanma potansiyelini yeniden gündeme getiriyor. Analistler, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırması ve İran'ın da buna misilleme yapması halinde, sınırlı da olsa doğrudan bir çatışma riskinin mevcut olduğunu ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD arasındaki ateşkesin çöküşü, Türkiye için birkaç açıdan kritik önem taşıyor. Birincisi, olası bir ABD-İran gerginliği, Suriye ve Irak'ta Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını doğrudan etkileyebilir; bu bölgelerde İran destekli milisler ile ABD güçleri arasında çatışma riski artar. İkincisi, enerji fiyatlarındaki muhtemel yükseliş, Türkiye'nin ithalata bağımlı ekonomisine ek yük getirebilir. Ayrıca, NATO üyesi olarak Türkiye'nin, ABD ve İran arasında bir denge politikası izlemesi gerekecek; bu da Ankara'nın bölgesel aktörlerle ilişkilerini daha karmaşık hale getirebilir.