İran devlet medyasına yakın kaynaklar, Tahran yönetiminin ABD ile yeniden müzakere edilen nükleer anlaşma metnine onay verme ihtimalinin 'nispeten yüksek' olduğunu bildirdi. Fars haber ajansının aktardığına göre, Washington, İran'ın önerdiği anlaşma taslağını kabul etti ve iki tarafın üzerinde mutabık kaldığı metin, İran'ın en yüksek karar alma mekanizmalarına sunulmak üzere hazır. Bu gelişme, uzun süredir askıda olan nükleer müzakerelerde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. İran Dışişleri Bakanlığı henüz resmi bir açıklama yapmazken, haber kaynakları anlaşmanın ilke bazında kabul edildiğini ancak nihai kararın İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi ve Dini Liderlik makamının onayına bağlı olduğunu vurguluyor.
Gelişmenin Arka Planı: Uzun Süren Müzakereler ve Kırılma Noktası
ABD ile İran arasında 2021 yılından bu yana Viyana'da yürütülen dolaylı müzakereler, Tahran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri ve yaptırımların kaldırılması konularında tıkanmıştı. Fars haber ajansının raporuna göre, ABD'nin İran'ın önerdiği anlaşma metnini 'kabul etmesi' ile müzakerelerde beklenmedik bir ilerleme kaydedildi. Raporda, 'Taslak anlaşmanın İran'ın çıkarlarını koruduğu ve İslam Cumhuriyeti'nin üst düzey onay mekanizmaları tarafından onay alma şansının yüksek olduğu' ifade edildi. İranlı diplomatlar da son haftalarda anlaşmaya varmanın eşiğinde oldukları sinyalini vermişti. Ancak anlaşmanın detayları henüz kamuoyuyla paylaşılmadı. Bilindiği kadarıyla, metin uranyum zenginleştirme seviyesinin sınırlandırılması, uluslararası denetimlerin yeniden başlaması ve ABD yaptırımlarının kademeli olarak kaldırılması gibi başlıkları içeriyor. İran'ın özellikle petrol ihracatı ve bankacılık sektörü üzerindeki yaptırımların kalkmasını talep ettiği, ABD'nin ise İran'ın nükleer programının askeri boyutuna dair güvence istediği belirtiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Dengeler Değişiyor mu?
Nükleer anlaşmanın yeniden canlanması, sadece İran ve ABD arasındaki ilişkileri değil, tüm Ortadoğu'nun güvenlik mimarisini etkileyecek potansiyele sahip. Anlaşma sağlanırsa, İran'ın petrol ihracatı artabilir ve küresel enerji piyasalarında arz fazlası oluşabilir. Aynı zamanda İsrail ve Suudi Arabistan gibi bölgesel aktörler, anlaşmaya sert tepki gösterebilir. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu daha önce İran'la yapılacak herhangi bir anlaşmayı 'tarihi bir hata' olarak nitelendirmişti. Rusya ve Çin ise anlaşmanın yeniden yürürlüğe girmesini destekliyor. Avrupa Birliği de arabuluculuk çabalarını sürdürüyor. Öte yandan, İran'ın iç siyasetinde muhafazakarlar ve reformistler arasında anlaşmaya yönelik farklı görüşler bulunuyor. Dini Lider Ali Hamaney'in nihai onayı olmadan anlaşmanın yürürlüğe girmesi mümkün değil. Hamaney daha önce ABD'ye güvenilmez olduğu gerekçesiyle şüpheyle yaklaşmıştı. Ancak ekonomik krizin derinleşmesi, İran yönetimini anlaşmaya daha sıcak bakmaya itiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD nükleer anlaşmasının yeniden canlanması, Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve bölgesel ticaret hedefleri açısından kritik bir gelişme. Anlaşma sağlanırsa, İran'a yönelik yaptırımların kalkmasıyla Türkiye'nin doğalgaz ve petrol ithalatında maliyet avantajı oluşabilir. Ayrıca Türkiye, İran ile ticaret hacmini artırma fırsatı yakalayabilir. Ancak anlaşmanın İsrail ve Körfez ülkeleri tarafından olumsuz karşılanması halinde, bölgede yeni gerginlikler çıkabilir. Türkiye, bu hassas dengede hem enerji ihtiyacını karşılamak hem de NATO müttefiki ABD ile ilişkilerini dengelemek zorunda kalacak. Nükleer müzakerelerin seyri, Türk dış politikasının önümüzdeki dönemde izleyeceği yolu da etkileyecek.