Irak'ta, ABD askerlerinin ülkeden çekilme sürecinin son aşamasına gelindiği bir dönemde, İran destekli milis gruplar direniş mesajları vermeye devam ediyor. 2011'de tamamen çekilen ABD güçleri, üç yıl sonra Bağdat'ın davetiyle, ülkenin geniş bir bölümünü ele geçiren DEAŞ militanlarına karşı daha küçük bir koalisyona liderlik etmek üzere geri dönmüştü. Şimdi ise bu güçlerin son birlikleri ülkeden ayrılıyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD'nin Irak'tan çekilme süreci yıllara yayılan bir karmaşık bir geçmişe sahip. 2003'teki işgalin ardından 2011'de dönemin ABD Başkanı Barack Obama yönetimi askerleri çekme kararı almıştı. Ancak 2014'te DEAŞ'ın Musul'u ele geçirmesi ve geniş toprakları işgal etmesi üzerine, Irak hükümetinin davetiyle ABD öncülüğündeki koalisyon güçleri geri döndü. Bu dönüş, DEAŞ'a karşı yürütülen uluslararası operasyonların bir parçasıydı.
DEAŞ'ın 2017'de büyük ölçüde yenilgiye uğratılmasının ardından ABD, Irak'ta daha sınırlı bir askeri varlık sürdürdü. Ancak İran destekli milis gruplar, ABD askerlerinin varlığını sürekli olarak hedef aldı. Özellikle 2020'de ABD'nin İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani'yi Bağdat'ta düzenlediği suikastle öldürmesi, gerilimi daha da artırdı. Irak parlamentosu da ABD askerlerinin çekilmesi yönünde karar aldı.
Son aylarda ABD, Irak'taki askeri varlığını önemli ölçüde azalttı. Koalisyon güçleri, Irak güvenlik güçlerine eğitim ve danışmanlık desteği sağlamayı sürdürse de, muharip birliklerin çekilmesi planlandığı gibi ilerliyor. ABD Savunma Bakanlığı, Irak'taki asker sayısını 2.500'e kadar düşürdüğünü açıklamıştı. Şimdi ise son birliklerin ülkeden ayrılmasıyla birlikte, 2014'ten bu yana süren askeri varlık sona eriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin Irak'tan çekilmesi, Ortadoğu'daki güç dengelerini doğrudan etkiliyor. İran, Irak'ta nüfuzunu artırmak için uzun süredir çaba sarf ediyor ve milis gruplar aracılığıyla ülkedeki siyasi ve güvenlik yapısında önemli bir ağırlığa sahip. ABD'nin askeri varlığının sona ermesi, Tahran'ın bölgedeki etkisini daha da pekiştirebilir. Öte yandan, DEAŞ'ın yeniden canlanma riski de göz ardı edilmiyor. Irak güvenlik güçlerinin, milislerin ve Kürt Peşmerge'nin koordinasyonu, ülkenin istikrarı açısından kritik önem taşıyor.
Uluslararası koalisyonun çekilmesi, sadece Irak'ı değil, Suriye ve genel olarak bölgeyi de etkileyecek. ABD'nin Suriye'deki varlığı da tartışma konusu. Irak'taki milis gruplar, ABD askerlerinin çekilmesini bir zafer olarak nitelendirirken, Washington yönetimi çekilmenin planlı ve koordineli olduğunu vurguluyor. Ancak milislerin direniş mesajları, sürecin barışçıl bir şekilde tamamlanmayabileceğini gösteriyor.
Beyaz Saray ve Pentagon, Irak'taki askeri misyonun değişen koşullara uyum sağladığını ve DEAŞ'la mücadelenin yerel güçler üzerinden sürdürüleceğini belirtiyor. Fakat Irak'ta artan İran etkisi ve milis grupların silahlı varlığı, ABD'nin bölgedeki stratejik hedefleri açısından önemli bir sorun olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Irak'taki gelişmeleri yakından takip ediyor. ABD'nin çekilmesi ve İran destekli milislerin güçlenmesi, Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırabilir. Özellikle PKK ile bağlantılı grupların Irak'ta faaliyet göstermesi, Ankara'nın sınır ötesi operasyonlarını etkileyebilir. Irak merkezi hükümetinin zayıflaması ve milislerin kontrolünün artması, Türkiye'nin Irak'la olan ticari ve diplomatik ilişkilerini de etkileyebilir. Ayrıca, DEAŞ'ın yeniden güç kazanması durumunda Türkiye sınırında yeni bir istikrarsızlık dalgası oluşabilir. Bu nedenle Türkiye, Irak'taki siyasi süreci ve güvenlik dengelerini dikkatle izlemek durumunda.