Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayid el-Nahyan, bölgedeki artan gerilimin barışçıl yollarla çözülmesi gerektiğini vurguladı. İki bakan, Bağdat'ta gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, tüm taraflara itidal çağrısı yaparak diyalog kapılarının açık tutulmasını istedi. Görüşmede, Irak ve BAE arasındaki ikili ilişkilerin yanı sıra Gazze'deki insani kriz, Kızıldeniz'deki güvenlik durumu ve Suriye ile Yemen'deki gelişmeler ele alındı.
Görüşmenin Arka Planı ve İkili İlişkiler
Irak Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, Fuad Hüseyin ve Abdullah bin Zayid, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari bağların güçlendirilmesi konusunda mutabık kaldı. Irak, BAE'nin bölgedeki en önemli ticari ortaklarından biri konumunda. Körfez ülkeleriyle ilişkilerini denge politikası çerçevesinde yürüten Bağdat, son dönemde Suudi Arabistan ve BAE ile üst düzey ziyaretler gerçekleştiriyor. Bu ziyaret, İran ile ABD arasındaki gerilimin bölgeye yayılma riskine karşı Irak'ın arabuluculuk rolünü pekiştirme çabası olarak yorumlanıyor.
Ortak basın toplantısında konuşan BAE Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayid, "Bölgesel istikrarın korunması için tüm tarafların uluslararası hukuka ve iyi komşuluk ilişkilerine saygı göstermesi gerekiyor" dedi. Bin Zayid, BAE'nin Irak'ın güvenliği ve egemenliğine verdiği desteği yineledi. Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin ise "Diyalog, bölgedeki krizlerin çözümü için tek gerçekçi yoldur. Askeri çözümler kalıcı barış getirmez" ifadelerini kullandı.
İki bakan, Gazze'de bir an önce ateşkes sağlanması ve insani yardımların engelsiz ulaştırılması çağrısında bulundu. Ayrıca Kızıldeniz'deki Husi saldırılarının deniz ticaretini tehdit ettiğine dikkat çekerek, seyrüsefer özgürlüğünün korunması gerektiğini vurguladılar. Irak, Kızıldeniz'de artan gerilimin kendi limanları üzerinden yapılan ticareti olumsuz etkilemesinden endişe duyuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Irak ve BAE arasındaki bu diplomatik temas, Orta Doğu'da değişen ittifak dengeleri açısından dikkat çekici. ABD'nin bölgeden asker çekme eğilimi ve İran'ın nüfuz alanını genişletme çabaları, Körfez ülkelerini yeni güvenlik arayışlarına itiyor. BAE, son yıllarda İran ile ilişkilerini normalleştirme ve ekonomik işbirliğini artırma yönünde adımlar atarken, Irak da hem ABD hem İran ile dengeli ilişkiler yürütmeye çalışıyor.
Uzmanlara göre, Irak'ın BAE ile yakınlaşması, Bağdat'ın Arap dünyasındaki konumunu güçlendirmeyi ve İran'ın etkisini dengeleme politikasını yansıtıyor. Ancak Irak'taki İran yanlısı milis gruplarının varlığı, bu tür diplomatik açılımları zorlaştırabilir. BAE ise ekonomik çeşitlendirme stratejisi çerçevesinde Irak pazarına ve yeniden inşa projelerine ilgi duyuyor.
Görüşmede ayrıca Suriye'deki son gelişmeler ele alındı. Irak, Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini savunurken, BAE de Esad rejimiyle ilişkilerini normalleştirme sürecinde. İki ülke, Suriye'ye yönelik yaptırımların kaldırılması ve insani yardımların artırılması konusunda ortak görüşe sahip.
Yemen'deki kriz de görüşmenin gündemindeydi. BAE, Yemen'deki ayrılıkçı Güney Geçiş Konseyi'ne verdiği destekle bilinirken, Irak ise Yemen'in birliğinden yana tavır alıyor. İki bakan, Yemen'de kapsamlı bir siyasi çözüm için BM öncülüğündeki müzakerelerin desteklenmesi gerektiğini belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Irak ve BAE arasındaki bu diplomatik yakınlaşma, Türkiye'nin bölgesel çıkarları açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Irak merkezi hükümetiyle ilişkilerini güçlendirirken, BAE ile de son dönemde normalleşme süreci yürütüyor. İki ülkenin bölgesel sorunlarda ortak tavır alması, Türkiye'nin arabuluculuk girişimlerini destekleyebilir. Ancak BAE'nin İran ile artan işbirliği ve Irak'taki Şii milis gruplarının varlığı, Ankara'nın Bağdat ile enerji ve güvenlik işbirliğini zorlaştırabilir. Türkiye, Irak'ın kuzeyindeki PKK varlığına karşı yürüttüğü operasyonlarda BAE'nin tutumunu yakından izlemeli. Ayrıca, Kızıldeniz'deki istikrarsızlık, Türkiye'nin Körfez'e yönelik ticaret yollarını da tehdit ediyor; bu nedenle barışçıl çözüm çağrıları Ankara'nın da desteklediği bir yaklaşım.