Irak'ta geçen hafta askeri tesislere yönelik düzenlenen saldırıda, Çin yapımı hava savunma sistemleri ile İran'dan yeni geldiği belirtilen ve Şii milislere ait mühimmat depolarının hedef alındığı, saldırının arkasında İsrail'in olabileceği iddia edildi. Irak hükümeti olayla ilgili soruşturma başlatırken, Suudi medyası iki Iraklı güvenlik yetkilisinin saldırıyı doğruladığını duyurdu.
Saldırının ayrıntıları ve hedefler
Edinilen bilgilere göre, saldırı ülkenin çeşitli bölgelerinde bulunan askeri altyapıyı hedef aldı. Özellikle Çin menşeli hava savunma sistemlerinin yanı sıra, kısa süre önce İran'dan getirildiği belirtilen ve Irak'taki Şii milis gruplarına ait mühimmat depoları vuruldu. Patlamaların ardından bölgede geniş güvenlik önlemleri alınırken, olayda can kaybı olup olmadığına dair henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Irak Savunma Bakanlığı, saldırının faili veya faillerinin tespiti için teknik inceleme başlatıldığını bildirdi.
Saldırının zamanlaması dikkat çekici. İran'ın bölgedeki etkisini artırmaya yönelik askeri sevkiyatları, son aylarda İsrail ile İran arasında yaşanan gerginliklerin gölgesinde gerçekleşiyordu. Irak topraklarında İran destekli gruplara ait silah depolarının vurulması, İsrail'in 'İran'ın bölgedeki askeri konumlanmasını engelleme' stratejisinin bir parçası olarak yorumlanıyor. Ancak İsrail henüz konuyla ilgili resmi bir açıklama yapmadı. Suudi gazetesi okurlarına aktardığı haberde, iki Iraklı güvenlik kaynağının saldırının İsrail tarafından gerçekleştirildiğine dair güçlü işaretler bulunduğunu söylediğini belirtti. Kaynaklar, saldırıda kullanılan mühimmatın hassas güdümlü olduğunu ve bölgedeki hava savunma sistemlerini devre dışı bırakma amacı taşıdığını ifade etti.
Bölgesel gerilim ve olası yansımalar
Olay, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan güvenlik dengelerini daha da karmaşık hale getirebilir. Irak, uzun süredir ABD ve İran arasındaki çekişmede denge politikası izlemeye çalışırken, İsrail'in Irak topraklarındaki hedeflere yönelik operasyonları, Bağdat'ın egemenlik haklarını ve iç istikrarını tehdit ediyor. Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi, saldırıyı kınayarak 'Irak'ın egemenliğine yönelik bir saldırı' olarak nitelendirdi ve soruşturmanın derinleştirileceğini söyledi. Ancak Kazımi'nin İran yanlısı gruplarla ABD arasındaki dengeyi koruma çabası, saldırı sonrası daha da zorlaşabilir.
İran hükümeti ise saldırıyı henüz resmi olarak kınamadı, ancak Tahran'a yakın kaynaklar, saldırının İsrail'in provokasyonu olduğunu ve bölgede yeni bir çatışma riskini artırdığını savunuyor. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ise saldırıya dair bilgi sahibi olmadığını açıkladı. Uluslararası kriz grubu uzmanları, İsrail'in son yıllarda Suriye ve Irak'ta İran bağlantılı hedeflere yönelik hava saldırılarını artırdığını hatırlatıyor. Bu saldırıların amacı, İran'ın bölgede silah transferini ve askeri altyapısını zayıflatmak. Ancak bu tür operasyonlar, sivil kayıplara ve bölgesel tırmanmaya yol açabileceği için uluslararası alanda endişeyle karşılanıyor.
Türkiye, Irak'ın kuzeyinde PKK hedeflerine yönelik operasyonlar yürütürken, Irak'ın istikrarına önem veriyor. Saldırının Irak'taki güç dengelerini sarsması, Türkiye'nin sınır güvenliği ve bölgedeki enerji hatlarının güvenliği açısından risk oluşturabilir. Ayrıca Türkiye, İran ve İsrail arasındaki gerilimin Irak'a sıçramasından endişe duyuyor. Son dönemde Türkiye-İsrail ilişkilerinde yaşanan normalleşme süreci, bu tür olaylarla test edilebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Irak'ta İran bağlantılı silah depolarının vurulması ve İsrail'in parmağının olması, Türkiye'nin bölgesel güvenlik hesaplarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, komşusu Irak'ın istikrarını kendi güvenliği için kritik görüyor; saldırılar Irak'ta zayıf merkezi otoriteyi daha da kırılgan hale getirerek PKK gibi terör örgütlerine alan açabilir. Ayrıca İran ile İsrail arasındaki vekalet çatışmasının Irak topraklarına taşınması, Türkiye'nin enerji koridoru ve ticaret yolları açısından risk oluşturuyor. Ankara'nın denge politikası, hem İran hem de İsrail ile ilişkilerini koruma çabası, bu tür olaylarla zorlaşıyor. Türkiye'nin diplomasi kanallarını kullanarak tarafları sakinleştirmesi ve Irak'ın toprak bütünlüğünü vurgulaması bekleniyor.