İran destekli Husiler, Perşembe günü Yemen'in Kızıldeniz kıyısındaki stratejik Mocha liman kentini ele geçirerek kıyı boyunca ilerledi ve askeri kaynaklara göre stratejik adalara ulaştı. Bu ilerleme, Suudi Arabistan'ın Kızıldeniz üzerinden yaptığı petrol ihracatını doğrudan tehdit ediyor. Husilerin bu hamlesi, bölgede tansiyonu daha da yükseltirken, uluslararası deniz ticareti ve enerji güvenliği açısından ciddi endişelere yol açtı.
Gelişmenin Arka Planı
Yemen'de yıllardır süren iç savaşta Husiler, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerine karşı mücadele ediyor. Mocha limanı, Yemen'in güneybatısında, Bab-el-Mandeb Boğazı'na yakın stratejik bir konumda bulunuyor. Bu boğaz, Kızıldeniz'i Aden Körfezi'ne bağlayan ve dünya deniz ticaretinin yaklaşık %10'unun geçtiği kritik bir geçiş noktası. Husilerin burayı ele geçirmesi, hem Yemen hükümeti hem de Suudi Arabistan için büyük bir kayıp anlamına geliyor.
Askeri kaynaklara göre, Husiler Mocha'nın ardından kıyı şeridi boyunca ilerleyerek stratejik adalara yöneldi. Bu adalar, Kızıldeniz'deki deniz trafiğini kontrol etmek ve olası askeri operasyonlar için üs olarak kullanılabilecek konumda. Husilerin bu ilerleyişi, Suudi Arabistan'ın Kızıldeniz kıyısındaki petrol terminallerini ve deniz yollarını tehdit ediyor. Suudi Arabistan, dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından biri ve Kızıldeniz üzerinden Asya ve Avrupa'ya petrol sevkiyatı yapıyor.
Uzmanlar, Husilerin bu hamlesinin İran'ın bölgesel nüfuzunu artırma çabasının bir parçası olduğunu belirtiyor. İran, Husilere silah ve finansal destek sağlamakla suçlanıyor. Bu gelişme, ABD ve müttefiklerinin bölgedeki çıkarlarını da tehdit ediyor. ABD, Kızıldeniz'de deniz güvenliğini sağlamak için donanma unsurları bulunduruyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Husilerin Mocha'yı ele geçirmesi, Yemen iç savaşında dengeleri değiştirebilir. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015'ten bu yana Husileri yenmek için operasyonlar düzenliyor ancak Husiler hala ülkenin kuzeyini ve bazı kıyı bölgelerini kontrol ediyor. Bu son ilerleme, koalisyonun etkinliğini sorgulatıyor.
Kızıldeniz, küresel enerji ticareti için hayati önem taşıyor. Suudi Arabistan'ın günlük yaklaşık 7 milyon varil petrol ihracatının büyük bir kısmı buradan geçiyor. Husilerin deniz yollarını tehdit etmesi, petrol fiyatlarında dalgalanmalara ve küresel piyasalarda istikrarsızlığa yol açabilir. Ayrıca, Mısır'ın Süveyş Kanalı da bu güzergah üzerinde ve alternatif yolların olmaması nedeniyle stratejik önemi artıyor.
Uluslararası toplum, Husilerin saldırılarını kınadı. BM, Yemen'de siyasi çözüm çağrısını yinelerken, ABD ve Avrupa ülkeleri deniz güvenliği için ek önlemler alabileceklerini belirtti. Ancak, Husilerin karadaki ilerleyişi durdurulamazsa, bölgede daha geniş bir çatışma riski var.
Husiler daha önce de Suudi Arabistan'a yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenlemişti. Bu saldırılar, Suudi petrol tesislerini hedef almış ve zaman zaman üretimi aksatmıştı. Şimdi ise doğrudan kıyı kontrolüyle tehdit daha da somutlaşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Husilerin Kızıldeniz'deki ilerleyişi, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını da yakından ilgilendiriyor. Türkiye, Kızıldeniz ve Bab-el-Mandeb Boğazı üzerinden Asya ve Afrika'ya ticaret yapıyor; deniz yollarının güvenliği Türk ekonomisi için kritik. Ayrıca, Türkiye Suudi Arabistan ve BAE ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde. Husilerin Suudi Arabistan'ı tehdit etmesi, Ankara'nın denge politikasını zorlaştırabilir. Türkiye, Yemen'de siyasi çözümden yana ve İran'ın bölgesel yayılmacılığına karşı mesafeli. Ancak, Husilerin meşruiyet kazanması, Türkiye'nin desteklediği Yemen hükümeti için risk oluşturur. Enerji fiyatlarındaki olası artış da Türkiye'nin enerji ithalat maliyetini yükseltebilir.