Irak ile ABD arasındaki ilişkiler, son dönemde artan gerilimlerle birlikte kritik bir kavşağa geldi. Eski CIA analistleri Ray McGovern ve Larry Johnson'ın katıldığı bir podcast programında, ABD'nin Bağdat Büyükelçisi Michael Ratney'in izlediği politikalar ve iki ülke arasındaki bağların geleceği masaya yatırıldı. Programın moderatörlüğünü üstlenen Jasim Al-Azzawi, özellikle son aylarda yaşanan gelişmelerin ilişkileri zorladığını vurguladı. Uzmanlar, mevcut gerilimin sürmesi halinde ittifakın kırılma noktasına gelebileceği uyarısında bulundu.
Gelişmenin Arka Planı
ABD'nin Irak'taki askeri varlığı ve İran destekli milis gruplara yönelik tutumu, iki ülke arasındaki ilişkilerdeki temel gerilim kaynakları olarak öne çıkıyor. Özellikle Ocak 2020'de İranlı General Kasım Süleymani'nin Bağdat'ta öldürülmesi ve ardından yaşanan gelişmeler, Irak'ın egemenliği konusunda ciddi tartışmalara yol açmıştı. Podcast'te McGovern, ABD'nin Irak'taki varlığının meşruiyetini sorgularken, Johnson ise bölgedeki güç dengelerinin değiştiğine dikkat çekti. İki analist de, ABD'nin Ortadoğu politikasının yeniden şekillendiğini ve Irak'ın bu değişimden doğrudan etkilendiğini belirtti.
Irak hükümeti, bir yandan ABD ile stratejik ortaklığını sürdürmek isterken, diğer yandan da İran'la olan derin bağlarını göz ardı edemiyor. Bu ikilem, Bağdat'ın dış politikasını zorlaştırıyor ve ülke içinde siyasi krizleri derinleştiriyor. Özellikle son dönemde Irak'ta artan Amerikan karşıtı söylemler ve Şii grupların baskısı, hükümetin manevra alanını daraltıyor. Büyükelçi Ratney'in görev süresi boyunca izlediği politikaların da bu gerilimleri artırdığı yorumları yapılıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Irak-ABD ilişkilerindeki bu gerilim, sadece iki ülkeyi ilgilendirmiyor; bölgesel ve küresel güç dengelerini de yakından etkiliyor. İran'ın bölgedeki nüfuzu, ABD'nin çekilme sinyalleri verdiği bir ortamda daha da artıyor. Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleri, Irak'taki istikrarın kendi güvenlikleri için kritik olduğunu düşünüyor. Öte yandan Rusya ve Çin, enerji kaynakları ve jeostratejik konumu nedeniyle Irak'a ilgi gösteriyor. Bu çok yönlü rekabet, Bağdat'ın manevra alanını genişletiyor ancak aynı zamanda ülkeyi daha kırılgan hale getiriyor.
Uzmanlar, ABD'nin Irak'tan tamamen çekilmesinin bölgede güç boşluğu yaratacağını ve bunun İran'ın lehine olacağını öne sürüyor. Ancak ABD'nin askeri varlığını azaltması, diplomatik ve ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesiyle dengelenebilir. Bu noktada, tarafların karşılıklı çıkarlarını gözeten sürdürülebilir bir diyalog mekanizmasının kurulması hayati önem taşıyor. Aksi takdirde, mevcut gerilimin daha da tırmanması ve bölgesel bir çatışmaya dönüşmesi riski bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Irak-ABD ilişkilerindeki bu gerilim, Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. Irak'ın kuzeyinde bulunan Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) ve PKK'ya karşı yürütülen operasyonlar, Türkiye'nin Irak'a olan ilgisini artırıyor. ABD'nin Irak politikasındaki belirsizlikler, Türkiye'nin güvenlik endişelerini derinleştirebilir. Ayrıca, Irak'la olan ticaret hacmi (2023'te yaklaşık 15 milyar dolar) ve enerji bağlantıları (Kerkük-Ceyhan boru hattı) Türk ekonomisi için kritik önemde. Türkiye, Bağdat'ta istikrarın sağlanmasını ve ABD ile Irak arasındaki gerilimin kontrollü bir şekilde yönetilmesini destekliyor. Ankara'nın bölgede daha fazla çatışma değil, diyalog ve istikrarı teşvik eden bir politika izlediği görülüyor.