Irak hükümeti, ülke genelinde tahminen 6 milyon silahın toplanması için başlattığı süreçte İran destekli silahlı grupların sert direnişiyle karşılaşıyor. Bağdat, başlangıçta 30 Eylül'ü silahlı grupların söz konusu silahları teslim etmesi için kesin bir son tarih olarak açıklamıştı. Ancak Kataib Hizbullah ve Harakat el-Nujaba, "direniş silahları" olarak adlandırdıkları silahları vermeyi reddedince, hükümet bu tarihi düzenleyici sürecin başlangıcı olarak yeniden çerçevelendirdi.
Gelişmenin Arka Planı
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani liderliğindeki hükümet, geçtiğimiz aylarda silahlı grupların devlet kontrolü altına alınması ve silahların yalnızca güvenlik güçlerinde bulunması yönünde bir politika benimsemişti. Bu kapsamda, 30 Eylül 2024 tarihi, tüm silahlı grupların silahlarını teslim etmesi için son tarih olarak duyurulmuştu. Irak Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı, ülke genelinde 6 milyondan fazla ruhsatsız silahın dolaşımda olduğunu tahmin ediyor.
Ancak İran'ın desteklediği Şii milis grupları, özellikle Kataib Hizbullah ve Harakat el-Nujaba, bu karara açıkça karşı çıktı. Grupların sözcüleri, silahlarının "direniş silahları" olduğunu ve İsrail ile ABD'ye karşı kullanılmak üzere ayrıldığını belirterek teslim etmeyeceklerini açıkladı. Bu gruplar, Irak'ta 2003 sonrası dönemde kurulan ve İran Devrim Muhafızları'na bağlı Kudüs Gücü tarafından eğitilen milisler arasında yer alıyor.
Bağdat yönetimi, silahların toplanması sürecini "düzenleyici süreç" olarak yeniden tanımlayarak, gruplara silahlarını kaydetmeleri ve belirli kurallar çerçevesinde ellerinde tutmaları için bir yol sunmuş görünüyor. Hükümet yetkilileri, bu adımın tamamen silahsızlanma değil, devlet denetiminin sağlanması olduğunu vurguluyor. Irak İçişleri Bakanlığı, silah kayıt sistemi için özel bir birim oluşturduğunu ve başvuruların alınmaya başlandığını duyurdu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Irak'taki silahlı gruplar meselesi, yalnızca iç güvenlik değil, aynı zamanda bölgesel dengeler açısından da kritik önem taşıyor. İran, Irak'taki Şii milisleri uzun süredir kendi bölgesel stratejisinin bir parçası olarak görüyor ve bu gruplar üzerinden Irak siyasetinde etkili oluyor. Bu nedenle, silahların toplanması süreci doğrudan İran'ın Irak'taki nüfuzunu hedef alıyor.
ABD ise Irak hükümetinin silahlı grupları kontrol altına alma çabalarını destekliyor. Washington, İran destekli milislerin bölgedeki ABD üslerine yönelik saldırılarını sık sık gündeme getiriyor ve Irak yönetimine bu grupların dizginlenmesi çağrısı yapıyor. Ancak Irak hükümeti, İran ile ABD arasında hassas bir denge kurmaya çalışıyor.
Uzmanlara göre, silahların toplanması süreci başarılı olsa bile, bu grupların tamamen dağıtılması kısa vadede mümkün görünmüyor. Zira bu gruplar, Irak siyasetinde ve ekonomisinde önemli bir yer edinmiş durumda. Ayrıca, Irak ordusunun ve polisinin kapasitesi, bu kadar geniş çaplı bir silah toplama operasyonunu tek başına yürütmek için yeterli olmayabilir.
Diğer yandan, Irak'ta silah toplama süreci, ülkedeki Sünni gruplar ve Kürt bölgesel yönetimi tarafından da dikkatle izleniyor. Kürt yetkililer, kendi bölgelerindeki silahlı unsurların bu süreçten muaf tutulması gerektiğini savunuyor. Bu durum, merkezi hükümetin otoritesini tesis etme çabalarını zorlaştırıyor.
Bölgesel analistler, Irak'ın silah toplama girişiminin aynı zamanda İran'ın bölgedeki etkisini sınırlamaya yönelik geniş bir stratejinin parçası olabileceğini belirtiyor. Ancak İran'ın bu sürece direnç göstermesi ve milis gruplar aracılığıyla baskı yapması bekleniyor. Irak'ın iç barışı ve istikrarı için kritik olan bu süreç, aynı zamanda İran-ABD rekabetinin bir yansıması olarak da okunabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Irak'taki silah toplama süreci, Türkiye'nin güvenlik ve dış politikası açısından doğrudan sonuçlar doğurabilir. İran destekli grupların silahlarını koruması, Irak'ta istikrarsızlığı sürdürebilir ve PKK gibi terör örgütlerine alan açabilir. Ayrıca, Irak merkezi hükümetinin zayıflaması, Türkiye'nin Irak'ın kuzeyindeki Kürt bölgesel yönetimiyle yürüttüğü enerji ve ticaret işbirliğini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, Irak'ta güçlü ve merkezi bir otoritenin tesis edilmesini destekliyor; bu nedenle silah toplama girişimini olumlu karşılıyor. Ancak İran'ın bu süreci sabote etme ihtimali, Ankara'nın bölgedeki dengeleri yeniden gözden geçirmesini gerektirebilir. Irak'taki gelişmeler, Türkiye'nin İran ile olan karmaşık ilişkilerini de etkileyecektir.
Öte yandan, silahların toplanması süreci başarısız olursa, Irak'ta artan silahlı grupların sınır ötesi operasyonlara girişme riski bulunuyor. Türkiye, sınır güvenliğini korumak için Irak'ın kuzeyinde askeri operasyonlar düzenliyor. Bu nedenle, Irak'taki silah kontrolü çabaları, Türkiye'nin sınır güvenliği stratejilerini doğrudan etkileyebilir. Aynı zamanda, Irak'ın istikrarı, Türkiye'nin ekonomik ve ticari çıkarları için de hayati önem taşıyor. Bu bağlamda, Türkiye'nin Irak hükümetine destek vermesi ve süreci yakından takip etmesi bekleniyor.