ABD'nin ortabatı eyaletlerinden Iowa'da düzenlenen Cumhuriyetçi Parti ön seçimlerinde eski Başkan Donald Trump, anketlerin aksine net bir zafer kazandı. Pazar günü yapılan seçimlerde Trump, oyların %47'sini alarak en yakın rakibi Florida Valisi Ron DeSantis'i (%29) ve eski Güney Karolina Valisi Nikki Haley'i (%16) geride bıraktı. Bu sonuç, Trump'ın 2024 başkanlık yarışındaki en güçlü aday olduğunu teyit ederken, parti içindeki muhalif kanadı da şaşırttı. Iowa'daki galibiyet, ABD genelindeki diğer ön seçimler için bir trend belirleyici olarak görülüyor.
Gelişmenin Arka Planı
Iowa, ABD başkanlık ön seçimlerinde her zaman kritik bir role sahip olmuştur. 'İlk sıradaki eyalet' unvanıyla, adayların medya ilgisi ve bağış toplama kabiliyeti üzerinde doğrudan etki yapar. Trump'ın buradaki zaferi, 2020'deki yenilgisinden sonra siyasi gücünü hâlâ koruduğunu gösteriyor. Eski başkan, seçim kampanyasını 'Amerika'yı Yeniden Büyük Yap' (MAGA) hareketi üzerine kurarken, rakibi DeSantis daha muhafazakar bir ekonomik ve sosyal politika vaat ediyordu. Haley ise partiye yeni bir soluk getirme iddiasındaydı ancak düşük oy oranı onun desteğinin sınırlı olduğunu ortaya koydu.
Seçim sonuçları, Cumhuriyetçi seçmen tabanının Trump'a olan bağlılığını bir kez daha doğruladı. Anketler, Iowa'daki seçmenlerin %65'inin Trump'ın hakkındaki dört ayrı dava sürecine rağmen ona destek vermesini 'adaletsizlik' olarak nitelendirdiğini gösteriyor. Bu durum, parti içindeki 'kurumsalcı' kanadın endişelerini artırıyor. Zira Trump'ın adaylığı, Demokrat Parti'ye karşı genel seçimde başarıyı garantilemese de, tabanı mobilize etme kapasitesi yadsınamaz. Uzmanlar, Iowa sonuçlarının diğer eyaletlerdeki ön seçimlere yansıyacağını ve özellikle New Hampshire'da (23 Ocak) Trump karşıtı adayların umutlarının azalacağını öngörüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump'ın yeniden yükselişi, sadece ABD iç siyasetini değil, küresel dengeleri de etkileyebilecek bir potansiyele sahip. Başkan Joe Biden yönetiminin Ukrayna'ya verdiği desteğe karşı çıkan Trump'ın, NATO'ya yönelik eleştirileri ve Çin'e karşı ticaret savaşlarını yeniden canlandırma vaadi, Avrupa ve Asya-Pasifik'te alarm zilleri çaldırmış durumda. Iowa galibiyeti sonrası döviz piyasalarında kısa süreli dalgalanmalar yaşandı; gelişmekte olan ülke para birimleri Trump'ın proteksiyonist politikalarına karşı hassasiyet gösterdi. Eski başkanın Rusya ile ilişkileri normalleştirme söylemi, Avrupa güvenlik mimarisinde belirsizlik yaratırken, Orta Doğu'da İran ile nükleer anlaşma müzakerelerinin seyrini değiştirebilir. Özellikle Suudi Arabistan ve İsrail, Trump dönemindeki 'İbrahim Anlaşmaları' sürecine dönüş bekliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın yükselişi, Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir sayfa açabilir. Trump döneminde yaşanan S-400 krizi ve Suriye politikasındaki gerilimler, Biden yönetimiyle de devam etmişti. Ancak Trump'ın 'iş odaklı' dış politika yaklaşımı, Ankara'nın savunma ve ticaret alanlarında daha esnek bir ortam bulmasını sağlayabilir. Özellikle F-35 programına dönüş ve İdlib'deki Rusya ile işbirliğine yönelik ABD baskısının azalması, Türkiye'nin lehine olabilir. Öte yandan, Trump'ın Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne askeri desteği artırması, Doğu Akdeniz'de yeni gerginlikler yaratabilir. Küresel ticarette korumacılığın artması, Türkiye'nin ihracat odaklı büyüme modelini zorlarken, döviz kuru dalgalanmaları ve yüksek enflasyonla mücadelede ek riskler oluşturabilir. Bu nedenle, Ankara'nın Trump'ın olası başkanlığına yönelik çok boyutlu bir strateji geliştirmesi kritik önem taşıyor.