Uluslararası Göç Örgütü (IOM), 2026 yılında deniz yoluyla Avrupa'ya ulaşan göçmen sayısının keskin bir şekilde azaldığını, ancak bu düşüşe rağmen 2.200'den fazla kişinin denizde hayatını kaybettiğini veya kaybolduğunu açıkladı. Cenevre merkezli örgütün verilerine göre, Akdeniz ve Atlantik rotalarında yaşanan can kayıpları, göçmen akışındaki düşüşe rağmen endişe verici boyutlara ulaştı. IOM, ölüm oranlarındaki artışın rota değişiklikleri, daha riskli deniz araçları ve kurtarma kapasitesindeki yetersizliklerden kaynaklandığını belirtiyor.
Göçmen Geçişlerindeki Düşüşün Nedenleri
IOM verilerine göre, 2026 yılında Avrupa'ya deniz yoluyla ulaşan düzensiz göçmen sayısı bir önceki yıla kıyasla önemli ölçüde azaldı. Bu düşüşte, Avrupa Birliği ülkelerinin sınır güvenliği önlemlerini artırması, Türkiye ile yapılan 2016 tarihli göç mutabakatının etkilerini sürdürmesi ve Libya ile Tunus gibi Kuzey Afrika ülkelerinden hareket eden teknelerin engellenmesi etkili oldu. Ayrıca, bazı Balkan ülkelerinin sınır kontrollerini sıkılaştırması ve Ege Denizi'nde Türk Sahil Güvenlik ile Yunanistan arasındaki iş birliğinin artması da geçişleri azalttı.
Ancak IOM, geçişlerdeki düşüşün göçmenlerin karşılaştığı riskleri ortadan kaldırmadığını vurguluyor. Örgütün raporuna göre, 2026'da 2.200'den fazla göçmen Akdeniz'de boğularak ya da kayboldu. Bu rakam, 2025 yılına kıyasla daha az göçmen geçişine rağmen ölüm oranının arttığını gösteriyor. IOM sözcüsü, "Ölümlerin çoğu, insan kaçakçılarının daha elverişsiz hava koşullarında ve daha deniz yapmaz teknelerle yola çıkmasından kaynaklanıyor. Ayrıca, bazı ülkelerin arama kurtarma operasyonlarını azaltması da can kayıplarını artırıyor" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Akdeniz'deki göç hareketliliği, sadece Avrupa'nın değil, aynı zamanda göçmenlerin çıktığı ülkelerin de istikrarını etkiliyor. IOM'nin verilerine göre, 2026'da Orta Akdeniz rotasını kullanan göçmen sayısı 2025'e göre yüzde 30 azaldı. Buna karşın, Batı Akdeniz ve Atlantik rotalarında (özellikle Fas ve Batı Sahra üzerinden Kanarya Adaları'na yönelen) geçişlerde artış görüldü. Bu rota değişikliği, göçmenlerin daha uzun ve tehlikeli yolculuklara çıktığını gösteriyor.
Uluslararası göç uzmanları, Avrupa'nın göç politikalarında caydırıcılık odaklı yaklaşımın insan hakları ihlallerine yol açtığını belirtiyor. Sınır dışı etme, geri itme ve alıkoyma gibi uygulamalar, göçmenleri daha da riskli yollara itiyor. IOM, 2026 yılında Akdeniz'de yaşanan ölümlerin yüzde 60'ının Orta Akdeniz rotasında meydana geldiğini, bunların büyük kısmının Libya ve Tunus çıkışlı olduğunu kaydetti. Öte yandan, Ege Denizi'ndeki geçişlerde Türkiye kıyılarından Yunan adalarına yönelen hareketlilik, 2015-2016 kriz dönemine kıyasla düşük seviyede seyrediyor.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) verilerine göre, 2026'da Avrupa'ya ulaşan sığınmacı sayısı 150 binin altında kaldı. Bu, 2015'te 1 milyonun üzerinde olan rakamın çok altında. Ancak göçmen kaçakçılığı ağları, yeni rotalar ve yöntemler geliştirerek faaliyetlerini sürdürüyor. Avrupa Birliği Sınır ve Sahil Güvenlik Ajansı (Frontex), 2026'da düzensiz sınır geçişlerinde bir önceki yıla göre yüzde 20 düşüş olduğunu bildirdi. Frontex, buna rağmen insan kaçakçılarının dijital platformları daha etkin kullandığını ve göçmenleri sosyal medya üzerinden yönlendirdiğini tespit etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Avrupa'ya yönelik düzensiz göçün en kritik transit güzergâhı konumunda. IOM'nin açıkladığı düşüş eğilimi, Türkiye'nin sınır güvenliği ve geri kabul anlaşması kapsamındaki taahhütlerini yerine getirmesiyle yakından ilgili. Ancak Ege'deki insan kaçakçılığı faaliyetleri ve göçmenlerin kötü koşullarda seyahat etmesi, Türkiye'nin insan hakları ve güvenlik dengesini zorluyor. Ayrıca, göçmen ölümlerindeki artış, uluslararası alanda Türkiye'ye yönelik eleştirileri artırabilir. Türkiye'nin AB ile göç yönetimi iş birliğini sürdürmesi, hem sınır güvenliği hem de insani sorumluluklar açısından önem taşıyor.