İngiltere'nin kuzeyindeki Northumberland kontluğunda yer alan Kielder Ormanı, ülkenin en büyük yapay ormanı olarak biliniyor. 1950'lerde kereste ihtiyacını karşılamak amacıyla dikilen Sitka ladinleri, bugün 250 milyon ağaçlık dev bir orman oluşturuyor. Ancak bu orman, son yıllarda sadece ticari bir kaynak olmanın ötesine geçerek, turbalık alanların, nadir bitki türlerinin ve yaban hayatının korunduğu bir sığınağa dönüşüyor. Forestry England tarafından yürütülen çalışmalar, kereste üretimi ile ekosistem restorasyonunu bir arada yürüterek sürdürülebilir ormancılığa örnek teşkil ediyor.
Keresteden korumaya: Kielder'ın dönüşümü
Soğuk Savaş döneminde stratejik kereste ihtiyacını karşılamak için dikilen Kielder Ormanı, 60 yıl sonra tamamen farklı bir misyon üstleniyor. Ormanın altındaki geniş turbalık alanlar, karbon depolama kapasitesiyle iklim değişikliğiyle mücadelede kritik rol oynuyor. Ancak ağaç dikimi ve kereste hasadı, bu hassas ekosistemlere zarar verebiliyor. Bu nedenle Forestry England, turbalıkları restore etmek için ağaçları söküyor, su seviyelerini yükseltiyor ve doğal bitki örtüsünün geri dönmesini sağlıyor. Proje kapsamında şimdiye kadar 500 hektardan fazla turbalık alan iyileştirildi.
Bölgesel ve küresel ekonomiye etkisi
Kereste üretimi, Kuzeydoğu İngiltere ekonomisi için hala önemli. Kielder, yılda 400 bin ton kereste sağlayarak yüzlerce kişiye istihdam yaratıyor. Ancak iklim hedefleri doğrultusunda ormanın bir kısmı doğal alanlara dönüştürülüyor. Bu dönüşüm, aynı zamanda nadir türlerin korunmasına da katkıda bulunuyor. Kızıl akbaba ve kara ağaçkakan gibi kuş türleri, restore edilen alanlarda yeniden görülmeye başladı. Küresel ölçekte ise bu model, ekonomik kullanım ile ekolojik korumayı birleştiren alternatif bir kalkınma yolu sunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, orman varlığı açısından zengin bir ülke olmasına rağmen, kereste üretimi ile koruma arasındaki dengeyi henüz tam olarak kuramamıştır. Kielder örneği, Türkiye'nin özellikle Karadeniz Bölgesi'ndeki yapay orman alanlarında, ekolojik restorasyon ve sürdürülebilir kereste üretimini bir arada yürütme potansiyelini göstermektedir. Türkiye'nin iklim hedefleri doğrultusunda, turbalık ve sulak alanların korunması ve karbon depolama kapasitesinin artırılması açısından bu model uygulanabilir. Ayrıca, kırsal kalkınma için ekoturizm ve doğa koruma odaklı istihdam yaratma fırsatı sunmaktadır.