Birleşik Krallık'ın askerî gücündeki düşüş, ülkenin seçilmiş yeni başbakanı için savaş alanından ekonomiye kadar uzanan geniş bir meydan okuma yaratıyor. Savunma bütçesine yönelik artan talepler, sağlık, eğitim ve altyapı gibi diğer kamu harcamalarıyla rekabet ederken, İngiliz ordusunun caydırıcılık kabiliyetini koruması her geçen gün zorlaşıyor. Uzmanlara göre, mevcut trend devam ederse Birleşik Krallık, küresel bir askerî güç olma vasfını kaybedebilir ve bu durum NATO içindeki konumunu da zayıflatabilir.
Gelişmenin arka planı
İngiltere, Soğuk Savaş sonrası dönemde askerî harcamalarını sürekli olarak azalttı. 1990'da Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'nın (GSYİH) yüzde 4,1'ine tekabül eden savunma bütçesi, 2023 itibarıyla yüzde 2,1'e geriledi. Hükümetin 2025'e kadar bu oranı yüzde 2,5'e çıkarma vaadi ise artan bütçe açıkları nedeniyle sorgulanıyor. Enflasyon, silah sistemlerinin maliyetini artırırken, personel sayısı da 76 bine düşerek tarihî düşük seviyelere indi. Özellikle Kraliyet Donanması'nın savaş gemisi sayısının azalması ve Hava Kuvvetleri'nin Typhoon filolarının emekliliğe ayrılması, operasyonel kapasiteyi ciddi şekilde tehdit ediyor. Savunma Bakanlığı'nın raporları, bu gidişle İngiltere'nin 2030'da büyük bir çatışmada müttefiklerine destek sağlamakta zorlanacağını gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İngiltere'nin askerî gücündeki gerileme, yalnızca ülke içi bir mesele değil. NATO'nun Avrupa kanadının en önemli üyelerinden biri olan Birleşik Krallık, Doğu Avrupa'da Rusya'ya karşı caydırıcılıkta kilit rol oynuyor. Estonya'da konuşlu NATO taburuna liderlik eden İngiltere, Baltık Denizi'ndeki denizaltı devriyeleri ve Karadeniz'deki varlığıyla da öne çıkıyor. Ancak bütçe kesintileri, bu taahhütlerin sürdürülebilirliğini tehlikeye atıyor. ABD'nin Avrupa'dan muhtemel bir çekilme sinyali verdiği bir dönemde, İngiltere'nin zayıflaması, kıtanın güvenlik mimarisinde bir boşluk yaratabilir. Fransa ile birlikte Avrupa'nın nükleer caydırıcılığını elinde bulunduran iki ülkeden biri olan İngiltere'nin bu alandaki yatırımları da sınırlı. Trident nükleer programının yenilenmesi milyarlarca sterlin gerektirirken, bu kaynağın nereden bulunacağı belirsiz.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Birleşik Krallık'ın askerî gerilemesi, Türkiye için çok yönlü sonuçlar doğurabilir. NATO içinde etkili bir müttefik olan İngiltere'nin güç kaybı, ittifakın güney kanadında Türkiye'nin ağırlığını artırabilir. Ancak, Doğu Akdeniz ve Ege'de potansiyel bir kriz durumunda İngiltere'nin caydırıcılık sağlama kapasitesinin azalması, Ankara'nın hareket alanını genişletebilir. Öte yandan, Türkiye'nin savunma sanayi ihracatı için önemli bir pazar olan İngiltere ile ilişkileri de etkilenebilir. Türk savunma şirketleri, İngiltere'nin sivil ve askerî alandaki tedarik eksikliklerini kapatmak için fırsatlar yakalayabilir. Sonuç olarak, İngiltere'nin zayıflaması, Türkiye'nin bölgesel güç dengesindeki konumunu dolaylı olarak güçlendirebilir.