İngiltere ve Galler'deki cezaevlerinde aşırı kalabalıkla mücadele eden yetkililer, tek kişilik geçici prefabrik hücrelere ikinci bir yatak ekleyerek yüzlerce mahkumu "çift kişilik" hale getirmeyi planlıyor. The Guardian'ın ele geçirdiği belgelere göre, Adalet Bakanlığı'nın talebi üzerine 10 adet C kategorisi hapishaneye, güvenli doluluk sınırlarını ihlal edecek şekilde ikinci yatak yerleştirilmesi talimatı verildi. Bu adım, hükümetin cezaevi kapasitesini artırma çabalarının yetersiz kaldığını ve sistemin çöküş eşiğinde olduğunu gösteriyor.
Prefabrik Hücreler ve Kapasite Baskısı
Hükümet, geçtiğimiz yıllarda hızla artan mahkum sayısını barındırmak için bahçelere ve mevcut cezaevi arazilerine prefabrik "hızlı yapım" hücreler yerleştirmişti. Başlangıçta tek kişilik olarak tasarlanan bu hücreler, standart cezaevi hücrelerinden daha küçük ve havalandırması daha kısıtlı. Şimdi ise bu birimlere ikinci yatak konulması, hem mahkumların yaşam koşullarını ağırlaştıracak hem de yangın güvenliği, sağlık ve insan hakları standartlarını ihlal edecek.
Sızdırılan belgeler, cezaevi yönetimlerine gönderilen resmi yazışmaları içeriyor. Yazışmalarda, "güvenli kapasite" olarak bilinen ve her hücre için belirlenen maksimum mahkum sayısının aşılmaması gerektiği vurgulanıyor. Ancak Adalet Bakanlığı, artan baskı nedeniyle bu sınırların geçici olarak askıya alınmasını istemiş durumda. C kategorisi cezaevleri, daha düşük güvenlikli olup, mahkumların nispeten daha serbest hareket edebildiği tesisler. Buna rağmen, çift kişilik yerleştirme, mahkumlar arasında gerilim, şiddet ve ruh sağlığı sorunlarını artırabilir.
Cezaevi reformu savunucuları, bu planın "tehlikeli ve insanlık dışı" olduğunu belirtiyor. Howard League for Penal Reform gibi kuruluşlar, hücrelerin zaten aşırı kalabalık olduğunu ve pandemi döneminde bile sosyal mesafe kurallarının göz ardı edildiğini hatırlatıyor. İngiltere'de cezaevi nüfusu son 30 yılda neredeyse ikiye katlanarak 88.000'i aşmış durumda. Hükümet, 20.000 ek yataklık bir inşaat programı başlatmış olsa da, bu programın tamamlanması yıllar alacak ve mevcut krizi çözmeye yetmeyecek.
Siyasi ve Yasal Boyut
Adalet Bakanlığı, konuyla ilgili sorulara doğrudan yanıt vermekten kaçınıyor. Bakanlık sözcüsü, "Cezaevi kapasitesini artırmak için çeşitli seçenekleri değerlendiriyoruz, ancak mahkum ve personel güvenliği her zaman önceliğimizdir" şeklinde bir açıklama yaptı. Ancak muhalefet partileri, hükümetin cezaevi sistemini kasıtlı olarak ihmal ettiğini ve suç oranlarındaki artışı bahane ederek sert cezaları öne çıkardığını savunuyor. İşçi Partisi gölge adalet bakanı, "Bu plansızlık, cezaevlerini içinden çıkılmaz bir kaosa sürüklüyor. Mahkumların çift kişilik hücrelerde tutulması, şiddet ve intihar riskini artırır" dedi.
Cezaevi personeli sendikaları da durumdan endişeli. Personel eksikliği ve artan iş yükü nedeniyle zaten zorlanan gardiyanlar, çift kişilik hücrelerin denetimini sağlamakta güçlük çekeceklerini belirtiyor. Ayrıca, bu tür hücrelerde çıkan yangınlarda tahliye zorluğu gibi güvenlik riskleri bulunuyor. 2022'de bir cezaevinde çıkan yangında, prefabrik hücrelerin hızla yayılması nedeniyle mahkumların tahliyesi zorlukla gerçekleşmişti. Uzmanlar, benzer bir felaketin tekrarlanmasından korkuyor.
İngiltere'de cezaevi sistemi, uzun süredir kronik personel açığı, kötüleşen altyapı ve artan mahkum sayısıyla boğuşuyor. Pandemi sonrası mahkemelerin birikmiş davaları hızla sonuçlandırması, cezaevlerine olan baskıyı daha da artırdı. Hükümet, erken tahliye programları ve elektronik kelepçe gibi alternatifleri de gündeme getirse de, kamuoyundaki "sert suçla mücadele" algısı nedeniyle bu adımlar siyasi olarak riskli görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki cezaevi krizi, Türkiye'nin kendi ceza infaz sistemi ve insan hakları karnesi açısından dolaylı da olsa önemli dersler içeriyor. Türkiye'de de cezaevlerinde kapasite aşımı ve kötü koşullar sık sık uluslararası raporlara konu oluyor. Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT), Türkiye'deki bazı cezaevlerinde aşırı kalabalık ve yetersiz sağlık hizmetleri nedeniyle eleştirilerde bulunmuştu. İngiltere gibi gelişmiş bir ülkede bile benzer sorunların yaşanması, küresel ölçekte ceza adaleti sistemlerinin karşı karşıya olduğu yapısal sorunları gözler önüne seriyor. Türkiye, AB ile ilişkilerinde insan hakları ve hukuk devleti konularında sıkça gündeme gelen eleştirilere yanıt verirken, bu tür örnekleri kendi lehine kullanabilir; ancak asıl önemli olan, kendi cezaevi koşullarını iyileştirerek uluslararası standartlara uyum sağlamaktır. Aksi halde, Batı'daki olumsuz örnekler, Türkiye'deki sorunları meşrulaştırmak için bir bahane olarak kullanılamaz.