İngiltere’de çevre kampanyası yürüten Fighting Dirty grubu, hükümetin kimyasal tehlike sınıflandırmalarını “hızlı yol” düzenlemesiyle geçiştirme planına karşı yasal işlem başlattı. Kampanyacılar, bu düzenlemenin Britanyalıları zararlı kimyasallara maruz bırakabileceği uyarısında bulunuyor. Groupeye göre, önerilen sistem mevcut güvenlik standartlarını zayıflatacak ve AB’den ayrılma sonrası bağımsız kimyasal politikasını tehlikeye atacak.
Gelişmenin arka planı
Fighting Dirty, İngiltere Çevre, Gıda ve Köy İşleri Bakanlığı’na (Defra) karşı yüksek mahkemede dava açtı. Dava, hükümetin kimyasal maddelerin sınıflandırılması ve etiketlenmesi konusunda “hızlı yol” olarak adlandırılan bir prosedürü benimseme planına odaklanıyor. Kampanya grubu, bu yaklaşımın AB’nin daha sıkı düzenlemelerinden saparak daha düşük standartlara yol açacağını iddia ediyor.
İngiltere, Brexit sonrası kendi kimyasal düzenleme çerçevesini oluşturma sürecinde. Hükümet, yeni sistemin işletmeler için daha hızlı ve esnek olacağını savunuyor. Ancak eleştirmenler, bu hızın güvenlikten ödün verdiğini ve tüketicileri, işçileri ve çevreyi riske attığını söylüyor. Fighting Dirty, özellikle kanserojen, mutajen ve üreme sistemine zararlı maddelerin sınıflandırılmasında zayıflama olabileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu dava, sadece İngiltere’yi değil, küresel kimyasal yönetişimini de ilgilendiriyor. İngiltere’nin zayıf standartları benimsemesi, uluslararası ticarette “dibe doğru yarış”a yol açabilir; diğer ülkeler de benzer gevşek düzenlemelere yönelebilir. AB, halen dünyanın en katı kimyasal düzenlemelerinden birine sahipken, İngiltere’nin bu alandaki adımları küresel normları etkileyebilir. Ayrıca, Brexit sonrası İngiltere’nin kimyasal politikası, ticaret anlaşmalarında da belirleyici olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, kimyasal düzenlemelerde AB müktesebatına uyum sürecini sürdürüyor. İngiltere’deki bu gelişme, AB’nin REACH gibi sıkı düzenlemelerinin küresel ölçekte aşındırılma riskini gösteriyor. Türkiye’nin dış ticaretinde önemli bir ortak olan İngiltere’de standartların düşmesi, Türk ihracatçıları için farklı düzenlemelere uyum zorunluluğu doğurabilir. Aynı zamanda, Türkiye’nin kimyasal güvenlik politikalarını belirlerken İngiltere örneğini takip etmektense AB standartlarına bağlı kalması, halk sağlığı ve çevre açısından daha güvenli bir tercih olacaktır.