Ermenistan'da yapılan erken genel seçimlerde Başbakan Nikol Paşinyan ve partisi 'Sivil Sözleşme' ittifakı, oyların yüzde 53,9'unu alarak ezici bir zafer kazandı. Bu sonuç, 30 yılı aşkın süredir kapalı olan Türkiye-Ermenistan sınırının nihayet açılabileceğine dair umutları yeşertti. Paşinyan, seçim kampanyasında Türkiye ve Azerbaycan ile ilişkilerin normalleştirilmesi, aynı zamanda Ermenistan'ın Avrupa'ya yakınlaşması vaatleriyle öne çıkmıştı. Ancak anayasal engeller ve bölgesel dengeler, bu sürecin önündeki başlıca zorluklar olarak duruyor.
Seçimin arka planı ve Paşinyan'ın yükselişi
2018'deki 'Kadife Devrim' ile iktidara gelen Paşinyan, ülkesinde köklü reformlar yapma sözü vermişti. Ancak 2020'deki Dağlık Karabağ Savaşı'nda Azerbaycan karşısında alınan ağır yenilgi, hükümetine yönelik sert eleştirilere yol açtı. Buna rağmen Paşinyan, savaşın ardından başlattığı diyalog süreciyle Türkiye ve Azerbaycan ile normalleşme adımları atmayı başardı. 2021'de Türkiye ile Ermenistan arasında 'normalleşme süreci' özel temsilcileri atandı ve bir dizi görüşme gerçekleştirildi.
Seçim sonuçları, Paşinyan'ın bu politikasının halk nezdinde destek bulduğunu gösteriyor. Zira seçim öncesi anketlerde, katılımcıların yüzde 60'ından fazlası Türkiye ile sınırın açılmasına olumlu bakıyordu. Ancak Ermenistan anayasası, sınırların değiştirilmesi gibi önemli kararları referanduma tabi tutuyor ve bu da süreci uzatabilecek bir faktör.
Bölgesel boyut ve uluslararası yansımaları
Türkiye-Ermenistan sınırının açılması, sadece iki ülke arasındaki ilişkileri değil, tüm Güney Kafkasya'daki jeopolitik denklemleri etkileyecek potansiyele sahip. Kapalı sınır, Ermenistan'ın Rusya'ya bağımlılığını artırırken, Türkiye'nin Azerbaycan ile olan stratejik ortaklığı üzerinde de doğrudan etkiliydi. Sınırın açılması, Ermenistan'ın İran ve Gürcistan dışında yeni bir ticaret ve enerji koridoru elde etmesini sağlayacak. Ayrıca ABD ve Avrupa Birliği, iki ülke arasındaki normalleşmeyi desteklerken, Rusya ise bu süreci daha temkinli karşılıyor. Rusya, Güney Kafkasya'daki etkisinin azalmasından endişe duyuyor.
Ancak unutulmamalıdır ki sınırın açılması için Türkiye ve Azerbaycan'ın da belirli koşulları var. Azerbaycan, Dağlık Karabağ sorununun çözümü konusunda ilerleme kaydedilmesini şart koşarken, Türkiye ise Ermenistan'ın soykırım iddialarından vazgeçmesi ve uluslararası alanda bu konudaki faaliyetlerine son vermesi gerektiğini vurguluyor. Paşinyan'ın bu hafta yaptığı açıklamada, 'Türkiye ile sınırın açılması, ekonomik kalkınma için kritik öneme sahip' ifadeleri, sürecin geleceğine dair ipuçları veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Kafkasya politikası açısından önemli bir fırsat penceresi sunuyor. Sınırın açılması, Türkiye'nin Orta Asya ve Kafkasya'ya açılan bir kapı olarak konumunu güçlendirecek, aynı zamanda Azerbaycan ile olan ilişkilerini de dengeleyebilecek. Ekonomik olarak, Türkiye için yeni pazar ve transit yollar anlamına gelen bu adım, Doğu Anadolu bölgesinin kalkınmasına katkıda bulunabilir. Güvenlik boyutunda ise, Ermenistan'la normalleşme, Rusya'nın bölgedeki tek taraflı etkisini sınırlayarak Türkiye'ye daha fazla hareket alanı sağlayabilir. Ancak Ankara'nın, Bakü'nün hassasiyetlerini göz önünde bulundurması ve süreci iki ülke arasında eşgüdüm içinde yürütmesi gerekiyor. Aksi takdirde, Azerbaycan'la ilişkilerde gerilim yaşanması olasıdır.