Birleşik Krallık'ın Manchester kenti belediye başkanı Andy Burnham'ın başarısızlığı, ülke genelinde devlet müdahalesinin sınırlarını tartışmaya açtı. Uzmanlara göre, büyük devlet yapısının ‘yıkıma uğraması’, ancak bundan sonra ciddi reformların hayata geçirilmesi mümkün olacak. Ekonomistler, kamu harcamalarının sürdürülemez boyutlara ulaştığına dikkat çekerken, Burnham örneği, devlet başarısızlığının sembolü haline geldi.
Burnham’ın Başarısızlığı ve Devlet Yapısının Çöküşü
Andy Burnham, 2017'den bu yana Büyük Manchester’ın belediye başkanı olarak görev yapıyor. Ancak son dönemde bölgede artan ulaşım sorunları, sağlık hizmetlerindeki aksaklıklar ve konut krizi, onun yönetimini sorgulanır hale getirdi. Özellikle Metrolink tramvay sisteminin yetersiz kalması ve NHS (Ulusal Sağlık Sistemi) randevu bekleme sürelerinin rekor kırması, Burnham’ın vaatlerini gerçekleştiremediğini gösteriyor. The Economist dergisinin yayımladığı bir analize göre, Burnham’ın başarısızlığı, aslında merkezi hükümetin yerel yönetimlere devrettiği yetkilerin yetersizliğinden değil, aksine çok fazla yetki verilmesinden kaynaklanıyor. Yani devlet, her şeye müdahale etmeye çalışırken, kendi ağırlığı altında eziliyor.
Birleşik Krallık'ta kamu harcamaları GSYH'nin yüzde 45’ine ulaşmış durumda. Bu oran, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en yüksek seviyede. Vergi yükünün artmasına rağmen, kamu hizmetlerinin kalitesi düşüyor. Örneğin, tren gecikmeleri yüzde 20 arttı, hastane önlerindeki ambulans kuyrukları ise 1 saati aşıyor. Burnham da bu sistemin bir parçası olarak, kaynakları verimsiz kullanmakla eleştiriliyor.
Küresel Boyut: Büyük Devlet Modeli Neden Çöküyor?
Burnham’ın durumu, aslında küresel bir eğilimi yansıtıyor. Pandemi sonrası birçok ülke, kamu harcamalarını artırarak ekonomiyi canlandırmaya çalıştı. Ancak bu politikalar, artan enflasyon, borç krizi ve bürokratik yavaşlıkla sonuçlandı. ABD'de Başkan Biden’ın ‘Build Back Better’ planı Senato'da takılırken, Fransa'da Macron’un reformları sarı yelekliler protestolarına yol açtı. OECD verilerine göre, gelişmiş ülkelerin ortalama kamu harcamaları GSYH'nin yüzde 47’sine ulaştı. Ancak halkın memnuniyeti giderek düşüyor. Siyaset bilimci Francis Fukuyama, “Devlet, vatandaşlarına hizmet etmek için değil, kendi varlığını sürdürmek için çalışıyor” diyerek durumu özetliyor.
Birleşik Krallık, bu krizden çıkış için ‘küçük devlet’ politikalarına geri dönmeyi tartışıyor. Muhafazakar Parti içindeki reformcular, özelleştirme ve deregülasyon çağrıları yaparken, İşçi Partisi ise devlet müdahalesinin daha verimli hale getirilmesini savunuyor. Ancak Burnham örneği, her iki tarafın da ikna edici bir çözüm sunamadığını gösteriyor. Belki de gerçek reform, devletin tamamen çökmesiyle başlayacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye’de de kamu harcamalarının GSYH'ye oranı yüzde 35 civarında seyrediyor. Ancak benzer şekilde, bürokratik yapının verimsizliği ve kaynak israfı önemli sorunlar oluşturuyor. Burnham örneği, Türkiye’deki yerel yönetimlerin yetki ve sorumluluk dengesini sorgulamamıza neden oluyor. Özellikle büyükşehir belediyelerinin artan borç yükü ve hizmet kalitesindeki düşüş, benzer bir çöküş senaryosunun habercisi olabilir. Türkiye’nin, kamu reformu yaparken sadece mali disipline odaklanmaması, aynı zamanda yönetişim kalitesini artırması gerekiyor. Aksi takdirde, Burnham’ın başarısızlığı Türkiye için de bir uyarı niteliği taşıyor.