Birleşik Krallık'ta (BK) emeklilerin vergi yükü hızla artıyor. Hazine tarafından açıklanan resmi verilere göre, 2028 yılına kadar bir milyon emekli, emeklilik gelirleri üzerinden yüksek veya ek vergi dilimine girecek. Bu rakam, beş yıl öncesine göre iki katına çıkmış durumda. Vergi dilimlerinin dondurulması ve emekli maaşlarındaki artışların bu dilimleri aşması, emeklilerin giderek daha fazla vergi ödemesine neden oluyor. Hükümetin bu politikası, özellikle sabit gelirli emekliler üzerinde olumsuz etkiler yaratırken, mali sürdürülebilirlik tartışmalarını da beraberinde getiriyor.
Vergi dilimlerinin dondurulması emeklileri nasıl etkiliyor?
Birleşik Krallık'ta vergi dilimleri, 2021 yılında dönemin Maliye Bakanı Rishi Sunak tarafından 2026 yılına kadar dondurulmuş, ardından bu süre 2028'e kadar uzatılmıştı. Bu uygulama, enflasyon ve maaş artışları nedeniyle bireylerin zamanla daha yüksek vergi dilimlerine girmesine yol açıyor. Özellikle devlet emeklilik maaşı (state pension) ve özel emeklilik gelirleri, bu dondurma nedeniyle daha yüksek vergiye tabi oluyor. HMRC verilerine göre, 2023/24 vergi yılında yaklaşık 550 bin emekli yüksek vergi (%40) veya ek vergi (%45) öderken, bu sayının 2028/29'a kadar 1 milyona ulaşması bekleniyor.
Bu durum, özellikle emeklilik gelirleri vergiye tabi olmayan bireyler için sürpriz bir vergi yükü anlamına geliyor. Emekliler, genellikle çalışma hayatlarında ödedikleri vergilerden daha az vergi ödeyeceklerini düşünürken, bu politikayla birlikte daha yüksek vergi dilimlerine giriyorlar. Örneğin, 2024/25 vergi yılında yıllık devlet emeklilik maaşı 11.502 sterlin olarak belirlenmişken, kişisel vergi muafiyeti (personal allowance) 12.570 sterlin seviyesinde. Ancak özel emeklilik gelirleri de eklendiğinde, birçok emekli bu muafiyet sınırını aşarak vergi ödemek zorunda kalıyor.
Uzmanlar, bu durumun özellikle orta gelirli emeklileri orantısız şekilde etkilediğini belirtiyor. Çünkü yüksek gelirli emekliler, vergi planlaması yaparak yükümlülüklerini azaltabilirken, orta gelirli emekliler bu imkâna sahip değil. Ayrıca, emeklilik gelirlerinin vergilendirilmesi, tasarruf teşviklerini de zayıflatıyor. Emeklilik şirketleri ve mali danışmanlar, hükümetin bu politikasının uzun vadede emeklilik tasarruflarını olumsuz etkileyeceği konusunda uyarıyor.
Küresel boyut: Yaşlanan nüfuslar ve mali sürdürülebilirlik
Birleşik Krallık'taki bu tablo, gelişmiş ülkelerin karşı karşıya olduğu daha geniş bir sorunun parçası. Yaşlanan nüfuslar ve artan sağlık harcamaları, hükümetleri emeklilik sistemlerini finanse etmek için vergi gelirlerini artırmaya zorluyor. Vergi dilimlerinin dondurulması, hükümetlerin vergi artışlarını doğrudan yapmadan gelir elde etmesini sağlayan gizli bir yöntem olarak görülüyor. Bu uygulama, 'mali sürüklenme' (fiscal drag) olarak adlandırılıyor ve aslında bir vergi artışı işlevi görüyor.
Benzer eğilimler, ABD, Almanya ve Japonya gibi diğer gelişmiş ülkelerde de gözlemleniyor. Ancak Birleşik Krallık'ta bu uygulamanın emekliler üzerindeki etkisi, ülkenin emeklilik sisteminin yapısı nedeniyle daha belirgin. BK'da emeklilik gelirleri, çalışma gelirlerinden farklı olarak ulusal sigorta katkılarına (National Insurance) tabi değil, ancak gelir vergisine tabi. Bu durum, emeklilerin vergi yükünü artırırken, çalışanlarla emekliler arasında vergi adaleti tartışmalarını da gündeme getiriyor.
Öte yandan, hükümetin bu politikayı savunma gerekçesi, kamu maliyesini dengeleme ihtiyacı. COVID-19 salgını ve enerji krizi sonrası artan kamu borçları, hükümetleri gelir artırıcı önlemler almaya itiyor. Ancak emekliler üzerindeki bu yük, sosyal huzursuzluk riskini de beraberinde getiriyor. Emeklilik kuruluşları, hükümete çağrıda bulunarak vergi dilimlerinin enflasyona endekslenmesini veya emeklilere özel vergi muafiyetleri getirilmesini talep ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de benzer bir tartışma yaşanıyor; vergi dilimleri ve emekli maaşları arasındaki denge, sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği açısından kritik önemde. Birleşik Krallık'taki bu gelişme, Türkiye için önemli bir ders niteliği taşıyor: Vergi sistemlerinin enflasyon karşısında güncellenmemesi, özellikle sabit gelirli kesimler üzerinde orantısız bir yük oluşturabilir. Türkiye'de de son yıllarda vergi dilimleri ve muafiyetler enflasyon karşısında eriyerek, dar gelirli vatandaşların daha yüksek vergi ödemesine yol açmıştır. Bu durum, emekliler başta olmak üzere toplumsal refahı tehdit ederken, hükümetlerin mali politikalarını gözden geçirmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Ayrıca, yaşlanan nüfuslar, Türkiye dahil tüm ülkeleri emeklilik sistemlerini daha adil ve sürdürülebilir hale getirme konusunda zorluyor.